Almanya için Alternatif (AfD), 1 Eylül 2024'te Saksonya ve Thüringen eyalet seçimlerinde elde ettiği zaferle, popülist partilerin iktidara gelmek için merkeze kayması gerektiği yönündeki geleneksel siyasi varsayımı altüst etti. Thüringen'de yüzde 32,8 oy oranıyla eyalet parlamentosunda en güçlü parti olan AfD, Saksonya'da ise yüzde 30,6 ile Hristiyan Demokrat Birlik'in (CDU) hemen ardından ikinci sırada yer aldı. Bu sonuçlar, partinin radikal söylemini yumuşatmak yerine daha da keskinleştirmesinin seçmen nezdinde karşılık bulduğunu gösteriyor.
AfD'nin yükselişinin arka planı
AfD, 2013 yılında avro karşıtı bir hareket olarak kuruldu ancak kısa sürede göçmen karşıtı ve İslamofobik söylemleriyle öne çıktı. 2015'teki mülteci krizi, partinin tabanını genişletmesine olanak sağladı. Özellikle eski Doğu Almanya topraklarında yaşayan seçmenler, federal hükümetin enerji, göç ve ekonomik politikalarına duydukları memnuniyetsizliği AfD'ye yönelerek ifade etti. Parti, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası enerji fiyatlarındaki artışı ve enflasyonu da kullanarak 2024 eyalet seçimlerinde tarihi bir başarı elde etti.
Thüringen ve Saksonya'da AfD'nin birinci olması, federal düzeyde de yükseliş sinyali veriyor. Anketler, partinin ülke genelinde yüzde 18-20 bandında olduğunu gösteriyor. CDU lideri Friedrich Merz, seçim sonuçlarının ardından "endişe verici" açıklamalarda bulunsa da, AfD'yi dışlayan geleneksel siyasi hat devam ediyor. Ancak bu tutum, seçmen tabanında AfD'ye olan ilgiyi azaltmıyor; aksine parti, "sistem karşıtı" kimliğini pekiştiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
AfD'nin başarısı, Avrupa genelinde aşırı sağ partilerin yükselişiyle paralellik taşıyor. Fransa'da Ulusal Birlik (RN), İtalya'da Kardeşler (FdI), Hollanda'da PVV ve İsveç'te Demokratlar partisi benzer stratejilerle oylarını artırdı. Avrupa Birliği (AB) içinde aşırı sağ, göç, iklim ve ekonomik politikaları etkileme kapasitesini her geçen gün artırıyor. AfD'nin yükselişi, AB'nin ortak karar alma mekanizmalarında tıkanıklıklara yol açabilir ve özellikle yeşil mutabakat ile göç mutabakatı gibi konularda dengeleri değiştirebilir.
Öte yandan, AfD'nin Rusya ile yakınlaşma eğilimi ve NATO karşıtı söylemleri, transatlantik ilişkilerde yeni gerilim hatları oluşturabilir. Parti, Ukrayna'ya silah yardımını durdurma ve Rusya'ya yönelik yaptırımları kaldırma çağrıları yapıyor. Bu durum, Almanya'nın AB ve NATO içindeki geleneksel pozisyonunu zayıflatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AfD'nin Almanya'nın doğusundaki seçim zaferi, Türkiye açısından doğrudan bir tehdit oluşturmasa da, Almanya'daki Türk kökenli seçmenler ve Türkiye-AB ilişkileri bağlamında dolaylı etkileri olabilir. AfD'nin göçmen karşıtı politikaları ve İslamofobik söylemleri, Almanya'da yaşayan yaklaşık 3 milyon Türk kökenli insanı olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, partinin AB karşıtı tutumu, Türkiye'nin AB üyelik sürecini ve Gümrük Birliği'nin güncellenmesi müzakerelerini daha da karmaşık hale getirebilir. Almanya'nın AB içindeki motor güç rolü zayıflarsa, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde belirsizlik artabilir. Bu nedenle Türkiye, Almanya'daki siyasi gelişmeleri yakından takip etmeli ve olası senaryolara karşı diplomatik kanalları açık tutmalıdır.