Almanya'da yükselen aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi, Nazi döneminde kapatılan modernist sanat akımı Bauhaus'u hedef alarak, 1930'ların kültürel tasfiyesini anımsatan bir saldırı başlattı. Bauhaus okulu, AfD'nin 'vatansever kültür' söylemi çerçevesinde 'Alman olmayan, uluslararası ve yabancı' olarak nitelendiriliyor. Partinin kültür politikaları, Bauhaus'un yaklaşık 100 yıl önce Hitler rejimi tarafından kapatılmasına benzer bir baskı yaratıyor. Bauhaus Derneği Başkanı Anh-Linh Ngo, 'AfD'nin söylemleri, modernizmin temellerine yönelik tehlikeli bir saldırıdır' dedi.
Bauhaus'a yönelik tarihsel ve güncel tehdit
Bauhaus, 1919'da Walter Gropius tarafından kurulan ve mimari, tasarım ve sanatta devrim yaratan bir okuldu. Nazi iktidara geldikten sonra 1933'te kapatılan kurum, modernist estetiği ve işlevselci yaklaşımıyla tüm dünyada etkili olmuştur. AfD'nin Thüringen eyalet teşkilatı, Bauhaus'u 'Alman ruhuna yabancı' ilan ederken, parti içinde hazırlanan bir kültür raporu, 'Bauhaus'un uluslararası karakterinin Alman kültürünü zayıflattığı' iddiasını taşıyor. Bu söylem, Nazi dönemindeki 'dejenere sanat' kampanyalarını hatırlatıyor. Parti, ayrıca Bauhaus okulunun bulunduğu Dessau kentindeki belediyede, Bauhaus etkinliklerine verilen desteğin kesilmesini talep ediyor.
Kültür savaşının Avrupa boyutu
AfD'nin bu hamlesi, Avrupa'da yükselen aşırı sağın kültürel alanı da hedef aldığını gösteriyor. Macaristan'da Viktor Orbán'ın 'illiberal demokrasi' söylemi ve Polonya'da PiS partisinin 'milli kültür' vurgusu, benzer bir eğilimin parçası. Uzmanlar, Bauhaus'a yönelik bu saldırının, göçmen karşıtlığı ve Avrupa Birliği'ne yönelik eleştirilerle birleşerek, Alman kültür kurumları üzerinde baskı oluşturduğunu belirtiyor. Bauhaus Direktörü Claudia Perren, 'Modernizmin evrensel değerlerine yönelik bu tehdit, sadece Almanya'yı değil, tüm Avrupa kültürünü etkiliyor' dedi. AfD'nin anketlerde %20 civarında oy alması, bu tür söylemlerin önümüzdeki seçimlerde daha da güçlenebileceğine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bauhaus'a yönelik bu saldırı, Türkiye'de de benzer kültürel tartışmaların yaşandığı bir dönemde gündeme geliyor. Türkiye'de modernist mimari ve sanatın devlet eliyle desteklenmesi, son yıllarda milli ve dini motiflerin ön plana çıkarılmasıyla geri plana itildi. AfD'nin 'vatansever kültür' söylemi, Türkiye'deki 'yerli ve milli' vurgusuyla paralellik gösteriyor. Bu durum, küresel ölçekte kültürel çeşitliliğin ve modernizmin tehdit altında olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye'nin, Avrupa'daki bu kültürel dönüşümü yakından takip etmesi, kendi kültür politikalarını şekillendirirken dikkate alması gereken bir gelişme.