ABD'de tüketici güveni COVID-19 pandemisinden bu yana sürekli bir düşüş eğiliminde. Ekonomistler, yüksek enflasyon, devam eden küresel çatışmalar ve eski Başkan Donald Trump'ın uyguladığı tarifelerin Amerikalıların ekonomiye olan güvenini zedelediğini belirtiyor. Michigan Üniversitesi'nin tüketici güven endeksi Şubat ayında 64,2 puana gerileyerek son 10 yılın en düşük seviyelerinden birini gördü. Bu durum, 2024 başkanlık seçimleri öncesinde ekonomik kaygıların seçmen davranışını nasıl etkileyeceği sorusunu gündeme getiriyor.
Güven erozyonunun arka planı
Pandemi sonrası toparlanma, beklenenden yavaş ilerledi. Tedarik zinciri sorunları ve artan talep, fiyatları yukarı çekti. 2022'de yüzde 9,1'e ulaşan enflasyon, Fed'in agresif faiz artırımlarına rağmen hedef seviye olan yüzde 2'nin üzerinde seyrediyor. Özellikle gıda ve enerji fiyatlarındaki artış, hane bütçelerini zorluyor.
Ekonomistler, Ukrayna-Rusya savaşı ve Orta Doğu'daki çatışmaların enerji ve emtia fiyatlarını yukarı çektiğini vurguluyor. Ayrıca Trump döneminde Çin ve Avrupa Birliği'ne uygulanan tarifeler, tüketici fiyatlarına yansıyarak maliyetleri artırdı. Biden yönetiminin bazı tarifeleri kaldırmasına rağmen, Çin'den ithal edilen birçok üründe ek vergiler halen yürürlükte.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD ekonomisindeki bu güvensizlik, küresel piyasaları da etkiliyor. Tüketici harcamalarındaki yavaşlama, Çin ve Almanya gibi ihracat bağımlı ekonomiler için risk oluşturuyor. IMF, küresel büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize ederken, dünya ticaret hacmindeki daralmaya dikkat çekiyor. Ancak bazı analistler, ABD işgücü piyasasının hâlâ güçlü olduğunu ve ücret artışlarının enflasyonu dengeleyebileceğini savunuyor.
Yine de tüketici güvenindeki kırılganlık, özellikle konut ve otomotiv sektörlerinde belirgin. Mortgage faizlerinin yüzde 7'nin üzerinde seyretmesi, konut alımlarını sınırlıyor. Otomobil kredilerindeki yüksek faiz oranları da talebi baskılıyor. Uzmanlar, güvenin yeniden tesis edilmesi için enflasyonun kalıcı olarak düşmesi ve jeopolitik risklerin azalması gerektiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ekonomisindeki bu kötümserlik, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de dolaylı yansımaları olabilir. ABD talebindeki yavaşlama, Türkiye'nin ihracat pazarlarını daraltabilir. Ayrıca küresel risk iştahının azalması, gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışına yol açabilir. Ancak Türkiye'nin ihracatçıları, ABD'deki olası bir durgunluğa karşı Avrupa ve Orta Doğu pazarlarına yönelerek çeşitlendirme stratejisi izleyebilir. Yine de enflasyonla mücadele eden Türkiye için ABD faiz politikalarının seyri, TL'deki volatilite açısından belirleyici olacaktır.