Petrol fiyatları, ABD'nin İran'a yönelik yeni saldırılarının sınırlı kapsamda kalması ve enerji piyasalarının Basra Körfezi'nden yapılan sevkiyatların yakın zamanda toparlanacağına yönelik bahislerle hafif bir düşüş kaydetti. Brent petrol varil başına 72 dolar seviyelerinde işlem görürken, ABD ham petrolü (WTI) 68 dolar civarında dengelendi. Yatırımcılar, İran'a yönelik askeri operasyonların enerji altyapısını hedef almadığını ve Hürmüz Boğazı'ndan geçen tanker trafiğinin normale dönme ihtimalinin arttığını değerlendiriyor.
Gelişmenin Arka Planı: Sınırlı Harekat, Sınırlı Piyasa Tepkisi
ABD yönetimi, İran'ın bölgedeki vekil güçlerine ve askeri tesislerine yönelik hava saldırıları düzenledi. Ancak bu saldırıların İran'ın petrol ihracat limanlarına veya rafinerilerine yönelik olmaması, piyasaların rahatlamasına neden oldu. Energy Vista kurucusu Leslie Palti-Guzman, çatışmanın enerji arzını doğrudan tehdit etmediğini, ancak jeopolitik risk priminin tamamen ortadan kalkmadığını belirtti. Palti-Guzman'a göre, piyasalar şu anda arz fazlası ve zayıf talep beklentileri arasında sıkışmış durumda. ABD Stratejik Petrol Rezervi'nin (SPR) düşük seviyelerde olması, olası bir arz kesintisine karşı tamponun zayıfladığı anlamına geliyor. Ayrıca, OPEC+'ın planlanan üretim artışını ertelemesi de fiyatları destekleyen unsurlar arasında.
İran'ın misilleme tehditleri ise piyasaların tamamen sakinleşmesini engelliyor. Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı'nı bloke etme veya bölgedeki ABD müttefiklerine yönelik saldırılar düzenleme olasılığını gündemde tutuyor. Bu belirsizlik, petrol fiyatlarının daha fazla düşmesini sınırlıyor. Ancak şu ana kadar fiili bir kesinti yaşanmaması, kısa vadede arzın istikrarlı kalacağı yönünde iyimserliği artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Körfez Sevkiyatları ve Enerji Güvenliği
Basra Körfezi'nden yapılan petrol sevkiyatları, dünya ham petrol ticaretinin yaklaşık üçte birini oluşturuyor. ABD-İran arasındaki son gerilim, Haziran 2023'teki kısa süreli tırmanışın ardından en ciddi kriz olarak kayıtlara geçti. Ancak bu kez ABD'nin operasyonları, İran'ın nükleer programına değil, vekil güçlerine odaklandı. Bu durum, çatışmanın enerji altyapısına sıçramayacağı beklentisini güçlendirdi.
Küresel petrol talebi ise Çin'deki ekonomik yavaşlama ve Avrupa'da zayıf sanayi üretimi nedeniyle baskı altında. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), 2025 yılı talebine ilişkin tahminini aşağı yönlü revize etti. Bu nedenle, jeopolitik riskler geçici olarak fiyatları yukarı çekse de, temel arz-talep dengesi fiyatların yükselişini sınırlıyor. Palti-Guzman, OPEC+'ın mevcut kotasyonları koruması halinde petrol fiyatlarının 65-70 dolar bandında istikrar kazanabileceğini, ancak İran'ın misillemesi durumunda 80 doların üzerine çıkabilecek bir risk primi oluşacağını söyledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara doğrudan maruz kalıyor. ABD-İran geriliminin tırmanması, İran'dan yapılan doğalgaz ve petrol ithalatını riske atabilir. Türkiye'nin İran'a yönelik yaptırımlara uyum konusunda ABD ile yaşadığı hassas denge, bu krizle birlikte yeniden sınanabilir. Ayrıca, Basra Körfezi'ndeki sevkiyatların aksaması, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir ve cari açık üzerinde baskı oluşturabilir. Ancak krizin sınırlı kalması, kısa vadede Türkiye için olumsuz bir tablo çizmiyor. Orta vadede, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini çeşitlendirme çabaları (TANAP, Karadeniz gazı) bu tür risklere karşı bir tampon oluşturuyor.