Almanya Federal Anayasa Koruma Teşkilatı (BfV), Almanya için Alternatif (AfD) partisi içinde aşırı sağcı potansiyel militan olarak değerlendirilen kişi sayısının yüzde 40 artarak 28 bine ulaştığını duyurdu. Alman istihbaratı, bu kişilerin sağcı aşırılık açısından risk oluşturduğu uyarısında bulundu. BfV raporu, partinin bazı kanatlarının artık sadece bir siyasi parti olmanın ötesine geçerek anayasal düzene tehdit oluşturduğunu vurguluyor. Özellikle Doğu Almanya eyaletlerinde güçlenen AfD, göçmen karşıtı ve Avrupa şüpheci söylemleriyle dikkat çekiyor. Rapor, partinin genel üye sayısının 40 bine yaklaştığını, bunların büyük çoğunluğunun potansiyel militan olarak sınıflandırıldığını ortaya koyuyor.
Gelişmenin arka planı
AfD, 2013 yılında Euro karşıtı bir hareket olarak kuruldu, ancak kısa sürede göçmen karşıtlığı ve İslamofobi üzerine odaklandı. 2015 göç krizi sonrası desteği hızla arttı. 2021 federal seçimlerinde yüzde 10.3 oy alarak ana muhalefet konumuna yükseldi. BfV, 2021 yılında partinin gençlik kanadı ve Saksonya-Thüringen eyalet yapılanmalarını aşırı sağcı olarak sınıflandırmıştı. Yeni rapor, partinin federal düzeyde de radikalleştiğine işaret ediyor.
Raporda, AfD milletvekillerinin sosyal medyada sık sık aşırı sağcı semboller kullandığı, göçmenlere yönelik nefret söylemlerinde bulunduğu ve Almanya'nın demokratik kurumlarını hedef alan ifadeler kullandığı belirtiliyor. Parti liderleri, istihbaratın suçlamalarını reddederek siyasi bir cadı avı yapıldığını iddia ediyor.
Bölgesel veya küresel boyut
AfD'nin yükselişi, Avrupa genelinde sağ popülist ve aşırı sağ hareketlerin güçlenmesiyle paralellik gösteriyor. Macaristan'da Fidesz, Polonya'da PiS, Fransa'da Ulusal Birlik, İtalya'da Lig ve İspanya'da Vox gibi partiler de benzer söylemlerle oy topluyor. Almanya'nın AB içindeki merkezi konumu nedeniyle AfD'nin olası bir iktidar paylaşımı, birliğin geleceği açısından kritik.
Rusya-Ukrayna savaşı bağlamında AfD'nin Rusya'ya yönelik yaptırımlara karşı çıkması ve NATO karşıtı söylemleri, partinin uluslararası güvenlik politikasında potansiyel bir kırılma noktası oluşturuyor. Partinin Rusya ile yakın bağları, Alman istihbaratının aşırılıkçı çizgiyi takviye eden bir faktör olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AfD'nin yükselişi, Türk-Alman ilişkileri ve Avrupa'daki Türk toplumu açısından doğrudan etkiler barındırıyor. AfD'nin göçmen karşıtı ve İslamofobik söylemleri, Türk kökenli Alman vatandaşlarını hedef alıyor. Partinin güçlenmesi, Almanya'nın Türkiye'ye yönelik dış politikasında daha sert bir çizgiye kaymasına neden olabilir. Özellikle Türkiye'nin AB üyelik sürecine karşı çıkmaları ve vize serbestisi konusunda engelleyici rol oynamaları muhtemel. Ayrıca, partinin Rusya yanlısı duruşu, Türkiye'nin Karadeniz ve Suriye politikalarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, AfD'nin olası iktidar etkisine karşı Berlin nezdinde diplomatik temaslarını sıkılaştırmalıdır.