Almanya'nın aşırı sağcı partisi Almanya için Alternatif (AfD), 6 Haziran'da yapılacak Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinde zafer kazanarak ülke siyasetinde bir ilke imza atmayı hedefliyor. Eğer AfD salt çoğunluğu elde ederse, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana ilk kez aşırı sağcı bir parti Almanya'da eyalet düzeyinde iktidara gelmiş olacak. Anketler, AfD'nin şu an %26-28 bandında olduğunu ve iktidardaki Hristiyan Demokrat Birlik'in (CDU) birkaç puan önünde yer aldığını gösteriyor. Bu durum, Eylül 2021 federal seçimleri öncesinde Almanya'nın siyasi dengeleri açısından kritik bir gösterge olarak değerlendiriliyor.
Saksonya-Anhalt'ta yükselen aşırı sağ dalga
Saksonya-Anhalt, Almanya'nın doğusunda yer alan ve yaklaşık 2,2 milyon nüfusa sahip bir eyalet. Son yıllarda ekonomik durgunluk, göç karşıtlığı ve federal hükümete duyulan güvensizlik gibi faktörler AfD'nin bölgedeki desteğini artırdı. 2016 eyalet seçimlerinde AfD %24,3 oy alarak ikinci parti olmuştu. Bu kez hedef daha yüksek: salt çoğunluk. Ancak uzmanlar, AfD'nin tek başına iktidar olmasının zor olduğunu, zira diğer partilerin AfD ile koalisyon kurmayacağını belirtiyor. Yine de AfD'nin birinci parti çıkması, Almanya siyasetinde normalleşme tartışmalarını alevlendirecek.
AfD'nin yükselişinde, göçmen karşıtı söylemleri ve COVID-19 kısıtlamalarına yönelik eleştirileri etkili oldu. Parti, özellikle genç seçmenler arasında da destek buluyor. Son anketlere göre, 18-24 yaş arası seçmenlerin %20'si AfD'ye oy vermeyi düşünüyor. Bu durum, Almanya'nın gelecekteki siyasi yapısı için endişe verici bir sinyal.
Almanya ve Avrupa için ne anlama geliyor?
AfD'nin Saksonya-Anhalt'ta kazanması, sadece Almanya iç siyaseti için değil, Avrupa genelinde de yankı uyandıracak. Almanya, Avrupa Birliği'nin en büyük ekonomisi ve siyasi istikrarın lokomotifi olarak görülüyor. Aşırı sağın güçlenmesi, AB'nin göç politikaları, iklim hedefleri ve demokratik değerler konusunda zorluklar yaratabilir. Fransa'da Ulusal Birlik (RN), İtalya'da Kardeşler (FdI) gibi partilerin yükselişiyle birlikte, Avrupa'da aşırı sağ bir dalga olduğu gözlemleniyor. Almanya'daki bu seçim, 2024 Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde bir test niteliğinde.
Ayrıca, Almanya'nın doğu eyaletlerinde AfD'nin güçlenmesi, ülkenin batısı ile doğusu arasındaki ekonomik ve kültürel uçurumu da gözler önüne seriyor. Doğu Almanya'da kişi başına düşen gelir, batının yaklaşık %70'i seviyesinde. İşsizlik oranı da daha yüksek. Bu eşitsizlik, aşırı sağın ekmeğine yağ sürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'da aşırı sağcı AfD'nin yükselişi, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren sonuçlar doğurabilir. AfD, açıkça Türkiye karşıtı ve göçmen karşıtı bir politika izliyor. Partinin güçlenmesi, Almanya'da yaşayan 3 milyondan fazla Türk kökenli vatandaşın haklarını ve sosyal uyumunu tehdit edebilir. Ayrıca, Türkiye-AB ilişkilerinde Almanya'nın yapıcı rolü, AfD'nin baskısıyla zayıflayabilir. Ekonomik açıdan, Türkiye ile Almanya arasındaki ticaret hacmi 40 milyar doları aşıyor; siyasi istikrarsızlık bu ilişkileri olumsuz etkileyebilir. Türkiye, Almanya'daki gelişmeleri yakından izlemeli ve olası bir aşırı sağ iktidara karşı diplomatik kanalları hazır tutmalı.