Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, Al Jazeera'ye yaptığı açıklamada, Şam yönetiminin İsrail ile bir güvenlik anlaşması yapmayı hedeflediğini belirtti. Şara, ayrıca Lübnan'da yaşanabilecek bir kaos durumunun bölgeyi olumsuz etkileyeceği konusunda uyarıda bulundu. Bu açıklamalar, Suriye'deki iç savaşın ardından ülkenin yeniden yapılanma sürecinde dış politika önceliklerine ışık tutuyor.
Gelişmenin arka planı
Suriye'de 2011'de başlayan iç savaşın ardından ülke büyük bir yıkıma uğradı ve milyonlarca insan yerinden edildi. Savaşın seyrinde İran ve Rusya'nın desteğini alan Beşar Esad yönetimi, 2015'ten itibaren kontrolü büyük ölçüde geri kazandı. Ancak 2023 yılında başlayan çatışmaların ardından Esad'ın devrilmesi ve yerine Ahmed eş-Şara liderliğindeki yeni bir yönetimin gelmesiyle ülkede yeni bir dönem başladı. Yeni yönetim, uluslararası toplumla ilişkileri normalleştirme çabası içinde. Şara'nın İsrail ile güvenlik anlaşması yapma isteği, bu normalleşme sürecinin bir parçası olarak görülüyor.
İsrail, uzun yıllardır Suriye'de İran destekli güçlere yönelik hava saldırıları düzenliyor. İsrail, Suriye'nin güneyindeki varlığını sürdürüyor ve bu bölgede güvenlik garantileri istiyor. Şara'nın açıklamaları, Şam'ın İsrail'le doğrudan bir diyalog başlatmaya hazır olduğunu gösteriyor. Bu, Arap-İsrail çatışmasının merkezindeki ülkelerden birinin yeni yönetiminin İsrail'le masaya oturmayı kabul etmesi açısından önemli bir adım. Ancak böyle bir anlaşmanın kapsamı ve uygulanabilirliği belirsizliğini koruyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Şara'nın İsrail ile güvenlik anlaşması önerisi, Orta Doğu'daki dengeleri yakından ilgilendiriyor. Suriye'nin İsrail ile ilişki kurması, İran'ın bölgedeki nüfuzunu zayıflatabilir. İran, Esad döneminde Suriye'de önemli bir askeri varlık edinmişti ve bu varlık İsrail tarafından tehdit olarak algılanıyordu. Yeni Suriye yönetiminin İsrail ile yakınlaşması, İran'ın Lübnan'daki Hizbullah üzerinden kurduğu stratejik derinliği de etkileyebilir. Şara'nın Lübnan'da kaos uyarısında bulunması da bu bağlamda dikkat çekici.
ABD ve Avrupa Birliği, Suriye'deki yeni yönetime yönelik yaptırımların hafifletilmesi konusunda değerlendirmeler yapıyor. Şara'nın İsrail ile güvenlik anlaşması yapma niyeti, Batılı ülkelerin gözünde yeni yönetimin meşruiyetini artırabilir. Ancak İsrail ile yapılacak bir anlaşmanın, Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğü açısından sonuçları olabilir. Özellikle İsrail'in Golan Tepeleri'ni ilhakı ve Suriye'nin güneyindeki askeri varlığı, iki ülke arasındaki temel sorunlar olarak öne çıkıyor. Şara'nın bu konularda ne ölçüde taviz verebileceği, anlaşmanın çerçevesini belirleyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Suriye politikası açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Suriye'nin kuzeyinde PKK/YPG'nin varlığına karşı mücadele ediyor ve Şam'daki yeni yönetimle ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor. Şara'nın İsrail ile güvenlik anlaşması istemesi, Türkiye'nin bölgedeki dengeleri yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Türkiye, İsrail ile son yıllarda ilişkilerini normalleştirme çabasında olmasına rağmen, Suriye'deki gelişmeler bu süreci etkileyebilir. Ayrıca, İran'ın Suriye'deki etkisinin azalması, Türkiye'nin bölgedeki manevra alanını genişletebilir. Ancak İsrail'in Suriye'nin güneyinde kalıcı bir varlık kurması, Türkiye tarafından endişeyle karşılanabilir ve Ankara'nın Şam ile iş birliğini artırmasını teşvik edebilir. Sonuç olarak, Suriye-İsrail güvenlik anlaşması ihtimali, Türkiye'nin Orta Doğu politikasında yeni bir denklem oluşturabilir.