Afganistan’ın batısındaki Herat kentinde Pazartesi günü düzinelerce erkek sokaklara dökülerek, Taliban yönetiminin kadınlara yönelik baskıcı uygulamalarını protesto etti. Göstericiler, son günlerde ‘ahlak polisi’ tarafından kıyafet kurallarına uymadıkları gerekçesiyle gözaltına alınan çok sayıda kadının serbest bırakılmasını talep etti. Görgü tanıkları, güvenlik güçlerinin kalabalığı dağıtmak için ateş açtığını ve en az üç kişinin yaralandığını bildirdi. Taliban sözcüsü ise olayla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı. Protesto, uluslararası toplumun Taliban’ın insan hakları ihlallerine yönelik eleştirilerinin yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleşti.
Gelişmenin arka planı
Taliban’ın Ağustos 2021’de yeniden iktidara gelmesinin ardından kadınlara yönelik kısıtlamalar sistematik olarak artırıldı. Kadınların eğitim, çalışma ve kamusal alana erişimleri büyük ölçüde engellendi. En son düzenlemelerle kadınların evden yalnız çıkmaları yasaklanırken, baştan ayağa kadar vücutlarını örten bir kıyafet (burka veya çador) giymeleri zorunlu kılındı. Ahlak polisi olarak bilinen “Emr-i bi’l-maruf ve Nehy-i ani’l-münker” (İyiliği Emretme ve Kötülükten Alıkoyma) birimi, bu kuralları denetlemekle görevlendirildi. Son haftalarda bu birim, özellikle Herat gibi nispeten daha liberal kentlerde kıyafet yönetmeliğini ihlal eden kadınlara yönelik operasyonlarını yoğunlaştırdı. Yerel kaynaklara göre, sadece son bir haftada 50’den fazla kadın gözaltına alındı ve bazıları dayak yedi. Erkek protestocular, kadınların aile üyeleri ve insan hakları aktivistlerinden oluşuyordu. Protestocular, “Kadınlar bizim onurumuzdur”, “Keyfi tutuklamalara son” yazılı pankartlar taşıdı. Gösteri sırasında polisin önce biber gazı kullandığı, ardından da havaya ateş açtığı belirtildi. Herat Valiliği, olaylarla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu ancak ayrıntı vermedi.
Bölgesel ve küresel boyut
Taliban yönetiminin kadın hakları konusundaki tutumu, uluslararası toplumun Afganistan’a yönelik politikasını derinden etkiliyor. Birleşmiş Milletler, AB ve ABD başta olmak üzere pek çok ülke ve kuruluş, Taliban’ın tanınması için kadın haklarına saygı gösterilmesini ön koşul olarak belirlemişti. Ancak Taliban, bu talepleri “Afgan geleneklerine aykırı” bularak reddediyor. Herat’taki protesto, Taliban içinde bile uygulamalara yönelik bir muhalefetin filizlenmekte olduğuna işaret ediyor. Uzmanlar, kadınlara yönelik baskıların aşırılıkçı grupları güçlendirebileceği ve Afganistan’daki istikrarsızlığı derinleştirebileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca, bu durum komşu ülkelerde (Pakistan, İran, Tacikistan) kadın hakları hareketlerini de etkileyebilir. Bölgesel güçler –özellikle Çin ve Rusya– Taliban’la ekonomik işbirliğini sürdürürken, insan hakları ihlallerini görmezden gelmekle eleştiriliyor. Afganistan’ın insani krizinin daha da kötüleşmesi, sınır ötesi göç dalgalarını tetikleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afganistan’da diplomatik varlığını sürdüren ve Taliban’la angajman kuran birkaç ülkeden biri. Ankara, Kabil’deki büyükelçiliğini 2021’den bu yana açık tutuyor ve insani yardım faaliyetlerine devam ediyor. Ancak Taliban’ın kadınlara yönelik uygulamaları, Türkiye’nin “ılımlı Taliban” söylemini zora sokuyor. Herat’taki protesto ve polis şiddeti, Türkiye’nin hem iç kamuoyunda hem de uluslararası arenada hesap verebilirlik talepleriyle karşılaşmasına neden olabilir. Ayrıca, Afganistan’daki istikrarsızlık, düzensiz göç rotalarını etkileyerek Türkiye’nin sınır güvenliği ve göç politikası üzerinde baskı oluşturabilir. Türkiye’nin, Taliban’la diyaloğunu sürdürmekle birlikte, insan hakları ihlallerine karşı daha net bir pozisyon alması beklenebilir.