Almanya'nın doğusundaki Saksonya-Anhalt eyaletinde pazar günü yapılan eyalet seçimlerinde aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi tarihi bir başarı elde ederek birinci sıraya yerleşti. Seçim sonuçlarının kesinleşmesinin ardından AfD, pazartesi günü Başbakan Friedrich Merz'in muhafazakâr Hristiyan Demokrat Birliği'ne (CDU) çağrıda bulunarak, eyaleti yönetme girişimine destek vermelerini istedi. Bu gelişme, II. Dünya Savaşı sonrası Almanya'da aşırı sağın eyalet düzeyinde iktidara yükselişinin en somut adımı olarak değerlendiriliyor.
Seçim sonuçları ve siyasi tablo
Saksonya-Anhalt eyaletinde yapılan seçimlerde AfD, oyların yaklaşık yüzde 30'unu alarak ilk sıraya yerleşti. CDU ise yüzde 25 civarında oy alarak ikinci sırada kaldı. Sosyal Demokratlar (SPD), Yeşiller ve Sol Parti ise oy kaybı yaşadı. Seçim sonuçları, Almanya'nın doğusunda aşırı sağın yükselişini bir kez daha gözler önüne serdi. AfD'nin eyalet başbakanlığı için aday gösterme hakkı bulunuyor, ancak hükümet kurabilmek için mecliste çoğunluğu sağlaması gerekiyor. Bu nedenle parti, CDU'ya koalisyon veya dışarıdan destek çağrısı yaptı.
AfD Eş Genel Başkanı Tino Chrupalla, seçim sonuçlarının ardından yaptığı açıklamada, "Saksonya-Anhalt halkı değişim istedi. CDU'ya çağrımız, bu değişimin parçası olmalarıdır" dedi. CDU lideri Friedrich Merz ise daha önce AfD ile hiçbir koşulda işbirliği yapmayacaklarını defalarca dile getirmişti. Ancak seçim sonuçları, CDU'nun eyalette hükümet kurabilmesi için ya AfD ile ya da sol partilerle işbirliği yapması gerektiğini gösteriyor. CDU'nun sol partilerle koalisyon kurması ise tabanında rahatsızlık yaratabilir.
AfD'nin yükselişi ve Almanya siyaseti
AfD, özellikle göç karşıtı söylemleri ve ekonomik milliyetçi politikalarıyla son yıllarda Almanya'nın doğusunda hızla güç kazandı. Saksonya-Anhalt, AfD'nin güçlü olduğu eyaletlerden biri olarak biliniyordu. Bu seçim zaferi, partinin 2025 genel seçimleri öncesinde moral kaynağı oldu. Almanya'da anketler, AfD'nin ulusal düzeyde de ikinci parti konumunda olduğunu gösteriyor. Ancak diğer partilerin AfD ile işbirliği yapmama taahhüdü (Brandmauer) halen geçerli. Bu durum, eyalet düzeyinde hükümet kurma sürecini zorlaştırıyor ve siyasi belirsizliğe yol açıyor.
Uzmanlar, AfD'nin yükselişinin Almanya'nın siyasi istikrarı ve Avrupa Birliği içindeki konumu açısından endişe verici olduğunu belirtiyor. Özellikle göç politikaları, iklim değişikliği ve Ukrayna savaşı gibi konularda AfD'nin pozisyonları, ana akım partilerden ciddi şekilde ayrışıyor. AfD, Rusya'ya yönelik yaptırımlara karşı çıkıyor ve Ukrayna'ya silah yardımını eleştiriyor. Bu tutum, Almanya'nın Batı ittifakı içindeki duruşunu zayıflatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'da aşırı sağcı AfD'nin eyalet seçimlerinde birinci parti olması, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren sonuçlar doğurabilir. AfD, göçmen karşıtı ve İslam eleştirmeni söylemleriyle biliniyor; partinin güçlenmesi, Almanya'da yaşayan Türk kökenli vatandaşlar ve Türkiye-Almanya ilişkileri açısından risk oluşturuyor. AfD'nin yükselişi, Avrupa'da aşırı sağın normalleşmesine katkıda bulunarak Türkiye'nin AB üyelik sürecini ve Avrupa'daki Türk diaspora üzerindeki baskıları olumsuz etkileyebilir. Ayrıca AfD'nin Rusya yanlısı tutumu, Türkiye'nin NATO içindeki denge politikalarını zorlaştırabilir. Almanya'nın siyasi istikrarsızlığı, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkileri de sarsabilir.