Afrika kıtasının, Asya'nın 20. yüzyıl sonundaki hızlı ekonomik kalkınmasını taklit edip edemeyeceği sorusu, son dönemde ekonomistlerin ve politika yapıcıların gündeminde önemli bir yer tutuyor. Ancak mevcut veriler, kıtanın en büyük ekonomik potansiyellerinden biri olan tarım sektöründeki verimlilik artışının yavaşlaması nedeniyle bu hedefin ulaşılmasının zor olabileceğini gösteriyor. Asya'nın kalkınma modeli, emek yoğun sanayileşme ve ihracata dayalı büyümeyle şekillenirken, Afrika'da bu sürecin önündeki en büyük engel, düşük tarımsal verimlilik ve yetersiz altyapı yatırımları olarak öne çıkıyor.
Gelişmenin arka planı
Asya Kaplanları olarak bilinen Güney Kore, Tayvan, Singapur ve Hong Kong gibi ekonomiler, 1960'lardan itibaren tarımdan sanayiye hızlı bir dönüşüm yaşadı. Bu ülkeler, öncelikle tarımsal verimliliği artırarak işgücünü sanayiye kaydırdılar. Oysa Afrika'da, Dünya Bankası verilerine göre, tarımsal verimlilik son 50 yılda sadece %30 artarken, Asya'da aynı dönemde %150'nin üzerinde bir artış kaydedildi. Örneğin, Nijerya'da tarım sektörü GSYİH'nın yaklaşık %25'ini oluşturmasına rağmen, işgücünün büyük kısmı hâlâ geçimlik tarımla uğraşıyor ve verim düşük kalıyor. Benzer şekilde, Kenya ve Etiyopya gibi ülkelerde de tarımsal üretim, iklim değişikliği ve teknoloji eksikliği nedeniyle istenen seviyeye ulaşamıyor.
Uzmanlar, Afrika'nın Asya modelini uygulayabilmesi için öncelikle tarımsal dönüşümü tamamlaması gerektiğini vurguluyor. Bu, tohum ve gübre gibi girdilerin iyileştirilmesi, sulama altyapısının geliştirilmesi ve çiftçilere kredi ile eğitim sağlanması gibi adımları içeriyor. Ayrıca, kıta genelinde tarımsal ürünlerin işlenmesi ve ihracatına yönelik sanayi tesislerinin kurulması, katma değerli üretimi artırabilir. Ancak bu, ciddi bir yatırım ve siyasi istikrar gerektiriyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Afrika'nın karşılaştığı bu zorluklar, yalnızca kıta ekonomisini değil, küresel gıda güvenliğini ve ticaret dengelerini de etkiliyor. Dünya nüfusunun 2050'de 9,7 milyara ulaşması beklenirken, gıda talebinin %60 oranında artması öngörülüyor. Afrika, potansiyel olarak bu talebin karşılanmasında kilit rol oynayabilir; ancak mevcut verimlilik düzeyiyle bu mümkün görünmüyor. Öte yandan, Çin ve Hindistan gibi Asya ekonomileri, Afrika'ya artan yatırımlarıyla tarım sektörüne teknoloji ve sermaye getiriyor. Örneğin, Çin'in Afrika kıtasındaki tarım yatırımları 2020'de 14 milyar doları aşarken, bu yatırımların verimliliğe etkisi sınırlı kalıyor. Analistlere göre, teknoloji transferi ve yerel kapasite inşası olmadan, bu yatırımlar sürdürülebilir bir dönüşüm sağlamayacak.
Bir diğer kritik boyut ise iklim değişikliği. Afrika, küresel ısınmanın etkilerine en kırılgan bölgelerden biri olarak kuraklık, sel ve sıcak hava dalgalarıyla mücadele ediyor. Bu durum, tarımsal üretimi doğrudan tehdit ederken, Asya modelinin başarısındaki en önemli etkenlerden biri olan istikrarlı iklim koşullarının Afrika'da mevcut olmaması, modelin uygulanabilirliğini sorgulatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Afrika'nın tarımsal verimlilik sorunu, Türkiye için hem fırsat hem de uyarı niteliği taşıyor. Türkiye, Afrika ile artan ticari ilişkileri kapsamında, özellikle tarım makineleri, sulama sistemleri ve tohum teknolojileri alanında kıtaya ihracatı artırabilir. Aynı zamanda, Türk inşaat firmalarının altyapı projeleri, Afrika'da verimliliği artırıcı etkiler yaratabilir. Ancak, bu süreçte Çin ve Hindistan gibi rakiplerle rekabet etmek zorunda kalacak. Küresel açıdan bakıldığında, Afrika'nın kalkınamaması, göç dalgaları ve gıda krizleri yoluyla Türkiye'yi de etkileyebilecek bir istikrarsızlık kaynağıdır. Dolayısıyla, Ankara'nın Afrika politikasını, tarımsal iş birliği ve teknoloji transferi üzerine inşa etmesi stratejik önem taşıyor.