Almanya'da 6 Eylül'de yapılacak federal seçimler öncesinde aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin başbakan adayı Ulrich Siegmund, Magdeburg kentinde düzenlenen parti kongresinde yaptığı konuşmada, iktidara gelmeleri halinde ülkedeki tüm yasadışı göçmenleri sınır dışı edeceklerini duyurdu. Siegmund, AfD'nin seçim vaatleri arasında yer alan ilk 10 önlemi sıralarken, 'Göçmenlik politikamızda köklü bir değişim olacak. Yasadışı yollarla ülkemize giren herkes, nereden gelmiş olursa olsun, derhal sınır dışı edilecektir' ifadelerini kullandı. AfD'nin bu sert çıkışı, Almanya'da yükselen göçmen karşıtı söylemin seçim kampanyasına damga vuracağı yorumlarına yol açtı.
Aşırı Sağın Yükselişi ve Seçim Vaadi
Siegmund'un sıraladığı 10 maddelik planın ilk sırasında, tüm yasadışı göçmenlerin sınır dışı edilmesi yer alıyor. Bu kapsamda, sığınma başvurusu reddedilenler, kaçak çalışanlar ve vizesiz giriş yapanlar dahil olmak üzere yaklaşık 500 bin kişinin Almanya'yı terk etmek zorunda kalacağı belirtiliyor. AfD ayrıca, sınır kontrollerini sıkılaştırmayı, düzensiz göçü teşvik eden sosyal yardımları kesmeyi ve yabancı suçluların sınır dışı edilmesini kolaylaştırmayı da vaat ediyor. Parti, bu önlemlerle Almanya'nın güvenliğini ve kültürel kimliğini koruyacağını iddia ediyor. Ancak eleştirmenler, bu politikaların insan hakları ihlallerine yol açacağı ve Avrupa Birliği normlarıyla çeliştiği uyarısında bulunuyor. Siegmund ise, 'Almanya'nın çıkarları her şeyden önce gelir' diyerek eleştirilere karşı çıkıyor.
Avrupa'da Göçmen Karşıtı Dalga ve Stratejik Boyut
AfD'nin bu çıkışı, Avrupa genelinde aşırı sağ partilerin göçmen karşıtı söylemleriyle seçim başarısı elde ettiği bir döneme denk geliyor. İtalya, Fransa, İsveç ve Macaristan'da benzer söylemler oyları artırırken, Almanya'da AfD'nin anketlerde yüzde 20 civarında oy oranına ulaştığı görülüyor. Partinin bu sert vaadi, özellikle Suriye, Afganistan ve Afrika ülkelerinden gelen sığınmacıların yoğun olduğu bölgelerde endişeyle karşılanıyor. Uzmanlar, böyle bir politikanın uygulanmasının lojistik ve hukuki açıdan mümkün olmadığını, ayrıca Almanya'nın uluslararası taahhütlerini ihlal edeceğini vurguluyor. Bununla birlikte, AfD'nin seçimlerde koalisyon ortağı olma potansiyeli, bu vaatlerin gerçekleşme ihtimalini düşük de olsa gündemde tutuyor. Parti, göçmenleri işsizlik ve suç oranlarındaki artışın başlıca sorumlusu olarak göstermeye devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Almanya'da yaşayan yaklaşık 3 milyon Türk kökenli nüfus ve ikili ilişkilerdeki önemi nedeniyle bu gelişmeden doğrudan etkilenebilir. AfD'nin tüm yasadışı göçmenleri sınır dışı etme vaadi, yasal statüsü olmayan Türk vatandaşlarını da hedef alıyor. Partinin Türkiye karşıtı söylemleri ve AB ile yapılan göç anlaşmasına yönelik eleştirileri, Türk dış politikası için yeni zorluklar yaratabilir. Ayrıca Almanya'da aşırı sağın yükselişi, Türkiye-AB ilişkilerinde göç konusunun daha da kritik hale gelmesine neden olabilir.