Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS), yapay zeka alanındaki abartılı iyimserliğin (exuberance) teknoloji şirketlerine yönelik yatırımlarda keskin bir daralmaya yol açabileceğini ve bunun da küresel ekonomi için ciddi bir tehdit oluşturabileceği uyarısında bulundu. BIS'in yıllık ekonomik raporunda yer verilen değerlendirmeye göre, yapay zekaya akan devasa fonlar beklenen getiriyi sağlayamazsa, bu durum bir yatırım balonunun patlamasına benzer bir sürece girilmesine neden olabilir. Rapor, teknoloji devlerinin yapay zeka altyapısına yaptığı rekor düzeydeki yatırımların sürdürülebilirliğini sorgularken, merkez bankalarının da bu gelişmeleri yakından izlemesi gerektiğini vurguluyor.
Gelişmenin arka planı: Yapay zeka yatırımları ve riskler
BIS, özellikle büyük dil modelleri ve üretken yapay zeka alanındaki yatırımların son iki yılda katlanarak arttığına dikkat çekiyor. Ancak bu yatırımların karlılığını kanıtlayacak somut iş modellerinin henüz yeterince olgunlaşmadığı belirtiliyor. Bankaya göre, yapay zeka şirketlerinin gelirleri büyük ölçüde beklentilere dayanırken, bu alandaki rekabetin maliyetleri de artırması kırılganlığı daha da derinleştiriyor.
Tarihsel örnekler de bu riski doğruluyor: 1990'ların sonundaki dot-com balonu ve 2008'deki konut krizi, aşırı iyimserliğin ardından gelen şiddetli düzeltmelerin ekonomi üzerinde yıkıcı etkiler yaratabileceğini göstermişti. BIS, yapay zeka yatırımlarının mevcut seyrinin bu örneklerle benzerlik taşıdığı uyarısında bulunuyor. Özellikle teknoloji hisselerindeki aşırı değerlenmeler, herhangi bir hayal kırıklığında fonların hızla çekilmesine neden olabilir.
BIS raporunda, yapay zeka alanındaki yatırımların sadece doğrudan teknoloji şirketlerini değil, bu şirketlere hizmet veren enerji, veri merkezi ve yarı iletken sektörlerini de etkilediği vurgulanıyor. Dolayısıyla bir geri çekilme, domino etkisi yaratarak geniş bir ekonomik alana yayılabilir.
Bölgesel ve küresel boyut: Yayılma etkisi ve politika tepkileri
Yapay zekaya dayalı büyüme beklentileri özellikle ABD ve Çin başta olmak üzere birçok ülkede hükümet politikalarını şekillendiriyor. ABD'de teknoloji devleri, yapay zeka altyapısına yüz milyarlarca dolar yatırım yaparken, Çin de devlet destekli fonlarla bu alandaki girişimleri teşvik ediyor. Ancak BIS, bu yarışın sürdürülemez boyutlara ulaşabileceğine işaret ediyor.
Küresel ölçekte risk, yatırımların dengesiz dağılımından da kaynaklanıyor. Gelişmekte olan ülkeler, yapay zeka devriminin dışında kalma tehlikesiyle karşı karşıyayken, gelişmiş ülkeler de aşırı yatırımın yaratacağı finansal kırılganlıklarla uğraşmak zorunda kalabilir. Merkez bankaları, bu süreçte finansal istikrarı korumak için daha sıkı düzenlemeler devreye sokabilir. BIS, özellikle yapay zekaya yönelik kredilerin ve riskli finansman araçlarının denetlenmesi gerektiğini belirtiyor.
Raporda ayrıca, yapay zeka teknolojilerinin verimlilik artışı sağlama potansiyeline rağmen, bu artışın beklenenden düşük olması durumunda hisse senedi piyasalarında ciddi düzeltmeler yaşanabileceği ifade ediliyor. Bu da küresel tedarik zincirlerinden emtia fiyatlarına kadar birçok alanda dalgalanmaya yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BIS'in uyarıları, yapay zeka alanındaki yatırımlarını artırmaya çalışan Türkiye için de önemli sinyaller içeriyor. Türkiye'nin teknoloji girişimleri ve savunma sanayiinde yapay zekaya yaptığı yatırımlar, küresel bir daralmadan olumsuz etkilenebilir. Ayrıca yabancı sermaye akışının kesilmesi durumunda, Türk tech şirketlerinin finansman bulması zorlaşabilir. Bununla birlikte, Türkiye'nin yapay zeka altyapısını çeşitlendirmesi ve yerli modeller geliştirmesi, bu riski azaltabilir. Bölgesel olarak, Ortadoğu ve Avrupa pazarlarına entegrasyon, olası bir daralmanın etkilerini hafifletme potansiyeli taşıyor. Ancak genel olarak, küresel AI balonunun patlaması Türkiye'yi de dolaylı yollardan etkileyebilecek bir gelişme olarak değerlendirilmelidir.