Amerika Birleşik Devletleri, 2026 yılında bağımsızlığının 250. yılını kutlamaya hazırlanırken, tarihçiler ve siyaset bilimciler ülkenin geçmişine dönerek günümüzle benzerlikler arıyor. Utah Valley Üniversitesi Anayasa Çalışmaları Merkezi'nde profesör ve 'History That Doesn't Suck' podcast'inin sunucusu Greg Jackson, Bloomberg Weekend programında yaptığı değerlendirmede, Amerikan tarihinde sürekli kendini tekrar eden temalar olduğunu vurguladı. Jackson'a göre, kuruluş yıllarından günümüze kadar geçen sürede ekonomik krizler, toplumsal bölünmeler ve siyasi kutuplaşmalar döngüsel olarak ortaya çıkıyor.
Kuruluştan Günümüze Tekrarlanan Temalar
Jackson, 1776'dan bu yana Amerika'nın karşılaştığı en büyük sınavların çoğunun, ülkenin kurucu idealleri ile gerçekleri arasındaki gerilimden kaynaklandığını belirtiyor. Örneğin, 1787 Anayasa Konvansiyonu sırasında yaşanan eyaletler arası çekişmeler, 19. yüzyılda iç savaşa yol açan kölelik tartışmaları ve 20. yüzyılda Büyük Buhran sonrası New Deal reformları, hep aynı soru etrafında şekilleniyor: 'Amerikan rüyası herkes için erişilebilir mi?' Bugün ise bu soru, ekonomik eşitsizlik ve pandemi sonrası toparlanma bağlamında yeniden gündemde.
Jackson, pandemi sonrası dönemde artan enflasyon ve tedarik zinciri sorunlarının, 1970'lerin stagflasyon dönemini hatırlattığını ifade ediyor. O dönemde de petrol krizleri ve işsizlik ülkeyi sarsmış, ardından gelen Reagan yönetimiyle birlikte neoliberal ekonomi politikalarına geçilmişti. Bugün ise Jackson'a göre, hükümetin ekonomiye müdahalesinin boyutu ve pandemi yardım paketlerinin uzun vadeli etkileri tartışılıyor.
Küresel Bağlamda Amerikan Deneyimi
250 yıllık tarih, aynı zamanda Amerika'nın dünya sahnesindeki rolünün de evrimini gösteriyor. Jackson, Soğuk Savaş döneminde 'özgür dünyanın lideri' olarak konumlanan ABD'nin, günümüzde yükselen Çin ve diğer güçler karşısında yeni bir denge arayışında olduğunu belirtiyor. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan Bretton Woods sistemi, 1971'de altın standardının terk edilmesi ve 2008 mali krizi, uluslararası ekonomik düzendeki kırılmaların Amerikan tarihindeki karşılıkları olarak öne çıkıyor. Jackson, bu dönemlerin ortak özelliğinin, iç politikadaki belirsizliklerin dış politika tercihlerini de şekillendirdiği gerçeği olduğunu söylüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin 250. yıl dönümüne yaklaşırken yaşadığı iç tartışmalar ve tarihsel döngüler, Türkiye'nin dış politikasını dolaylı da olsa etkileme potansiyeline sahiptir. Amerikan yönetiminin içe kapanma ve öncelikleri yeniden belirleme eğilimi, küresel ticaret savaşları ve NATO ittifakı içindeki rolünü sorgulaması, Türkiye gibi stratejik ortaklar için belirsizlik yaratabilir. Özellikle ekonomik alanda tekrarlanan kriz döngüleri, uluslararası piyasalarda dalgalanmalara yol açarken, Türkiye'nin borçlanma maliyetleri ve ihracat pazarları etkilenebilir. Tarihsel olarak ABD'deki büyük ekonomik veya siyasi dönüşümlerin küresel sistemi yeniden şekillendirdiği düşünüldüğünde, Türkiye'nin bu döngüye hazırlıklı olması ve çeşitlendirilmiş dış politika araçları geliştirmesi önem kazanmaktadır.