Almanya'nın kuzeydoğusundaki Mecklenburg-Batı Pomeranya eyaletinde pazar günü yapılan eyalet parlamentosu seçimlerinden aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi zaferle çıktı. Sandık çıkış anketlerine göre AfD oyların yaklaşık yüzde 31'ini alarak eyaletteki en güçlü siyasi güç haline geldi. Ancak Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) beklenenden güçlü bir ikincilik performansı sergilemesi, AfD'nin eyalet hükümetini kurmasının önüne geçmiş görünüyor. Kesin olmayan sonuçlara göre SPD oyların yüzde 25 civarında bir destek elde etti.
Seçim sonuçları ve siyasi tablo
Mecklenburg-Batı Pomeranya, Almanya'nın en az nüfuslu eyaletlerinden biri olmakla birlikte, aşırı sağın yükselişi açısından sembolik bir önem taşıyor. 1990'da Doğu Almanya'nın çöküşünden sonra kurulan eyalet, uzun yıllar boyunca SPD'nin kalesi olarak biliniyordu. Ancak son yıllarda AfD burada istikrarlı bir şekilde oyunu artırdı. 2016 seçimlerinde yüzde 20,8 oy alan AfD, 2021'de yüzde 16,7'ye gerilemişti. Bu seçimde ise oyunu neredeyse ikiye katlayarak ilk sıraya yerleşti.
Sandık çıkış anketleri, AfD'nin özellikle genç erkek seçmenler ve işsizlik oranının yüksek olduğu kırsal bölgelerde güçlü destek bulduğunu gösteriyor. Göç karşıtı söylemi ve Rusya yanlısı tutumuyla bilinen parti, aynı zamanda enerji fiyatlarındaki artıştan ve ekonomik durgunluktan şikayetçi seçmenlerin oylarını topladı. SPD ise özellikle kent merkezlerinde ve orta yaşlı seçmen nezdinde etkisini korudu.
Seçim sonuçlarının ardından eyalette hükümet kurma süreci zorlu geçecek. AfD birinci parti olsa da, diğer partilerin tamamı AfD ile koalisyon kurmayı reddediyor. Bu durumda SPD'nin ya Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ya da Sol Parti (Die Linke) ile koalisyon kurması bekleniyor. Ancak her iki senaryoda da zorlu müzakereler gerekecek. SPD'nin eyalet başbakanı Manuela Schwesig, seçim gecesi yaptığı açıklamada "AfD'nin birinci çıkması endişe verici, ancak demokratik partilerin sorumluluğu bu sonucu dikkate alarak istikrarlı bir hükümet kurmaktır" dedi.
Almanya ve Avrupa için anlamı
Bu sonuç, Almanya'da aşırı sağın yükselişinin durdurulamadığını gösteriyor. AfD, son bir yılda yapılan anketlerde ülke genelinde ikinci parti konumunda bulunuyor ve özellikle doğu eyaletlerinde birinci parti olma yolunda ilerliyor. Geçtiğimiz ay Thüringen ve Saksonya eyaletlerinde de benzer sonuçlar alınmıştı. Almanya'da 2025 sonbaharında yapılacak genel seçimler öncesinde AfD'nin bu ivmeyi sürdürüp sürdüremeyeceği merak konusu.
Avrupa genelinde ise aşırı sağ partilerin yükselişi endişe yaratıyor. Fransa'da Ulusal Birlik (RN), İtalya'da İtalya'nın Kardeşleri (FdI), Hollanda'da Özgürlük Partisi (PVV) ve İsveç'te İsveç Demokratları gibi partiler son yıllarda oylarını artırdı. Almanya'daki AfD zaferi, bu trendin en büyük AB ekonomisinde de güçlendiğini gösteriyor. AB'nin göç, iklim ve ekonomik politikalarında daha fazla sağa kayma yaşanabilir.
Öte yandan AfD'nin Rusya'ya yakın tutumu, Ukrayna savaşı ve NATO'nun doğu kanadı açısından risk oluşturuyor. Parti, Rusya'ya uygulanan yaptırımların kaldırılmasını ve Ukrayna'ya silah yardımının durdurulmasını savunuyor. Bu pozisyon, Almanya'nın Batı ittifakı içindeki konumunu zayıflatabilir. Ancak AfD'nin hükümete gelmesi şu an için olası görünmüyor; zira diğer partilerin "yangın duvarı" (Brandmauer) olarak adlandırılan AfD'yi dışlama politikası devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'daki aşırı sağın yükselişi, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren sonuçlar doğurabilir. AfD, göçmen karşıtı söylemiyle bilinirken, Türk kökenli seçmenler üzerinde olumsuz bir algı yaratıyor. Partinin yükselişi, Almanya'daki Türk toplumunun sosyal ve siyasi konumunu zorlaştırabilir. Ayrıca AfD'nin Rusya yanlısı tutumu, Türkiye'nin NATO içindeki dengelerini ve Ukrayna politikasını etkileyebilir. Almanya'nın AB içindeki ağırlığı düşünüldüğünde, Türkiye-AB ilişkilerinde de yeni gerilimler yaşanabilir. Türkiye, Almanya'daki siyasi gelişmeleri yakından takip etmeli ve Türk toplumunun haklarını korumaya yönelik diplomatik girişimlerini sürdürmelidir.