Almanya'da aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi, Kremlin'in açıkça desteklediği pozisyonları benimseyerek bir eyalet hükümetinde ilk kez yer alma olasılığını güçlendirdi. Partinin yükselişi, özellikle doğu eyaletlerinde Rusya yanlısı ve göçmen karşıtı söylemiyle dikkat çekiyor. Son anketlere göre AfD, Saksonya ve Brandenburg gibi eyaletlerde yüzde 30'un üzerinde oy oranına ulaşmış durumda. Bu durum, II. Dünya Savaşı sonrası Almanya'da aşırı sağın ilk kez bu denli güçlenmesi anlamına geliyor.
AfD'nin Yükselişinin Arka Planı
AfD, 2013 yılında Avrupa Birliği karşıtı bir platformla kuruldu. Ancak 2015'teki göç kriziyle birlikte partinin söylemi sertleşti ve göçmen karşıtı bir çizgiye kaydı. Parti, özellikle Doğu Almanya'da yaygın olan Rusya'ya sempati duyan ve Batı'ya şüpheyle bakan seçmen kitlesini mobilize etmeyi başardı. AfD liderleri, Ukrayna savaşında Rusya'yı suçlamaktan kaçınıyor ve Batı'nın yaptırımlarını eleştiriyor. Parti, enerji konusunda da Rusya ile işbirliğini savunuyor ve Kuzey Akım 2 projesinin yeniden canlandırılmasını öneriyor. Bu söylem, Kremlin tarafından memnuniyetle karşılanıyor; Rus devlet medyası sık sık AfD'yi olumlu bir şekilde haberleştiriyor.
Almanya'da eyalet seçimleri yaklaşırken AfD'nin olası bir hükümet ortaklığı tartışılıyor. CDU/CSU gibi ana akım partiler AfD ile koalisyon yapmayı reddetse de, bazı eyaletlerde matematiksel olarak AfD'siz hükümet kurmak zorlaşıyor. Özellikle Thüringen ve Saksonya'da yapılacak seçimlerde AfD'nin birinci parti çıkması ve hükümeti kurma yetkisi alması ihtimali yüksek. Bu durumda AfD, ya azınlık hükümeti kuracak ya da diğer partilerle zorunlu işbirliğine gidecek. Ancak şu ana kadar CDU, AfD ile her türlü işbirliğini dışladığını açıkladı. Yine de siyasi analistler, bu duvarın yakın zamanda yıkılabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AfD'nin yükselişi, sadece Almanya iç siyasetiyle sınırlı değil. Parti, Rusya'nın Avrupa'daki etkisini artırma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Kremlin, Avrupa'daki aşırı sağ partileri destekleyerek AB'nin birliğini zayıflatmayı ve yaptırımları delmeyi hedefliyor. AfD'nin seçim başarısı, Fransa'daki Ulusal Birlik (RN) ve İtalya'daki Kardeşler (FdI) gibi diğer aşırı sağ partilere de cesaret veriyor. Avrupa Parlamentosu'nda bu partiler ortak bir grup oluşturarak Rusya yanlısı bir blok oluşturabilir. Ayrıca AfD, NATO karşıtı söylemiyle ittifakın içindeki uyumu bozmayı amaçlıyor. Almanya'nın Ukrayna'ya verdiği destek, AfD'nin yükselişiyle birlikte sorgulanmaya başlandı. Eğer AfD iktidara gelirse, Almanya'nın Rusya'ya yönelik yaptırımları gevşetmesi ve Ukrayna'ya silah yardımını kesmesi muhtemel. Bu da savaşın seyrini değiştirebilir.
Almanya, Avrupa'nın en büyük ekonomisi ve NATO'nun kilit üyesi. AfD'nin yükselişi, Almanya'nın dış politikasında köklü bir değişime işaret ediyor. Parti, AB'den çıkmayı (Dexit) savunuyor ve Avrupa bütünleşmesine karşı çıkıyor. Bu durum, AB'nin geleceği için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Ayrıca AfD, göçmen karşıtı politikalarıyla Almanya'nın demografik yapısını değiştirmeyi hedefliyor. Partinin yükselişi, Almanya'da toplumsal kutuplaşmayı da artırıyor. Son haftalarda AfD mitinglerinde yaşanan şiddet olayları ve ırkçı saldırılar, ülkedeki gerilimin boyutunu gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AfD'nin yükselişi, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren sonuçlar doğurabilir. Parti, Türkiye'nin AB üyeliğine şiddetle karşı çıkıyor ve göçmen karşıtı söylemiyle Türk toplumunu da hedef alıyor. Almanya'da yaşayan 3 milyondan fazla Türk kökenli insan, AfD'nin iktidara gelmesi durumunda ayrımcı politikalarla karşılaşabilir. Ayrıca AfD'nin Rusya yanlısı tutumu, Türkiye'nin Ukrayna savaşındaki denge politikasını zorlaştırabilir. Türkiye, hem Ukrayna'ya destek veriyor hem de Rusya ile ilişkilerini sürdürüyor. AfD'nin etkisiyle Almanya'nın Rusya'ya karşı tutumu yumuşarsa, Türkiye'nin NATO içindeki konumu da etkilenebilir. Ekonomik açıdan ise Almanya'daki siyasi istikrarsızlık, Türkiye ile ticaret ve yatırım ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye, Almanya'daki siyasi gelişmeleri yakından takip etmeli ve olası senaryolara hazırlıklı olmalı.