Almanya'nın amiral gemisi otomotiv sektöründe yaşanan dönüşüm ve daralma, ülkenin genç mühendisleri üzerinde beklenenden daha ağır bir etki yaratıyor. 2025 yılı itibarıyla kalifiye mühendisler arasında işsizlik oranı yüzde 3,8'e yükseldi. Bu oran, 2022'deki yüzde 2,6 seviyesine kıyasla yüzde 50'ye yakın bir artışa işaret ediyor. Alman Mühendisler Birliği (VDI) verilerine göre, özellikle 35 yaş altı mühendisler iş bulmakta zorlanıyor. Sektörün baş döndürücü bir hızla elektrikli araçlara geçiş yapması, yazılım mühendisliği gibi yeni yetkinlikleri öne çıkarırken, geleneksel makine ve otomotiv mühendisliği alanında eğitim almış gençlerin istihdamını sekteye uğratıyor.
Krizin arka planı: Dönüşüm ve talep dengesizliği
Almanya'da otomotiv sektörü, tarihinin en büyük dönüşümlerinden birini yaşıyor. Volkswagen, BMW ve Mercedes-Benz gibi devlerin elektrikli araç yatırımlarına rağmen, geçiş süreci beklenenden yavaş ilerliyor. Tüketici talebindeki belirsizlik, Çinli rakiplerin artan baskısı ve Avrupa Birliği'nin emisyon hedeflerinin sıkılaşması, birçok şirketi maliyet düşürücü önlemler almaya itiyor. Özellikle içten yanmalı motor uzmanlarına olan talep hızla düşerken, yazılım ve batarya teknolojilerinde uzmanlaşmış mühendisler aranan eleman haline geldi. Ancak üniversitelerin müfredatları bu hızlı dönüşüme ayak uyduramadığı için, piyasadaki beceri uyumsuzluğu giderek derinleşiyor.
Bundesagentur für Arbeit (Federal İş Kurumu) verilerine göre, 2024 yılı sonunda otomotiv sektöründe istihdam ilanları bir önceki yıla göre yüzde 15 azaldı. En sert düşüş ise yüzde 22 ile geleneksel mühendislik pozisyonlarında görüldü. Bu durum, otomotiv sektörünün Almanya için taşıdığı kritik önemi de gözler önüne seriyor. Sektör, ülkenin toplam ihracatının yüzde 15'ini oluşturuyor ve yaklaşık 800 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor. VDI'nin tahminlerine göre, 2025 yılı boyunca bu alandaki işsizlik oranının yüzde 4,2'ye kadar çıkması bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Beceri uyumsuzluğu endişesi
Almanya'daki bu manzara, sadece ulusal bir sorun değil. Küresel otomotiv endüstrisinin elektrikli araçlara geçiş sürecinin yarattığı istihdam dalgalanmaları, başta ABD, Çin ve Japonya olmak üzere birçok ülkede benzer endişeleri tetikliyor. Dünya Ekonomik Forumu'nun 2024 raporuna göre, yeşil dönüşüm ve dijitalleşme nedeniyle 2030 yılına kadar küresel çapta 85 milyon işin yer değiştirmesi beklenirken, yalnızca 65 milyon yeni iş yaratılacağı tahmin ediliyor. Aradaki 20 milyonluk farkın önemli bir kısmını otomotiv mühendisliği gibi geleneksel alanlardaki meslekler oluşturuyor.
Avrupa Birliği genelinde de benzer eğilimler göze çarpıyor. Fransa'da 2024'te otomotiv mühendisi işsizlik oranı yüzde 4,1'e ulaşırken, İtalya'da bu oran yüzde 4,7'ye çıktı. AB Komisyonu'nun 'Yeni Beceriler Gündemi' kapsamında sunduğu dönüşüm destek programları yetersiz kalıyor. Özellikle 30 yaş altı genç mühendislerin yeniden eğitim (reskilling) fırsatlarından yararlanma oranı yalnızca yüzde 25 seviyesinde. Almanya'da hükümet, geçtiğimiz ay açıkladığı 'Elektromobilite İstihdam Paktı' ile iki yıl içinde 10 bin mühendisin yeniden eğitilmesini hedeflediğini duyurdu, ancak uzmanlar bu sayının mevcut talebi karşılamaktan uzak olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'daki bu gelişme, Türkiye otomotiv sektörü ve mühendis adayları için hem risk hem de fırsat barındırıyor. Türkiye, otomotiv yan sanayi ihracatında Almanya'nın en büyük tedarikçilerinden biri. Alman talebindeki daralma, Tofaş, Ford Otosan ve Oyak-Renault gibi büyük üreticilere ara mal tedarik eden KOBİ'leri olumsuz etkileyebilir. Ancak diğer taraftan, Almanya'da iş bulamayan genç mühendislerin Türkiye'ye yönelme ihtimali var. Özellikle elektrikli araç batarya üretimi ve yazılım alanında yetkinleşen Türk mühendisler, bu krizi bir avantaja çevirebilir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın teşvikleriyle büyüyen ASELSAN, Baykar ve TOGG gibi yerli firmalar, bu insan kaynağı için cazip bir alternatif haline gelebilir.