Yeni bir anket, Alman seçmenlerin Çin'i Avrupa'nın diğer büyük ülkelerine kıyasla daha fazla rakip veya hasım olarak gördüğünü ortaya koydu. Bu bulgu, Berlin'de Çin'e yönelik daha sert bir yaklaşımın benimsenip benimsenmeyeceği konusunda yapılan yoğun tartışmaların yaşandığı bir dönemde yayımlandı. Anket, Almanya'nın ekonomik bağımlılığının azaltılması gerektiğini savunanların görüşlerini desteklerken, Çin ile ticari ilişkilerin önemini vurgulayanları da endişelendirdi.
Alman Seçmeninin Gözünden Çin: Rakip mi, Hasım mı?
European Council on Foreign Relations (ECFR) tarafından yapılan geniş çaplı ankete göre, Alman seçmenlerin yüzde 60'ından fazlası Çin'i 'rakip' veya 'hasım' olarak tanımlıyor. Bu oran, Fransa, İtalya ve İspanya gibi diğer büyük AB ülkelerindeki ortalamanın oldukça üzerinde. Ankete katılan Almanların yalnızca yüzde 25'i Çin'i 'ortak' olarak görürken, bu oran Avrupa genelinde yüzde 35 seviyesinde.
Anket, Almanya'nın otomotiv, makine ve kimya sektörlerinde Çin'e olan bağımlılığının ekonomik olarak hissedilmeye başlamasıyla birlikte geldi. Rusya'ya yönelik yaptırımların ardından enerji maliyetlerinin artması ve tedarik zincirlerindeki aksaklıklar, Alman şirketlerini Çin pazarına daha temkinli bakmaya itiyor.
Almanya Başbakanı Olaf Scholz'un koalisyon hükümetinde Çin'e yönelik politikalar konusunda derin görüş ayrılıkları yaşanıyor. Yeşiller Partisi'nin dışişleri bakanı Annalena Baerbock ve ekonomi bakanı Robert Habeck, Çin'e karşı daha sert bir tutum sergilenmesini savunurken, Başbakan Scholz ve iş dünyası temsilcileri ticari ilişkilerin sürdürülmesinden yana. Scholz'un geçtiğimiz yıllarda Çin'e yaptığı ziyaretler ve ekonomi heyetleri, bu gerilimin bir yansıması olarak yorumlanıyor.
Avrupa'da Artan Rekabet ve Almanya'nın İkilemi
Anket, Avrupa genelinde Çin'e yönelik algının giderek sertleştiğini gösteriyor. AB ülkeleri, Çin'in teknolojik yükselişi ve artan askeri gücü karşısında ortak bir strateji geliştirmeye çalışıyor. Ancak Almanya'nın ihracata dayalı ekonomisi, Çin ile olan ticari bağlarını tamamen koparmasını engelliyor. Almanya'nın Çin'e olan ihracatı 2023 yılında toplam ihracatının yaklaşık %8'ini oluşturdu ve bu oran, ABD'den sonra en büyük ticaret ortağı konumunda.
Çin'in Tayvan'a yönelik baskısı ve Güney Çin Denizi'ndeki askeri faaliyetleri, Avrupalı liderlerin güvenlik endişelerini artırıyor. Almanya, Çin'e yönelik teknoloji transferlerini kısıtlamak ve yatırımlarını gözden geçirmek için harekete geçti. Ancak bu adımların Çin ekonomisiyle iç içe geçmiş Alman şirketlerini ne derece etkileyeceği belirsizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'nın Çin'e yönelik sertleşen tutumu, Türkiye'nin dış politikasını dolaylı olarak etkileyebilir. Avrupa'nın Çin'e karşı daha koordineli bir yaklaşım benimsemesi, Türkiye'nin hem AB hem de Çin ile olan ilişkilerinde denge kurmasını gerektirebilir. Özellikle ticaret ve teknoloji alanında Çin'in önemli bir ortak olduğu Türkiye, Avrupa'nın yaptırımlarına katılması durumunda ekonomik kayıplarla karşılaşabilir. Ayrıca, NATO üyesi olarak Türkiye'nin Çin'in askeri faaliyetlerine ilişkin endişeleri, Batı ile uyumlu bir pozisyon almasını gerektirebilir. Bu gelişme, Türkiye'nin çok yönlü dış politika anlayışını test edecek bir süreci başlatabilir.