Almanya, Gazze Şeridi'nde devam eden soykırım sırasında İsrail'e bu yılın ilk yarısında yaklaşık 800 milyon avro (930 milyon dolar) değerinde askeri teçhizat ihracatını onayladı. Yerel medyanın Çarşamba günü bildirdiğine göre, bu rakam Alman Ekonomi ve Enerji Bakanlığı'nın bir parlamento soruşturmasına verdiği yanıtta açıklandı. Bu gelişme, uluslararası toplumun Gazze'deki insani krize ve savaş suçlarına ilişkin artan tepkileri arasında Almanya'nın İsrail'e verdiği askeri desteğin boyutunu bir kez daha gündeme getirdi.
İhracat Rakamları ve Siyasi Tartışmalar
Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanlığı, Sol Parti milletvekili Sevim Dağdelen'in soru önergesine verdiği yanıtta, 1 Ocak - 18 Haziran tarihleri arasında İsrail'e toplam 793 milyon avro değerinde silah ve askeri teçhizat ihracatına izin verildiğini bildirdi. Bu rakam, bir önceki yılın aynı dönemine göre önemli bir artışa işaret ediyor. 2023'ün ilk yarısında bu rakam yalnızca 32 milyon avro civarındaydı. Böylece Almanya, İsrail'e en büyük silah tedarikçilerinden biri haline geldi.
İzin verilen ihracat kalemleri arasında tanksavar silahları, mühimmat ve diğer askeri ekipmanlar yer alıyor. Bakanlık, ihracat lisanslarının ulusal güvenlik ve uluslararası hukuk kriterlerine göre değerlendirildiğini ve her vakanın ayrıca incelendiğini savunsa da, bu açıklama Almanya'da geniş yankı buldu. Özellikle Yeşiller Partisi ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) içinden gelen bazı milletvekilleri, Gazze'deki sivil kayıpların artması nedeniyle İsrail'e silah satışının durdurulması çağrısında bulundu. Ancak Başbakan Olaf Scholz liderliğindeki koalisyon hükümeti, İsrail'in kendini savunma hakkına vurgu yaparak bu tür eleştirileri geri çevirdi.
Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Boyut
Almanya'nın silah ihracatı, uluslararası hukuk açısından da tartışma konusu. Uluslararası Adalet Divanı (UAD), Ocak ayında Güney Afrika'nın açtığı soykırım davasında, Gazze'deki Filistinlilere yönelik potansiyel soykırım eylemlerini önlemek için ihtiyati tedbir kararı almıştı. Bu karar, Almanya gibi ülkelerin İsrail'e askeri yardımını sorgulatabilir. Nikaragua, Mart ayında Almanya'yı UAD'de soykırıma yardım etmekle suçlamış, ancak mahkeme bu davayı reddetmişti. Buna rağmen, insan hakları örgütleri ve hukukçular, Almanya'nın silah ihracatının UAD kararına aykırılık oluşturabileceğini belirtiyor.
Almanya'nın bu tutumu, Avrupa Birliği içinde de rahatsızlık yaratıyor. İspanya, İrlanda ve Norveç gibi ülkeler Filistin devletini tanıyarak İsrail'e yönelik daha sert bir tutum sergilerken, Almanya'nın İsrail'e koşulsuz destek vermesi AB'nin Ortadoğu politikasında bölünmeye yol açıyor. Öte yandan Almanya, İsrail'in güvenliğini 'devlet aklı' (Staatsräson) olarak nitelendiren geleneksel bir politikaya sahip; bu anlayış, Nazi dönemindeki Holokost suçluluğundan kaynaklanan tarihsel bir sorumluluğa dayanıyor. Ancak bu politika, Gazze'deki sivil kayıpların artmasıyla birlikte Alman toplumunda giderek daha fazla sorgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'nın İsrail'e silah ihracatını artırması, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği doğrudan etkileyen bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Türkiye, Gazze'deki katliamın durdurulması ve İsrail'e yönelik silah ambargosu uygulanması için yoğun diplomatik çaba sarf ediyor. Almanya gibi Avrupa'nın önde gelen ülkelerinin İsrail'e bu denli büyük ölçekli silah sağlaması, bölgedeki ateşkes ve barış çabalarını zayıflatıyor. Ankara, bu tür ihracatların uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve soykırımı körüklediğini savunuyor. Türkiye'nin bu konudaki tutumu, hem Birleşmiş Milletler nezdinde hem de ikili ilişkilerde Almanya ile zaman zaman gerilimlere neden oluyor. Bu tablo, Türkiye'nin Filistin politikasını güçlendirirken, Avrupa Birliği ile ilişkilerde de yeni bir gerginlik kaynağı olabilecek nitelikte.