2024 ABD seçim döngüsünde, aralarında ilerici isimlerin de bulunduğu bir dizi Demokrat aday, ön seçimlerde Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi'nin (AIPAC) mali ve siyasi desteğini arkasına alan rakiplerini mağlup etti. Bu sonuçlar, Demokrat Parti içindeki İsrail politikasına yönelik derin bölünmeyi bir kez daha gün yüzüne çıkarırken, İsrail yanlısı lobinin Amerikan siyasetindeki etkisinin sınırlarını da gözler önüne serdi. Gözler şimdi, bu zaferlerin Kasım ayındaki genel seçimlere nasıl yansıyacağına çevrilmiş durumda. Zira bu adaylar, hem geleneksel Demokrat seçmeni hem de partinin ilerici kanadını aynı anda memnun etmek gibi zorlu bir görevle karşı karşıya.
Ön Seçimlerde İlerici Dalga
Bu seçim döngüsünde öne çıkan isimlerden biri, 3. Kongre Bölgesi'nde (Illinois) AIPAC destekli rakibi Jonathan Jackson'ı geride bırakarak adaylığı kazanan ve daha sonra genel seçimde de zafere ulaşan İlerici Demokrat Cori Bush oldu. Bush, Gazze'deki savaş konusunda İsrail'i açıkça eleştiren, ateşkes çağrısı yapan ve koşullu askeri yardımı savunan nadir Amerikalı siyasetçilerden. AIPAC'ın kendisine karşı yürüttüğü rekor düzeydeki kampanya harcamalarına rağmen Bush, yerel seçmenin desteğini almayı başardı. Benzer bir durum, New York'un 16. Bölgesi'nde Jamaal Bowman'ın AIPAC destekli rakipleri karşısında ön seçimi kazanmasıyla yaşandı. Bowman da İsrail'in Gazze operasyonlarına yönelik sert eleştirileriyle tanınıyor.
Bu sonuçlar, AIPAC'ın özellikle son yıllarda muhalif adaylara karşı büyük bütçeli kampanyalar yürütmesine rağmen, ilerici Demokratların taban desteğini koruyabildiğini gösteriyor. Öte yandan, AIPAC destekli bazı adayların da kazandığı ön seçimler oldu. Örneğin, Pensilvanya'da AIPAC destekli Summerville, ilerici rakibi Winter'i geride bıraktı. Bu da resmin tamamen tek yönlü olmadığını, Demokrat Parti içindeki rekabetin devam ettiğini ortaya koyuyor.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
Bu gelişmeler, yalnızca ABD iç siyasetiyle sınırlı kalmıyor. AIPAC karşıtı adayların başarısı, Washington'ın İsrail politikasında potansiyel bir kırılmaya işaret ediyor. Özellikle Gazze'deki insani kriz ve sivil kayıplar, Amerikan kamuoyunda ve Kongre'de İsrail'e verilen desteği sorgulayan sesleri artırıyor. Bu durum, İsrail hükümeti ve ABD'deki Yahudi toplumunun geleneksel örgütleri arasında endişe yaratıyor. AIPAC, şimdiye kadar iki partili desteği korumak için büyük çaba harcıyor; ancak Demokrat Parti'nin ilerici kanadının yükselişi, bu desteğin sorgulanmasına neden oluyor.
Küresel ölçekte ise, bu durum Orta Doğu'daki dengeleri etkileyebilir. ABD'nin İsrail'e koşulsuz desteğinin azalması, bölgedeki diğer aktörlerin (özellikle Filistin yönetimi, İran ve Arap ülkeleri) hesaplarını değiştirebilir. Ayrıca, ABD'nin Birleşmiş Milletler'deki oyları ve barış sürecine yaklaşımı da etkilenebilir. Ancak uzmanlar, bu değişimin kısa vadede büyük bir politika dönüşümüne yol açmasının beklenmediğini, çünkü Senato'da ve Kongre'de hâlâ güçlü bir İsrail yanlısı bloğun bulunduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye'nin Orta Doğu'daki çıkarları açısından önemli sinyaller taşıyor. ABD'de İsrail'e koşulsuz desteğin sorgulanması, Filistin davasına ve Gazze'deki insani krize duyarlılığın artması, Türkiye'nin geleneksel duruşuyla örtüşüyor. Türkiye, uzun süredir Filistin halkının haklarını savunuyor ve İsrail'in uluslararası hukuku ihlal eden uygulamalarını eleştiriyor. Bu nedenle, ABD Kongresi'nde bu seslerin güçlenmesi, Türkiye'nin bölgesel politikalarına dolaylı da olsa destek anlamına gelebilir. Öte yandan, ABD-İsrail ilişkilerindeki olası bir gerilim, Türkiye'nin ABD ile olan ilişkilerinde de yeni dinamikler yaratabilir. Özellikle, Suriye ve Doğu Akdeniz'deki gelişmeler açısından bu değişimin yakından izlenmesi gerekiyor.