Fransa'da aşırı sağcı Ulusal Birlik (Rassemblement National - RN) lideri Jordan Bardella ile Reform UK lideri Nigel Farage arasında varıldığı iddia edilen göç anlaşması, Fransız siyasi sınıfının büyük bölümü tarafından sert eleştirilere hedef oldu. Anlaşmanın, İngiliz çıkarlarına teslim olmak anlamına geldiği savunuluyor. Konu, Fransa'nın göç politikaları ve egemenlik tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Anlaşmanın Arka Planı ve Siyasi Tepkiler
İddiaya göre anlaşma, Manş Denizi üzerinden düzensiz göçü engellemeye yönelik ortak bir çerçeve oluşturmayı amaçlıyor. Ancak içeriği henüz netleşmemiş olsa da, Fransız siyasetçiler anlaşmanın detaylarına ilişkin ciddi endişelerini dile getirdi. Sol partilerden merkez sağa kadar geniş bir yelpazede, anlaşmanın Fransa'nın ulusal egemenliğine gölge düşürdüğü ve Birleşik Krallık'ın sınır güvenliği yükünü Fransa'ya kaydırmaya çalıştığı yönünde eleştiriler yükseldi.
Hükümet sözcüsü, konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmazken, muhalefet partileri anlaşmanın parlamento onayına sunulması gerektiğini vurguladı. Özellikle Cumhuriyetçiler (LR) ve Sosyalist Parti (PS) temsilcileri, anlaşmanın şeffaf bir şekilde müzakere edilmediğini ve Fransa'nın çıkarlarını korumadığını belirtti. RN içinden ise bazı isimler, parti lideri Bardella'nın böyle bir anlaşmaya imza atmasının partinin göç karşıtı çizgisiyle çeliştiğini öne sürdü.
Uzmanlar, anlaşmanın Fransa-İngiltere ilişkilerinde yeni bir gerilim hattı oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Brexit sonrası dönemde iki ülke arasında göç, balıkçılık ve ticaret gibi konularda zaten var olan anlaşmazlıklar bulunuyor. Bu son gelişme, iki ülke arasındaki güven bunalımını daha da derinleştirebilir. Fransız kamuoyunda ise anlaşmaya dair bilgi eksikliği, spekülasyonları artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Fransa ve Birleşik Krallık, Manş Denizi'ndeki düzensiz göç sorunuyla yıllardır mücadele ediyor. 2020'den bu yana iki ülke arasında çeşitli iş birliği mekanizmaları kurulmuş olsa da, göçmen sayısındaki artış devam ediyor. Bu bağlamda, Bardella ve Farage arasındaki olası bir anlaşma, popülist sağın göç konusundaki ortak söylemini güçlendirebilir. Ancak anlaşmanın Fransa'da yaratacağı siyasi maliyet, RN'nin 2027 seçimleri öncesindeki stratejisini de etkileyebilir.
Avrupa Birliği (AB) cephesinden henüz resmi bir açıklama gelmedi. AB, üye ülkelerin üçüncü ülkelerle yaptığı ikili anlaşmaların Birlik hukukuyla uyumlu olması gerektiğini savunuyor. Fransa'nın İngiltere ile varacağı bir göç anlaşması, AB'nin ortak göç politikasına aykırı düşebilir ve diğer üye ülkeler için emsal teşkil edebilir. Özellikle Almanya ve İtalya gibi ülkeler, benzer ikili girişimlerin AB içinde bölünmeye yol açabileceği endişesini taşıyor.
Öte yandan, anlaşmanın içeriği netleştikçe, Fransa'da siyasi tansiyonun daha da artması bekleniyor. Bardella'nın liderliğindeki RN, göçmen karşıtı politikalarıyla biliniyor ve seçmen tabanında bu konuda güçlü bir destek görüyor. Ancak İngiliz muadili Farage ile yapılan bir anlaşma, RN'nin "ulusal egemenlik" söylemiyle çeliştiği gerekçesiyle parti içinde de tartışma yaratabilir. Fransa basını, konuyu geniş şekilde takip ediyor ve olası bir parlamento krizinin sinyallerini veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa ile Birleşik Krallık arasındaki göç anlaşması, Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmese de, Avrupa'daki göç politikalarının seyri açısından önem taşıyor. Türkiye, AB ile 2016'da imzalanan göç mutabakatı çerçevesinde düzensiz göçün önlenmesinde kilit bir aktör. Avrupa'da popülist sağın ikili anlaşmalarla göç yönetimini şekillendirme çabası, Türkiye'nin AB ile yürüttüğü müzakerelerde elini zayıflatabilir. Ayrıca, AB içinde ortak politikadan sapmalar, Türkiye'ye yönelik göç yükünün artmasına ve yeni jeopolitik dengelerin oluşmasına yol açabilir.