Almanya için Alternatif (AfD), Pazar günü Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinde ilk sıraya yerleşerek İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana ilk kez bir aşırı sağ partiyi eyalet düzeyinde iktidarın eşiğine taşıdı. Sandık çıkış anketlerine göre AfD, oyların yaklaşık %28'ini alarak Hristiyan Demokrat Birlik'i (CDU) geride bıraktı. Bu sonuç, Avrupa genelinde olduğu gibi Fransa'da da dikkatle izleniyor; zira Fransa'da aşırı sağ, önümüzdeki yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde benzer bir yükseliş trendi yakalamış durumda.
AfD'nin Saksonya-Anhalt zaferi ve Almanya'da siyasi deprem
Saksonya-Anhalt, Almanya'nın doğusunda yer alan ve yaklaşık 2,2 milyon nüfuslu bir eyalet. Seçim sonuçları, AfD'nin 2013'te kurulmasından bu yana elde ettiği en büyük başarı olarak kaydedildi. Parti, göç karşıtı söylemi ve İslam eleştirisiyle biliniyor; ayrıca koronavirüs kısıtlamalarına yönelik sert muhalefetiyle de öne çıktı. Anketler, AfD'nin oyunu son haftalarda artırdığını gösteriyordu; nihai sonuç, partinin eyalet parlamentosunda en büyük grup olacağını doğruladı.
CDU'nun adayı Reiner Haseloff, seçim gecesi yaptığı açıklamada "Bu sonuç, geleneksel partiler için bir uyarıdır" dedi. Sosyal Demokratlar (SPD) ise oylarını koruyamayarak üçüncü sıraya geriledi. Yeşiller ve Sol Parti de oy kaybı yaşadı. AfD'nin zaferi, Almanya'da eyalet düzeyinde ilk kez bir aşırı sağ partinin hükümeti kurma şansını elde etmesi anlamına geliyor; ancak diğer partiler AfD ile koalisyon kurmayı reddediyor, bu nedenle hükümet kurma süreci zorlu geçebilir.
Almanya'da federal düzeyde ise AfD, son anketlerde %10-12 bandında. Ancak doğu eyaletlerinde bu oran %20'lerin üzerine çıkabiliyor. Uzmanlar, Saksonya-Anhalt sonucunun Eylül ayında yapılacak federal seçimler öncesinde diğer partiler üzerinde baskı oluşturacağını belirtiyor.
Fransa'da aşırı sağın yükselişi ve AfD etkisi
Fransa'da aşırı sağcı Ulusal Birlik (Rassemblement National - RN) partisi, anketlerde cumhurbaşkanı adayı Marine Le Pen'in oylarının ilk turda %25-30 aralığında olduğunu gösteriyor. RN, özellikle göç, güvenlik ve Avrupa Birliği karşıtlığı konularında AfD ile benzer bir söylem kullanıyor. AfD'nin Saksonya-Anhalt zaferi, RN cephesinde "Avrupa'da rüzgar bizden yana" yorumlarına yol açtı. RN lideri Marine Le Pen, Twitter hesabından yaptığı açıklamada "Alman halkı, kendi kaderini tayin etme iradesini gösterdi. Bu, Avrupa'daki egemenlikçi hareketlerin güçlendiğinin kanıtıdır" ifadelerini kullandı.
Fransa'da 2022 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde aşırı sağ, göçmen karşıtı ve İslamofobik söylemini artırmış durumda. AfD'nin başarısı, RN'nin seçim kampanyasında "Almanya'daki gibi biz de başarabiliriz" mesajını güçlendirebilir. Ancak Fransa'da AfD kadar güçlü bir aşırı sağ gelenek yok; RN, yine de son yıllarda belediye seçimlerinde ve bölgesel seçimlerde önemli kazanımlar elde etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'da AfD'nin yükselişi ve Fransa'da aşırı sağın güçlenmesi, Türkiye'nin Avrupa ile ilişkileri açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme. AfD, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine açıkça karşı çıkıyor ve göçmen karşıtı söylemiyle Türk toplumunu da hedef alıyor. Fransa'da RN'nin olası bir iktidarı, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni gerilimlere yol açabilir. Ayrıca Avrupa'daki Türk diasporası, bu partilerin yükselişinden doğrudan etkileniyor; ırkçı saldırılar ve ayrımcılık riski artabilir. Türkiye, Avrupa'daki siyasi dengeleri yakından takip ederek, olası bir aşırı sağ iktidara karşı diplomatik önlemler almalı.