Afrika Birliği, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin (DRC) doğusunda şiddetli çatışmaların sürdüğü bir dönemde, Ruanda'nın başkenti Kigali'de üst düzey bir toplantı gerçekleştirdi. Üç eski Afrika devlet başkanının katıldığı görüşmelerde güvenlik taahhütleri, mültecilerin korunması ve bölgesel işbirliği konuları ele alındı. Toplantı, DRC'nin doğusunda istikrarsızlığın arttığı ve insani krizin derinleştiği bir dönemde bölgesel diyalog çabalarının son halkası olarak öne çıktı.
Gelişmenin Arka Planı
Afrika Birliği'nin Kigali'de düzenlediği istişare toplantısı, DRC'nin doğusunda hükümet güçleri ile silahlı gruplar arasındaki çatışmaların yoğunlaştığı bir sırada yapıldı. Toplantıya Ruanda Devlet Başkanı Paul Kagame'nin yanı sıra, Afrika Birliği'nin önceki dönem başkanları ve bazı eski devlet başkanları katıldı. Edinilen bilgilere göre, üç eski Afrika devlet başkanı, bölgedeki güvenlik durumunu değerlendirerek, ateşkes çağrısında bulundu ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılması için çağrı yaptı.
Doğu DRC'de özellikle Kuzey Kivu ve Güney Kivu eyaletlerinde, hükümet güçleri ile M23 isyancıları arasındaki çatışmalar yüzbinlerce kişiyi yerinden etti. Birleşmiş Milletler verilerine göre, son aylarda 500 binden fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bölgede faaliyet gösteren çok sayıda silahlı grup, doğal kaynakların kontrolü için mücadele ediyor ve sivil halk üzerindeki baskı artıyor.
Afrika Birliği yetkilileri, Kigali'deki görüşmelerin somut sonuçlar üretmesi gerektiğini vurguladı. Ancak toplantıya DRC Devlet Başkanı Felix Tshisekedi'nin katılmaması, çözüm sürecinin önündeki en büyük engel olarak yorumlandı. DRC hükümeti, Ruanda'nın M23 isyancılarını desteklediğini iddia ederken, Ruanda bu suçlamaları reddediyor. Bu karşılıklı suçlamalar, bölgesel arabuluculuk çabalarını zorlaştırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Doğu DRC'deki istikrarsızlık, yalnızca DRC'yi değil, tüm Büyük Göller bölgesini etkiliyor. Ruanda, Uganda ve Burundi gibi komşu ülkeler, çatışmaların yayılmasından endişe duyuyor. Afrika Birliği, bölgesel barış ve güvenlik mimarisinin güçlendirilmesi için uzun süredir çaba harcıyor; ancak etkili bir müdahale mekanizması oluşturulamadı. Kigali toplantısı, bu çabaların bir parçası olarak görülüyor.
Uluslararası toplum, özellikle BM Güvenlik Konseyi ve Batılı ülkeler, DRC'deki insani krize dikkat çekiyor. Fransa ve Belçika gibi eski sömürgeci güçler, bölgede nüfuzlarını korumaya çalışıyor. ABD ise kritik minerallerin (kobalt, koltan, altın) tedarik zincirini güvence altına almak için DRC'deki istikrara önem veriyor. Çin'in bölgedeki madencilik yatırımları da küresel rekabetin bir parçası.
Afrika Birliği'nin Kigali'deki toplantısı, bölgesel örgütün kriz çözme kapasitesini göstermesi açısından test niteliğinde. Toplantıda, Afrika Birliği'nin kendi barış gücünü oluşturma yönündeki adımlar da ele alındı. Ancak finansman ve siyasi irade eksikliği, bu tür girişimlerin etkinliğini sınırlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika Boynuzu ve Büyük Göller bölgesinde son yıllarda artan bir diplomatik ve ekonomik varlık gösteriyor. Ankara'nın Afrika Birliği ile geliştirdiği stratejik ortaklık, kıtadaki krizlerde arabuluculuk rolü üstlenmesini sağlayabilir. Doğu DRC'deki istikrarsızlık, Türk müteahhitlik firmalarının bölgedeki projelerini ve ticaret yollarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, mülteci akınları ve insani kriz, Türkiye'nin insani yardım diplomasisi için bir fırsat penceresi sunuyor. Ancak Türkiye'nin öncelikli bölgesel öncelikleri arasında DRC'nin doğusu şu an için ilk sırada yer almıyor; yine de Afrika Birliği üzerinden yürütülecek çok taraflı girişimlerde etkin rol alması, kıtadaki nüfuzunu güçlendirebilir.