Altın fiyatları, ABD istihdam piyasasındaki yavaşlama sinyalleri ve tahvil getirilerindeki artışın Federal Reserve'in (Fed) faiz artırım döngüsündeki olası etkileri etrafında şekillenen belirsizlik ortamında hafif bir yükseliş kaydetti. Sarı metal, Haziran ayından bu yana en büyük haftalık düşüşünü yaşadıktan sonra gelen bu toparlanma, yatırımcıların Fed'in para politikası patikasına dair ipuçları aradığı bir dönemde gerçekleşti.
Piyasa Dinamikleri ve Fed Beklentileri
Altının ons fiyatı, Cuma günü ABD'de açıklanan tarım dışı istihdam verisinin beklentilerin altında kalmasının ardından gelen alımlarla destek buldu. Veri, işgücü piyasasının soğuduğuna işaret ederek Fed'in agresif faiz artırımlarını yavaşlatabileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi. Ancak aynı dönemde ABD 10 yıllık tahvil getirilerinin yükselmesi, faiz getirisi olmayan altının cazibesini sınırlayan bir unsur olarak öne çıktı. Tahvil getirilerindeki artış, genellikle altın fiyatları üzerinde baskı yaratır; zira yatırımcılar sabit getirili enstrümanlara yönelebilir.
Analistler, altının kısa vadeli yönünü belirleyecek en kritik faktörün Fed'in bir sonraki toplantısında alacağı kararlar ve Başkan Jerome Powell'ın açıklamaları olacağını belirtiyor. Piyasalar, Fed'in faiz artırım hızını düşürüp düşürmeyeceğini veya enflasyonla mücadelede daha şahin bir tutum sergileyip sergilemeyeceğini tartışıyor. Son istihdam verisinin ardından vadeli işlem piyasalarında Fed'in Eylül toplantısında faizleri sabit tutma olasılığı bir miktar arttı, ancak yıl sonuna kadar ek bir artırım ihtimali tamamen ortadan kalkmadı.
Öte yandan, jeopolitik riskler ve küresel ekonomik belirsizlikler altının güvenli liman talebini canlı tutmaya devam ediyor. Çin'den gelen zayıf ekonomik veriler ve Avrupa'da enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, yatırımcıların portföylerini çeşitlendirme ihtiyacını artırıyor. Merkez bankalarının altın rezervlerini artırma eğilimi de fiyatları uzun vadede destekleyen bir diğer faktör olarak öne çıkıyor.
Küresel Piyasalarda Altının Konumu
Altın, 2023 yılı boyunca dalgalı bir seyir izledi. Yılın ilk yarısında enflasyon endişeleri ve jeopolitik gerilimlerle yükselen altın, yaz aylarında Fed'in faiz artırımlarını sürdürmesiyle değer kaybetti. Son haftalarda ise ABD ekonomisinin yavaşladığına dair işaretler ve Fed'in faiz artırımlarında sona yaklaşıldığı beklentisi altını yeniden destekledi. Ancak tahvil getirilerindeki yükseliş, altının yükseliş potansiyelini sınırlıyor. Uzmanlar, altının ons fiyatının kısa vadede 1.900-1.950 dolar bandında dalgalanmasını bekliyor. Uzun vadede ise merkez bankalarının para politikaları ve küresel büyüme görünümü belirleyici olacak.
Euro Bölgesi'nde de benzer bir belirsizlik hakim. Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) faiz artırımlarını ne zaman durduracağı ve ekonomik yavaşlamanın ne kadar derin olacağı altın fiyatları üzerinde dolaylı etki yaratıyor. Euro/dolar paritesindeki hareketler, dolar cinsinden altın fiyatlarını etkileyen bir diğer önemli faktör. Doların güçlenmesi altını baskılarken, zayıf dolar altını destekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Altın fiyatlarındaki dalgalanmalar Türkiye ekonomisi ve yatırımcıları için doğrudan önem taşıyor. Türkiye, dünyanın en büyük altın alıcılarından biri olarak, altın ithalatı ve rezerv yönetimi açısından küresel fiyatlara duyarlı. Fed'in faiz politikası, dolar/TL kurunu ve dolayısıyla TL cinsinden altın fiyatını etkiliyor. Yurt içinde artan enflasyon ve TL'deki değer kaybı, vatandaşların altına yönelmesine neden olurken, bu durum cari açığı da besliyor. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) altın rezervleri ve para politikası kararları, küresel altın piyasasındaki gelişmelerden bağımsız düşünülemez. Fed'in faiz artırımlarını yavaşlatması, gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını artırarak TL'yi destekleyebilir ve altın ithalatını bir miktar frenleyebilir. Ancak jeopolitik riskler ve iç ekonomik koşullar, altına olan talebin güçlü kalmasına yol açabilir.