Afrika kıtası, kadın sağlığı hizmetlerinde kritik bir darboğazla karşı karşıya. Lancet tıp dergisinde yayımlanan 2021 tarihli bir rapora göre, dünya genelinde 1 milyon ebe eksikliği bulunuyor ve bu açığın büyük bölümü Sahra Altı Afrika'da yoğunlaşıyor. Bölgedeki ebeler, çatışma bölgelerinde bebek doğurtmaya çalışırken düşük ücret, tükenmişlik ve görünmezlik hissiyle boğuşuyor. Bu koşullar, deneyimli sağlık çalışanlarını meslekten uzaklaştırarak krizin daha da derinleşmesine yol açıyor.
Çatışma Bölgelerinde Doğum: Ebelerin Zorlu Mücadelesi
Afrika'nın çatışma bölgelerinde görev yapan ebeler, yalnızca tıbbi yetersizliklerle değil, aynı zamanda güvenlik tehditleriyle de mücadele ediyor. Örneğin, Somali'de ebe olarak çalışan Fatima Ali, "Bombaların sesi altında doğum yaptırmak zorunda kaldığımız oluyor. Hastaneye ulaşamayan kadınlar için elimizden geleni yapıyoruz ancak ne ekipmanımız ne de ilacımız yeterli" diyor. Somali'de her 100 bin doğumda 692 anne ölümü gerçekleşiyor; bu oran, dünya ortalamasının onlarca kat üzerinde.
Güney Sudan'da ise durum daha da vahim. Ülkedeki iç savaş nedeniyle birçok sağlık tesisi kapanmış durumda. Ebe Mary Nyawech, "Birçok meslektaşımız kaçtı veya öldürüldü. Kalanlar ise aylarca maaş alamadan çalışıyor. Kadınlar bize geliyor ama biz onlara yardım edemiyoruz çünkü temel malzemelerimiz bile yok" diyerek çaresizliği dile getiriyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Güney Sudan'da her 100 bin doğumda 1.150 anne ölümü yaşanıyor ve ebelerin sadece yüzde 10'u eğitimli.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde de benzer bir tablo hakim. Ülkenin doğusundaki çatışmalar nedeniyle milyonlarca insan yerinden edilmiş durumda. Ebe Claudine Merveille, "Kamplarda doğum yapan kadınlar için neredeyse hiçbir hijyenik koşul yok. Biz ebeler olarak gece gündüz çalışıyoruz ama ne takdir ne de yeterli ücret alıyoruz. Çoğu zaman kendi cebimizden malzeme alıyoruz" diyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, DKC'de her 100 bin doğumda 473 anne ölümü gerçekleşiyor ve ülkedeki ebe sayısı 10 binden az.
Düşük Ücret ve Tükenmişlik: Meslekten Kaçış
Afrika genelinde ebeler, hem ekonomik hem de psikolojik açıdan zorlu koşullar altında çalışıyor. Uluslararası Ebeler Konfederasyonu'nun 2023 raporuna göre, Sahra Altı Afrika'daki ebelerin yüzde 65'i yoksulluk sınırının altında bir ücretle çalışıyor. Nijerya'da bir ebe aylık ortalama 150 dolar kazanırken, aynı ülkede bir doktor 500 doların üzerinde maaş alabiliyor. Bu ücret adaletsizliği, ebelerin motivasyonunu kırıyor ve meslekten ayrılmalara neden oluyor.
Tükenmişlik de başlıca sorunlardan biri. Kenya'da bir devlet hastanesinde çalışan ebe Grace Wanjiku, "Günde 12 saat çalışıyoruz, bazen 20 doğuma giriyoruz. Eve gittiğimde kendimi tamamen bitkin hissediyorum. Ama en kötüsü, yaptığımız işin görünmemesi. Kimse bizi fark etmiyor" diyor. 2022'de yapılan bir araştırmaya göre, Kenya'daki ebelerin yüzde 70'i tükenmişlik sendromu yaşıyor ve yarısından fazlası önümüzdeki beş yıl içinde mesleği bırakmayı düşünüyor.
Düşük ücret ve ağır çalışma koşulları, gençlerin ebelik mesleğine ilgisini de azaltıyor. Etiyopya'da ebelik okullarına başvurular son beş yılda yüzde 30 azaldı. Sağlık Bakanlığı yetkilileri, bu düşüşün önümüzdeki yıllarda anne ölümlerini daha da artıracağı uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Afrika'daki ebe açığı, yalnızca kıtasal bir sorun olarak kalmıyor; küresel sağlık hedeflerini de tehdit ediyor. Birleşmiş Milletler'in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'ndan biri olan "anne ölümlerini 2030'a kadar 100 bin doğumda 70'in altına düşürmek", mevcut koşullarda neredeyse imkansız görünüyor. Dünya Sağlık Örgütü, küresel anne ölümlerinin yüzde 66'sının Sahra Altı Afrika'da gerçekleştiğini belirtiyor. Bölgede her yıl 200 bin kadın doğum sırasında hayatını kaybediyor.
Uluslararası kuruluşlar, ebelerin güçlendirilmesi için çeşitli programlar yürütüyor. BM Nüfus Fonu (UNFPA), 2022'de başlattığı "Ebeler İçin Eğitim ve Destek" programıyla 10 Afrika ülkesinde 15 bin ebe yetiştirmeyi hedefliyor. Ancak programın bütçesi sınırlı ve ihtiyacın çok altında. Ayrıca, çatışma bölgelerine ulaşmak güvenlik nedeniyle zorlaşıyor.
Küresel ölçekte, ebe eksikliği yalnızca Afrika'nın sorunu değil; Asya'nın bazı bölgelerinde de benzer sıkıntılar yaşanıyor. Ancak Afrika'daki durum, çatışmalar, yoksulluk ve sağlık altyapısındaki yetersizlikler nedeniyle çok daha kritik. Uluslararası toplumun bu soruna kalıcı çözümler üretmesi için daha fazla finansman ve siyasi irade gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Afrika'daki ebe açığı, Türkiye'nin insani diplomasi ve sağlık alanındaki küresel etkisi açısından önemli bir fırsat penceresi sunuyor. Türkiye, son yıllarda Afrika'da artan yatırımları ve TİKA eliyle yürüttüğü sağlık projeleriyle kıtadaki etkinliğini güçlendiriyor. Ebe eksikliği, Türkiye'nin sağlık eğitimi ve altyapı desteğiyle yumuşak gücünü artırabileceği bir alan. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık ve göç dalgaları Türkiye'nin güvenliğini dolaylı olarak etkiliyor; sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi, göçün kökeninde çözüm arayışlarına katkı sağlayabilir. Türk dış politikası, Afrika'da kalıcı ortaklıklar kurmak için bu tür kalkınma odaklı girişimleri desteklemeli.