Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (Africa CDC) Başkanı Dr. Jean Kaseya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde (DRC) devam eden Ebola salgınının "ciddi" olduğunu ancak "kontrolsüz" olmadığını belirtti. FRANCE 24'e verdiği özel röportajda Kaseya, salgının kaynağında durdurulmaması halinde kimsenin güvende olmayacağı uyarısında bulundu. Salgının Batı ülkelerini vurması durumunda çoktan bir aşı geliştirilmiş olacağını savunan Kaseya, uluslararası topluma daha fazla destek çağrısı yaptı. DRC'nin kuzeybatısındaki Équateur eyaletinde Nisan ayında yeniden ortaya çıkan Ebola virüsü, şu ana kadar 31 vaka ve 13 ölüme yol açtı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de salgını yakından takip ederken, bölgedeki sağlık altyapısının yetersizliği endişe yaratıyor.
Ebola'nın Tarihsel Arka Planı ve Mevcut Durum
İlk kez 1976'da Sudan ve DRC'de (o zamanki adıyla Zaire) eş zamanlı olarak tespit edilen Ebola virüsü, yüksek ateş, kanama ve organ yetmezliği gibi belirtilerle seyreden ve ölüm oranı yüzde 25 ila 90 arasında değişen bir hastalıktır. DRC, 1976'dan bu yana 14'üncü kez Ebola salgınıyla karşı karşıya. Bu, ülkenin 2021'deki son salgından bu yana yaşadığı en büyük vaka artışı. Dr. Kaseya, mevcut salgının boyutunun sınırlı olduğunu, ancak Ebola'nın geçmişte büyük felaketlere yol açtığını hatırlatarak "Her yeni vaka, virüsün yayılma potansiyelini artırıyor ve bu nedenle erken müdahale kritik önem taşıyor" dedi. Bölgede sağlık çalışanlarının aşılanması ve temaslı takibinin hızlandırılması için çabalar sürüyor. Ancak güvenlik sorunları, yerel halkın sağlık ekiplerine güvensizliği ve altyapı eksiklikleri müdahaleyi zorlaştırıyor.
Küresel Boyut ve Batı'nın Rolü
Dr. Kaseya'nın Batı'nın Ebola konusundaki ihmalkarlığına yönelik eleştirileri, uluslararası sağlık eşitsizlikleri tartışmasını yeniden alevlendirdi. "Eğer bu hastalık Batı'da ortaya çıksaydı, çoktan etkili bir aşı ve tedavi yöntemi geliştirilmiş olurdu" diyen Kaseya, Afrika'da görülen hastalıkların küresel ilaç şirketleri tarafından yeterince önemsenmediğini vurguladı. Gerçekten de, 2014-2016 Batı Afrika salgınında 11 binden fazla kişi hayatını kaybetmesine rağmen, Ebola aşısı ancak 2019'da lisans alabildi ve bu da kısmen fon yetersizliği nedeniyle gecikti. DSÖ, şu anda iki Ebola aşı adayının test edildiğini ancak kitlesel üretim için yeterli finansmanın sağlanamadığını belirtiyor. Kaseya, "Virüs sınır tanımıyor. Eğer bugün DRC'de kontrol altına alınmazsa, yarın komşu ülkelere, oradan da Avrupa veya Amerika'ya sıçrayabilir" uyarısında bulundu. Bu nedenle Afrika'ya yapılacak yatırımın sadece bölgesel değil, küresel bir güvenlik meselesi olduğunun altını çizdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ebola salgınının Türkiye'ye doğrudan bir tehdit oluşturması şu an için düşük ihtimal. Ancak Afrika ile artan ticari ve diplomatik ilişkilerimiz, bölgesel istikrarı yakından takip etmeyi gerektiriyor. Türk havayollarının kıtadaki yoğun uçuş ağı ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı'nın (TİKA) Afrika'daki sağlık projeleri, potansiyel bir salgının dolaylı etkilerine karşı dikkatli olunmasını zorunlu kılıyor. Ayrıca, küresel sağlık krizlerinde Batı ile Afrika arasında köprü rolü oynayabilir; DRC'ye insani yardım veya sağlık ekipmanı desteği, Türkiye'nin yumuşak gücünü pekiştirebilir. Salgının kontrol altına alınması, aynı zamanda uluslararası sağlık güvenliği açısından da önem taşıyor; Türkiye, DSÖ ve Africa CDC ile iş birliğini güçlendirerek bu alandaki konumunu sağlamlaştırabilir.