ABD'de yapılan bir kamuoyu araştırması, Amerikalıların yarısından fazlasının gıda ve akaryakıt gibi temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını ortaya koydu. Harris Poll tarafından The Guardian gazetesi için gerçekleştirilen ankete göre, katılımcıların yüzde 57'si ekonominin kötüye gittiğini düşünüyor. Aynı araştırma, Amerikalıların yüzde 95'inin ülkede ciddi bir satın alma krizi olduğuna inandığını gösteriyor. Bu oranlar, ABD'de yaşam maliyeti krizinin derinleştiğine işaret ediyor.
Artan fiyatlar ve borç yükü
Ankete katılanların yüzde 68'i market fiyatlarının son bir yılda arttığını, yüzde 54'ü ise kira veya konut ödemelerinin yükseldiğini belirtti. Akaryakıt fiyatlarındaki artış da katılımcıların yüzde 48'i tarafından dile getirildi. Özellikle düşük ve orta gelirli haneler, artan fiyatlar karşısında borçlanmaya yöneliyor. Ankete göre, Amerikalıların yüzde 42'si beklenmedik bir 400 dolarlık harcamayı karşılamakta zorlanacak. Bu durum, pandemi döneminde biriken tasarrufların tükendiğini ve hane bütçelerinin daraldığını gösteriyor.
Yaşam maliyetindeki artış, siyasi iklimi de etkiliyor. Ankete katılanların yüzde 63'ü hükümetin ekonomi politikalarını yetersiz bulduğunu ifade etti. Enflasyonun kontrol altına alınamaması, özellikle başkanlık seçimleri öncesinde Başkan Joe Biden ve yönetimi için önemli bir siyasi risk oluşturuyor. Cumhuriyetçi seçmenlerin yüzde 82'si ekonominin kötüleştiğini düşünürken, Demokratlarda bu oran yüzde 30'da kalıyor.
Küresel yansımalar ve enerji krizi
ABD'deki yaşam maliyeti krizi, küresel ekonomik görünüm açısından da endişe verici. ABD dünyanın en büyük ekonomisi olarak, tüketim alışkanlıkları ve enerji talebiyle küresel fiyatları doğrudan etkiliyor. Akaryakıt fiyatlarındaki artış, sadece ABD'de değil, dünya genelinde enerji maliyetlerini yükseltiyor. OPEC+ ülkelerinin üretim kısıtlamaları ve jeopolitik gerilimler, petrol fiyatlarını yukarı çekerken, ABD tüketicileri de bundan olumsuz etkileniyor.
Uzmanlar, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırımlarının enflasyonu kontrol altına almada yavaş kaldığını, bunun da tüketici güvenini zedelediğini belirtiyor. Avrupa ve Asya'da da benzer enflasyonist baskılar yaşanırken, ABD'deki durum küresel bir durgunluk endişesini yeniden gündeme taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişme, Türkiye için dolaylı etkiler barındırıyor. ABD'de talep daralması, Türkiye'nin ihracat pazarlarını olumsuz etkileyebilir. Özellikle otomotiv ve tekstil gibi sektörlerde siparişlerin azalması beklenebilir. Ayrıca, Fed'in faiz politikaları gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışına neden olurken, Türkiye gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan ekonomiler için kur baskısı yaratabilir. Enerji fiyatlarındaki artış ise Türkiye'nin cari açığını büyütebilir. Öte yandan, ABD'deki iç siyasi gerginlikler, Biden yönetiminin dış politikada daha az inisiyatif almasına yol açabilir; bu da Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'de Türkiye için bazı fırsat pencereleri açabilir.