Afganistan, Taliban yönetiminin artan iç baskıları ve terör örgütlerine verdiği desteğe karşı uluslararası toplumun harekete geçmesi için eşiğin ne olduğunu soruyor. Soru, üç yılı aşkın süredir devam eden Taliban yönetimi altında kadın haklarının sistematik olarak ihlali, etnik azınlıklara yönelik baskı ve El Kaide gibi terör gruplarının yeniden yapılanması karşısında Batılı ülkelerin tepkisizliğine işaret ediyor.
Taliban'ın İç Baskıları ve Terör Desteği
Taliban'ın Ağustos 2021'de Kabil'i ele geçirmesinden bu yana, ülkede kadınların eğitim ve çalışma hakları büyük ölçüde kısıtlandı. Kız çocuklarının ortaokul ve liseye gitmesi yasaklanırken, kadınların kamuya açık alanlarda burka giymesi zorunlu hale getirildi. BM raporlarına göre, Taliban yönetimi altında kadınlara yönelik şiddet vakaları yüzde 80 arttı. Aynı zamanda, ülke El Kaide, Pakistan Talibanı (TTP) ve Horasan İslam Devleti (IŞİD-K) gibi terör grupları için güvenli bir sığınak haline geldi. BM Güvenlik Konseyi'nin son raporu, Taliban'ın El Kaide'ye lojistik destek sağladığını ve bazı liderlerinin Kabil'de serbestçe dolaştığını belgeledi.
Taliban'ın terörle mücadele taahhütlerine rağmen, ülke topraklarının yüzde 60'ından fazlasının terör gruplarının kontrolünde olduğu tahmin ediliyor. Bu durum, özellikle komşu ülkeler için ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturuyor. Örneğin, Pakistan'ın son iki yılda TTP saldırılarında yüzde 50 artış yaşadığı bildiriliyor. Aynı şekilde, Orta Asya cumhuriyetleri de Taliban'ın kontrolündeki bölgelerden sızan militanların tehdidi altında.
Uluslararası Toplumun İkilemi
Batılı ülkeler, Taliban'ı tanımama politikasını sürdürürken, insani yardım akışını devam ettiriyor. Ancak bu yardımlar, Taliban'ın meşruiyet kazanmasını engellemeye yetmiyor. ABD'nin Afganistan Özel Temsilcisi Thomas West, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, Taliban'ın uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ancak diplomatik kanalların açık tutulması gerektiğini belirtti. Rusya ve Çin ise Taliban'la ekonomik işbirliğini artırarak farklı bir yol izliyor. Pekin, Afgan madenlerine yatırım yaparken, Moskova Taliban'ı bölgesel güvenlik diyaloğuna dahil etmeye çalışıyor.
BM'nin Afganistan Özel Temsilcisi Roza Otunbayeva'nın ifadesiyle, "Uluslararası toplum, Taliban'ın saldırgan politikalarına karşı net bir duruş sergilemekte zorlanıyor. Bir yandan insani kriz büyürken, diğer yandan terör tehdidi artıyor. Eylem için eşik sürekli yükseltiliyor." Bu belirsizlik, Taliban'ın elini güçlendiriyor ve bölge ülkelerini daha proaktif adımlar atmaya itiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Afganistan'daki istikrarsızlık, Türkiye için doğrudan bir güvenlik riski oluşturuyor. Taliban'ın terör gruplarına verdiği destek, PKK ve diğer terör örgütlerinin bölgede yeniden güçlenmesine zemin hazırlayabilir. Ayrıca, Afgan mülteci akışı Türkiye'nin sığınmacı yükünü artırabilir. Ankara, hem NATO müttefiki olarak hem de bölgesel bir güç olarak Afganistan'daki gelişmelere kayıtsız kalamaz. Türkiye'nin, Taliban'la diyaloğu sürdürürken, insani yardım ve güvenlik işbirliği konularında aktif rol oynaması bekleniyor. Ancak uluslararası toplumun net bir eylem planı belirleyememesi, Türkiye'nin ikili ilişkilerinde belirsizlik yaratıyor.