İngiltere'nin önde gelen kültür kurumlarından British Museum, Filistin'e atıfta bulunan sergi etiketlerini ve görsellerini kaldırdığı yönündeki iddiaları şiddetle reddederken, ortaya çıkan belgeler müzenin bu konuda yanıltıcı açıklamalar yaptığını ortaya koyuyor. Middle East Eye'ın elde ettiği belgelere göre, müze yönetimi, özellikle İsrail-Filistin çatışmasının yoğunlaştığı dönemlerde, Filistin ile ilgili içerikleri kademeli olarak sergilerden çıkardı. Müze sözcüleri ise bu iddiaları "asılsız" olarak nitelendirerek, tüm sergilerin objektif ve tarafsız tarih anlayışına dayandığını savundu. Ancak belgeler, kararların siyasi baskılar altında alındığını gösteriyor.
Gelişmenin arka planı: Filistin anlatısının susturulması
British Museum'un Orta Doğu bölümünde 2022 yılından itibaren yapılan değişiklikler dikkat çekiyor. Müze, "Filistin" kelimesini içeren sergi etiketlerini "Kenan", "Güney Levant" veya sadece "İsrail" olarak değiştirdi. Örneğin, 2023'te yenilenen Bizans sergisinde, Filistin bölgesine ait eserler "Kutsal Topraklar" başlığı altında toplanırken, Kudüs'ün Filistin kimliğine yapılan atıflar kaldırıldı. Müze içi yazışmalarda, bu değişikliklerin "ziyaretçi deneyimini iyileştirme" amacı taşıdığı belirtilse de, eski çalışanlar bunun siyasi bir karar olduğunu iddia ediyor.
Olayın perde arkasında, özellikle 2021'deki Gazze çatışmaları sonrası İsrail yanlısı grupların müzelere yönelik baskıları yer alıyor. British Museum yönetimi, tepkilerden çekinerek Filistin temalı sergileri azalttı. 2023'teki bir iç raporda, "Hassas bölgelerle ilgili sergilerde siyasi yorumlardan kaçınılması" talimatı verildiği ortaya çıktı. Bu durum, müzenin tarafsızlığına gölge düşürüyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Kültürel savaş alanına dönüşen müzeler
British Museum'un Filistin sergilerini kaldırması, sadece bir müze politikası değil; küresel çapta Filistin anlatısının bastırılmasının bir parçası olarak görülüyor. Birleşmiş Milletler ve UNESCO'nun kültürel mirasın korunması çağrılarına rağmen, birçok Batılı müze İsrail lehine sergi düzenlemeleri yapıyor. Örneğin, New York'taki Metropolitan Museum of Art da benzer şekilde Filistin eserlerini "İsrail dönemi" altında sınıflandırmıştı.
Bu eğilim, kültür diplomasisi açısından da önemli. Filistin yönetimi ve Arap Birliği, müzelerin bu tutumunu kınarken, akademisyenler tarihsel anlatının çarpıtılmasının Filistin halkının varlığını inkâra yönelik olduğunu savunuyor. İsrail ise bu tür düzenlemeleri "objektif tarih yazımı" olarak destekliyor. Sonuçta, müzeler birer kültürel savaş alanına dönüşüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
British Museum'un Filistin sergilerini kaldırması, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek bağlamında ele alınmalıdır. Türkiye, Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda Filistin'in kültürel mirasının korunması için aktif diplomasi yürütüyor. Bu tür olaylar, Türk dış politikasının kültürel emperyalizmle mücadele vurgusunu güçlendirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi müzelerinde Filistin kültürüne yer vermesi, bu anlamda bir alternatif sunuyor.