Almanya, İsrail'in 1 Nisan 2024'te Gazze'de Dünya Merkezi Mutfağı (WCK) konvoyuna düzenlenen ve yedi yardım görevlisinin ölümüne yol açan ölümcül saldırıya ilişkin cezai soruşturma başlatmama kararını eleştirdi. Alman Dışişleri Bakanlığı, İsrail Ordu Sözcüsü'nün 19 Ağustos 2026'da yaptığı ve olayla ilgili soruşturma açılmayacağını duyurduğu açıklamayı üzüntüyle karşıladığını bildirdi. Bakanlık, uluslararası hukuka göre bu tür ciddi ihlallerin cezasız kalmaması gerektiğini vurgulayarak, İsrail'i bağımsız ve şeffaf bir soruşturma yürütmeye çağırdı.
Olayın Arka Planı ve İsrail'in Açıklaması
1 Nisan 2024'te, yardım kuruluşu Dünya Merkezi Mutfağı'nın Gazze'de insani yardım dağıttığı sırada İsrail güçlerinin düzenlediği hava saldırısında, aralarında İngiliz, Avustralyalı, Polonyalı ve ABD-Kanada çifte vatandaşlarının da bulunduğu yedi yardım çalışanı ölmüştü. Saldırı, uluslararası kamuoyunda büyük infial yaratmış ve İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarının insani yardım çalışanlarına yönelik risklerini gözler önüne sermişti.
İsrail Ordu Sözcüsü, 19 Ağustos 2026'da yaptığı yazılı açıklamada, olayla ilgili olarak 'operasyonel hatalar' olduğunu kabul etmekle birlikte, askeri savcılığın cezai soruşturma başlatılmasına gerek olmadığına karar verdiğini duyurdu. Sözcü, olayın 'talihsiz bir hata' sonucu meydana geldiğini öne sürerek, sorumluların disiplin cezasıyla cezalandırıldığını ancak adli bir sürecin yaşanmayacağını belirtti. Bu karar, özellikle kurbanların aileleri ve uluslararası toplum tarafından tepkiyle karşılandı.
Almanya'nın bu eleştirisi, Avrupa Birliği ülkeleri arasında İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarına yönelik artan hoşnutsuzluğun bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Almanya Dışişleri Bakanlığı, insani yardım çalışanlarının korunmasının uluslararası hukukun temel bir gereği olduğunu ve bu tür saldırıların hesap verilebilirlik çerçevesinde ele alınması gerektiğini ifade etti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
WCK saldırısı, Gazze'de İsrail ile Hamas arasında süren çatışmaların bir parçası olarak görülüyor. Saldırının ardından WCK, Gazze'deki insani yardım faaliyetlerini geçici olarak durdurmuş, bu da bölgede zaten kritik düzeyde olan insani krizin daha da derinleşmesine yol açmıştı. Uluslararası toplum, İsrail'in insani yardım kuruluşlarına yönelik saldırılarının savaş suçu oluşturabileceği yönünde endişelerini dile getiriyor.
İsrail'in soruşturma açmama kararı, Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütlerinin de tepkisini çekti. BM İnsan Hakları Ofisi, olayın 'uluslararası hukukun ciddi ihlali' olduğunu belirterek, bağımsız bir soruşturma yürütülmesi çağrısında bulundu. İsrail ise bu tür eleştirilere genellikle egemenlik haklarına vurgu yaparak yanıt veriyor ve askeri prosedürlerin yeterli olduğunu savunuyor.
Bu gelişme, Almanya ile İsrail arasında son dönemde yaşanan diplomatik gerilimlerin bir başka boyutunu oluşturuyor. Almanya, İsrail'in en yakın müttefiklerinden biri olmasına rağmen, özellikle Gazze'deki sivil kayıplar ve insani durum konusunda eleştirel bir tutum sergiliyor. Almanya Dışişleri Bakanı, daha önce yaptığı açıklamalarda İsrail'in uluslararası hukuka uyma yükümlülüğünü hatırlatmış ve insani ateşkes çağrısında bulunmuştu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin İsrail'in Gazze politikalarına yönelik eleştirel tutumuyla örtüşüyor. Türkiye, daha önce de uluslararası toplumu İsrail'i durdurmaya çağırmış ve insani yardım kuruluşlarına yönelik saldırıları kınamıştı. Almanya'nın bu tutumu, Avrupa Birliği içinde İsrail'e yönelik oluşan baskının artabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Türkiye, bu tür gelişmeleri, Filistin davasının uluslararası alanda desteklenmesi açısından önemli görüyor. Ancak, bu eleştirilerin yaptırıma dönüşmediği sürece sembolik kalacağını da ifade ediyor. Türkiye, bölgedeki insani krizin çözümü için kalıcı bir ateşkes ve iki devletli çözümün şart olduğunu savunmaya devam ediyor.