Almanya için Alternatif (AfD) partisi, Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinde beklenmedik bir zafer elde ederek ülke çapında ve uluslararası alanda endişe yarattı. Aşırı sağcı parti, yüzde 23 civarında oy alarak Hristiyan Demokrat Birlik'in (CDU) ardından ikinci sıraya yerleşti. Bu sonuç, AfD'nin doğu Almanya'daki yükselişini sürdürdüğünü gösteriyor. Seçim sonuçları, özellikle Holokost'tan sağ kurtulanlar ve Yahudi toplumu tarafından kaygıyla karşılandı.
AfD'nin yükselişi ve seçim sonuçları
AfD, 6 Haziran 2021'de yapılan Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinde oyların yüzde 23,4'ünü alarak önceki seçimlere göre yaklaşık iki kat artış gösterdi. 2016'daki son seçimde yüzde 24,3 oy alan parti, bu kez de benzer bir oranla ikinci parti konumunu korudu. Ancak bu sonuç, parti için bir zafer olarak yorumlandı çünkü anketler daha düşük bir oy oranı öngörüyordu. CDU ise yüzde 37,1 ile birinci parti olmayı sürdürdü. Sol Parti (Linke) yüzde 11, Sosyal Demokratlar (SPD) yüzde 8,4, Yeşiller yüzde 5,9 ve FDP yüzde 6,4 oy aldı. Aşırı sağcı parti, özellikle genç erkek seçmenler ve işsizler arasında destek buluyor.
AfD'nin başarısında, göçmen karşıtı söylemleri ve Kovid-19 kısıtlamalarına yönelik eleştirileri etkili oldu. Parti, seçim kampanyasında "yabancıların sınır dışı edilmesi" ve "İslam'ın Almanya'ya ait olmadığı" gibi sloganlar kullandı. Ayrıca, iklim değişikliği politikalarına ve AB'ye yönelik şüpheci tutumuyla biliniyor. AfD, Almanya'nın doğusunda batıya göre daha güçlü; Saksonya-Anhalt, Thüringen ve Saksonya gibi eyaletlerde oy oranı yüzde 20'nin üzerinde.
Holokost mağdurlarından tepkiler
Seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından Holokost'tan sağ kurtulanlar ve Yahudi kuruluşları endişelerini dile getirdi. Uluslararası Auschwitz Komitesi, AfD'nin zaferini "demokrasi için bir uyarı" olarak nitelendirdi. Komite başkanı Christoph Heubner, "Bu sonuç, aşırı sağın normalleşmesinin bir göstergesidir. Holokost'tan sağ kurtulanlar için bu, acı verici bir hatırlatmadır" dedi. Almanya'daki Yahudi Cemaatleri Merkez Konseyi de açıklamasında, "AfD'nin yükselişi, Almanya'da demokrasi ve hoşgörü için bir tehdittir" ifadelerini kullandı.
AfD, geçmişte Holokost'un anılmasını "utanç kültü" olarak eleştirmiş ve göçmen karşıtı politikalarıyla biliniyor. Parti içinde aşırı sağcı grupların varlığı, Alman istihbarat servisi tarafından da izleniyor. Saksonya-Anhalt seçim sonuçları, Eylül 2021'deki federal seçimler öncesinde AfD'nin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
AfD'nin zaferi, Avrupa genelinde aşırı sağ partilerin yükselişinin bir parçası olarak görülüyor. Fransa'da Marine Le Pen'in Ulusal Birlik partisi, İtalya'da Matteo Salvini'nin Lig partisi ve Macaristan'da Viktor Orban'ın Fidesz'i benzer bir trendi temsil ediyor. Almanya'da ise AfD, özellikle doğu eyaletlerinde güçlü bir tabana sahip. Bu durum, Almanya'nın siyasi istikrarı ve Avrupa Birliği içindeki rolü açısından endişe verici.
Seçim sonuçları, Almanya Başbakanı Angela Merkel'in partisi CDU için de bir uyarı niteliğinde. CDU, Saksonya-Anhalt'ta oy kaybı yaşamasa da AfD'nin yükselişi, merkez sağın aşırı sağa kayabileceği endişesini artırıyor. Yeşiller ve SPD gibi partiler ise AfD'ye karşı ortak hareket etme çağrısı yapıyor. Ancak AfD'nin koalisyon ortağı olarak kabul edilmemesi, siyasi denklemleri zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'da aşırı sağcı AfD'nin Saksonya-Anhalt'ta kazandığı zafer, Türkiye açısından doğrudan bir tehdit oluşturmasa da Avrupa'daki siyasi dengeleri etkileyebilir. AfD'nin göçmen karşıtı ve İslamofobik söylemleri, Almanya'da yaşayan yaklaşık 3 milyon Türk kökenli insanı hedef alıyor. Partinin yükselişi, Türk toplumunun entegrasyonu ve hakları konusunda endişe yaratabilir. Ayrıca, Almanya'nın AB içindeki liderliği zayıflarsa, Türkiye-AB ilişkileri de olumsuz etkilenebilir. Türkiye, Avrupa'daki aşırı sağ trendi yakından izlemeli ve vatandaşlarının haklarını korumak için diplomatik girişimlerde bulunmalıdır.