Altın fiyatları, Ortadoğu’da artan jeopolitik gerilimlerin petrol fiyatlarını yükseltmesi ve enflasyon endişelerini canlandırmasıyla birlikte yüzde 1.9 düşerek yeniden 4.000 doların altına geriledi. Değerli maden, ABD’de beklenenden daha ılımlı enflasyon verileri gelmesine rağmen, faiz oranı görünümüne ilişkin belirsizlikler nedeniyle baskı altında kaldı. Yatırımcılar, İran ve İsrail arasındaki tansiyonun tırmanmasıyla birlikte, Orta Doğu’da geniş çaplı bir çatışmanın küresel enerji arzını tehdit edebileceği endişesine odaklanmış durumda. Bu durum, merkez bankalarının para politikalarını sıkılaştırmaya devam edeceği beklentisini güçlendirirken, altın gibi güvenli liman varlıklarına olan talebi de zayıflatıyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail’in Gazze’deki operasyonlarına devam etmesi ve İran’ın bölgedeki vekil güçlerle artan çatışmaları, petrol fiyatlarının varil başına 95 doların üzerine çıkmasına neden oldu. Brent tipi ham petrol, son bir ayda yüzde 12 değer kazanırken, analistler Ortadoğu’da olası bir arz kesintisinin fiyatları 100 doların üzerine taşıyabileceğini belirtiyor. Yüksek petrol fiyatları, küresel enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluştururken, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerini erteleyebileceği endişelerini de beraberinde getiriyor. Altın, faiz getirmeyen bir varlık olarak, yüksek faiz ortamında cazibesini kaybediyor. ABD’de açıklanan son enflasyon verileri, Tüketici Fiyat Endeksi’nin (TÜFE) tahminlerin altında kalarak yüzde 3.2 olarak gerçekleştiğini gösterdi. Ancak bu iyimser veri, jeopolitik risklerin gölgesinde kaldı ve yatırımcılar güvenli liman alımlarını altından petrole kaydırdı.
Altın fiyatları, bugün ons başına 3,978 dolara kadar gerileyerek haftalık kaybını yüzde 2.5’e çıkardı. Teknik analistler, 4,000 dolar seviyesinin psikolojik bir destek noktası olduğunu ve bu seviyenin altındaki kalıcı hareketlerin satış baskısını artırabileceğini belirtiyor. Diğer taraftan, dolar endeksi (DXY) yüzde 0.3 yükselerek 104.5 seviyesine çıktı. Güçlü dolar, altını diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar için daha pahalı hale getirerek talebi azaltıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Ortadoğu’daki gerilim, yalnızca altın ve petrol piyasalarını değil, aynı zamanda küresel hisse senedi piyasalarını da etkiliyor. Asya ve Avrupa borsalarında satış ağırlıklı bir seyir izlenirken, ABD vadeli endeksleri de yatay negatif seyrediyor. Yatırımcılar, İsrail’in İran’a yönelik olası bir misilleme operasyonu ve Hizbullah’ın kuzey sınırında artan faaliyetleri konusunda tedirgin. Suudi Arabistan ve BAE gibi büyük petrol üreticileri, arz güvenliği konusunda uluslararası topluma çağrıda bulunurken, OPEC+‘ın üretim politikaları da yakından takip ediliyor. Bu belirsizlik ortamında, yatırımcılar altın yerine kısa vadeli tahvillere ve dolara yöneliyor. Uzmanlar, jeopolitik risklerin azalması durumunda altının yeniden 4,000 doların üzerine çıkabileceğini, ancak çatışmaların tırmanması halinde 3,800 dolar seviyelerinin test edilebileceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, yüksek enflasyon ve cari açıkla mücadele ederken, altın fiyatlarındaki bu düşüş kısa vadede ithalat maliyetlerini azaltabilir. Ancak Ortadoğu’daki gerilimler, Türkiye’nin enerji faturasını artırma potansiyeli taşıyor. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye’nin dış ticaret dengesi ve enflasyonu üzerinde olumsuz etki yaratabilir. Ayrıca bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye’nin turizm gelirlerini ve Gazze’ye insani yardım çabalarını etkileyebilir. Merkez Bankası’nın faiz politikaları, küresel faiz oranlarındaki değişimlerden doğrudan etkilenecektir. Türkiye, bu dönemde enerji çeşitliliği ve diplomatik girişimlerle riskleri dengelemeye çalışıyor.