ABD'de toplumsal ahlak anlayışı giderek muhafazakâr bir çizgiye kayıyor. Gallup'un son değerler ve inançlar anketine göre, Amerikalıların önemli bir kısmı doğum kontrolü, evlilik dışı çocuk sahibi olma ve boşanma gibi konularda daha katı tutumlar sergiliyor. Özellikle doğum kontrolüne erişimin ahlaki açıdan kabul edilebilirliği konusunda olumlu görüş bildirenlerin oranı son yıllarda belirgin şekilde düştü. 2023'te yetişkinlerin yalnızca %55'i doğum kontrolünü ahlaki olarak kabul edilebilir buluyor; bu oran 2015'te %70'in üzerindeydi. Anket, cinsellik, aile yapısı ve bireysel özgürlükler gibi alanlarda da benzer bir eğilim olduğunu gösteriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Gallup'un 2023 yılında gerçekleştirdiği Values and Beliefs anketi, 1.000'den fazla yetişkinle yapılan görüşmelere dayanıyor. Anket, Amerikalıların 20'den fazla sosyal ve ahlaki konu hakkındaki görüşlerini ölçüyor. En çarpıcı değişim doğum kontrolü algısında yaşandı. 2012'de Amerikalıların %73'ü doğum kontrolünü ahlaki olarak kabul edilebilir bulurken, bu oran 2023'te %55'e geriledi. Aynı dönemde evlilik dışı çocuk sahibi olmayı onaylayanların oranı %45'ten %35'e düştü. Boşanma konusunda da benzer bir tablo var: 2012'de %69 olan kabul oranı, 2023'te %58'e indi. Ankette dikkat çeken bir diğer bulgu ise eşcinsel evlilik konusundaki görüşlerin nispeten istikrarlı kalması; 2012'de %44 olan kabul oranı 2023'te %45 olarak ölçüldü. Uzmanlar, bu eğilimin arkasında yükselen dini muhafazakârlık, siyasi kutuplaşma ve pandemi sonrası toplumsal belirsizliklerin etkili olduğunu belirtiyor. Özellikle genç nesiller arasında dahi doğum kontrolüne yönelik desteğin azalması, kalıcı bir kültürel kaymanın işareti olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki bu ahlaki muhafazakârlık dalgası, sadece iç toplumsal dinamiklerin değil, aynı zamanda küresel düzeyde yankı bulan siyasi gelişmelerin de bir parçası. Başta Yüksek Mahkeme'nin 2022'de Roe v. Wade kararını bozması olmak üzere, kürtaj haklarına yönelik kısıtlamalar ve doğum kontrolüne erişimi zorlaştıran yasal düzenlemeler, muhafazakâr hareketin güçlenmesine zemin hazırladı. Bu durum, ABD'deki dini sağ ve Cumhuriyetçi partinin tabanında etkili olan Evanjelik Hristiyanlık gibi grupların toplumsal normlar üzerindeki etkisini artırdı. Küresel ölçekte ise benzer eğilimler Polonya, Macaristan ve Brezilya gibi ülkelerde de gözlemleniyor. Ancak Batı Avrupa'nın çoğu, bu konularda daha liberal kalmaya devam ediyor. Analistler, ABD'deki bu dönüşümün uluslararası kuruluşlar aracılığıyla küresel sağlık politikalarını da etkileyebileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle ABD'nin dış yardım programları kapsamında doğum kontrolü hizmetlerine ayrılan fonların kesilmesi, gelişmekte olan ülkelerdeki aile planlaması çalışmalarını olumsuz etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki ahlaki muhafazakârlık eğilimi, Türkiye'deki benzer tartışmalarla paralellik gösteriyor. Türkiye'de de son yıllarda aile yapısı, doğum kontrolü ve evlilik dışı ilişkiler konusunda muhafazakâr söylem güçleniyor. Ancak ABD'deki gelişmelerin Türkiye'ye doğrudan yansıması sınırlı olabilir; çünkü iki ülke arasında laiklik ve dini kurumların rolü açısından önemli farklar bulunuyor. Bununla birlikte, ABD'nin küresel sağlık fonları ve uluslararası kuruluşlardaki etkisi dolayısıyla, bu eğilim Türkiye'nin de dahil olduğu bölgesel aile planlaması programlarını etkileyebilir. Türkiye, kendi iç dinamikleri ve demografik hedefleri doğrultusunda bu tür küresel trendleri yakından izlemeli ve olası etkilerine karşı hazırlıklı olmalıdır.