Japon yeni, ABD ve Japonya'nın ortak müdahalesinin ardından elde ettiği kazanımların neredeyse yarısını hafta sonuna doğru geri verdi. Bu durum, piyasa oyuncularının yetkililerin yeniden müdahale edebileceği yönündeki spekülasyonlarını artırdı. Dolar/yen paritesi, müdahalenin hemen ardından 153 seviyesine kadar gerilerken, cuma günü itibarıyla yeniden 157,50 civarına yükseldi. Bu hızlı geri dönüş, yatırımcıların müdahalenin kalıcı etkisini sorgulamasına neden oldu.
Müdahalenin Arka Planı ve Piyasa Tepkisi
Japonya Maliye Bakanlığı, geçen hafta ABD Hazine Bakanlığı ile koordineli olarak döviz piyasasına müdahale ettiğini doğruladı. Müdahalenin büyüklüğü 5,5 trilyon yen (yaklaşık 37 milyar dolar) olarak tahmin ediliyor. Bu, Japonya'nın 2022'deki üç müdahalesinin toplamından daha büyük bir rakam. Müdahalenin amacı, yenin hızla değer kaybetmesini durdurmak ve ithalat kaynaklı enflasyon baskısını hafifletmekti.
Ancak müdahale sonrası yenin değer kazanması kısa sürdü. ABD'nin faiz oranlarının yüksek seyretmeye devam edeceği beklentisi ve Japon Merkez Bankası'nın (BoJ) politikasını sıkılaştırmakta isteksiz davranması, yen üzerindeki baskıyı sürdürüyor. Yatırımcılar, Japonya ile ABD arasındaki faiz farkının geniş kalacağını öngörerek yen satmaya devam ediyor.
Tokyo'daki Hachijunisha Araştırma Enstitüsü'nden kıdemli piyasa analisti Takuya Kanda, "Müdahale, zaman kazanmaktan başka bir işe yaramadı. Piyasa, temel faktör olan faiz farkına odaklanmış durumda ve yetkililerin sürekli müdahale etmesi zor" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu durum, yalnızca Japonya ekonomisi için değil, küresel piyasalar için de önemli. Yen, küresel finansal sistemde önemli bir rezerv para ve 'taşıma ticareti' (carry trade) işlemlerinin temelini oluşturuyor. Yatırımcılar, düşük faizli yen borçlanarak yüksek getiri sağlayan varlıklara yatırım yapıyor. Yenin değer kaybetmesi, bu işlemlerin cazibesini artırıyor ve gelişmekte olan piyasalara sermaye akışını teşvik ediyor.
ABD Hazine Bakanı Janet Yellen, müdahaleye destek verirken, "piyasa odaklı döviz kuru politikasının" gerekliliğini vurguladı. Ancak bazı analistler, ABD'nin müdahaleye destek vermesinin, yeni bir 'G-7 müdahalesine' işaret edebileceğini belirtiyor. 1985 Plaza Anlaşması'ndan bu yana ilk kez bu kadar geniş kapsamlı bir koordinasyon söz konusu olabilir.
Öte yandan, müdahalenin etkisiz kalması, Japonya'nın ekonomik kırılganlığını gözler önüne seriyor. Ülke, enerji ve gıda ithalatında büyük oranda dışa bağımlı olduğu için yenin değer kaybı, hane halkı üzerinde ciddi enflasyon baskısı yaratıyor. Japonya'da tüketici enflasyonu, çekirdek göstergelerde yüzde 2'nin üzerinde seyretmeye devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yenin değer kaybı, Türkiye ekonomisi için dolaylı fakat önemli etkiler içeriyor. Yen cinsinden borçlanan gelişmekte olan ülkeler, yenin güçlenmesi durumunda dış borç yükü artacaktır. Ancak şu an için yen zayıf seyrettiğinden, Türkiye gibi ülkelerin dış borç yükü göreceli olarak hafifliyor. Öte yandan, Japonya'nın müdahalesi sonrası yaşanan oynaklık, gelişmekte olan ülke para birimlerinde de dalgalanmalara yol açabiliyor. Türkiye'nin ihracatında önemli bir pazar olan Japonya'daki ekonomik istikrarsızlık, ticaret hadlerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Japonya'nın sıkılaştırma adımları, küresel faiz ortamını etkileyerek gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarını değiştirebilir. Türkiye'nin, bu tür küresel finansal dalgalanmalara karşı dirençli bir makroekonomik politika çerçevesi izlemesi önemini koruyor.