Singapur Başsavcılığı (AGC), Raymond Ng ve eşi Iris Koh'un hukuk sistemini taciz amaçlı kullandıkları gerekçesiyle mahkemeden 'hukuki tacizci' (vexatious litigant) ilan edilmelerini talep etti. AGC, çiftin çok sayıda gereksiz dava açarak yargıyı meşgul ettiğini ve bu davaların asıl amacının hukuki süreci silah olarak kullanmak olduğunu belirtti. Çiftin mahkeme tarafından atanan avukatları ise bu yönde bir kararın 'adil olmayacağını' ve çiftin dava açma hakkının kısıtlanmaması gerektiğini savundu. Dava, Singapur Yüksek Mahkemesi'nde görülüyor.
Gelişmenin Arka Planı
Raymond Ng ve Iris Koh, Singapur'da sağlık ve aşı karşıtı görüşleriyle tanınan aktivist bir çift. Özellikle Kovid-19 pandemisi döneminde aşı zorunluluğuna karşı çıkan çift, bir dizi hukuki girişimde bulunmuştu. AGC, çiftin bu süreçte açtığı davaların birçoğunun 'asılsız' ve 'taciz amaçlı' olduğunu öne sürüyor. Başsavcılık, çiftin 'hukuki savaş' (lawfare) yürüttüğünü ve medeni yargı sürecini ikincil amaçlar için araçsallaştırdığını iddia ediyor. Çiftin avukatları ise AGC'nin bu talebinin ifade özgürlüğü ve adalete erişim hakkını ihlal edeceğini belirtiyor. Singapur'da 'hukuki tacizci' ilan edilen kişiler, mahkeme izni olmadan yeni dava açamıyor.
Dava sürecinde, AGC'nin sunduğu belgelere göre çift, toplamda 20'den fazla dava açmış durumda. Bu davaların büyük kısmı, sağlık politikaları ve kamu görevlileri hakkında şikayetler içeriyor. Mahkeme, çiftin daha önce de benzer konularda açtığı davaların reddedildiğine dikkat çekiyor. Çiftin avukatları ise müvekkillerinin haklı davalarının olduğunu ve AGC'nin bu talebinin siyasi bir baskı unsuru olduğunu savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Singapur'un 'hukuki tacizci' kavramı, İngiliz hukuk sisteminden miras alınmış bir uygulama. Benzer düzenlemeler İngiltere, Avustralya ve Hindistan gibi ülkelerde de mevcut. Ancak bu tür kararlar, ifade özgürlüğü ve adalete erişim tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Özellikle aktivist gruplar, bu uygulamanın hükümet eleştirilerini susturmak için kullanılabileceği endişesini taşıyor. Singapur'da bu yıl içinde benzer bir dava daha görülmüştü; eski bir siyasi adayın 'hukuki tacizci' ilan edilmesi talebi mahkeme tarafından reddedilmişti.
Küresel ölçekte, pandemi döneminde aşı karşıtı hareketlerin yargı süreçlerini yoğun şekilde kullanması dikkat çekiyor. ABD ve Avrupa ülkelerinde de benzer davalar görülmekte. Bu durum, hukuk sistemlerinin kötüye kullanımına karşı alınan önlemler ile bireysel haklar arasındaki dengeyi yeniden gündeme getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de doğrudan benzer bir 'hukuki tacizci' düzenlemesi bulunmamakla birlikte, Türk hukuk sisteminde de kötü niyetli davaların önlenmesi amacıyla çeşitli müesseseler mevcuttur. Bu dava, Türkiye'de pandemi döneminde sağlık politikalarına yönelik eleştirilerin ve hukuki itirazların yoğunlaştığı bir dönemde, yargının kötüye kullanımına karşı alınabilecek önlemler açısından emsal teşkil edebilir. Ayrıca, Singapur'un bu konudaki yaklaşımı, Türkiye'de benzer düzenlemelerin tartışılmasına vesile olabilir. Küresel bağlamda ise, ifade özgürlüğü ve adalete erişim hakkının sınırlandırılmasına yönelik bu tür uygulamalar, uluslararası insan hakları normları açısından yakından izlenmektedir.