ABD yönetimi, Afganistan'daki insani yardım programlarını finanse etmeye devam edeceğine dair sözler vermesine rağmen, yardım kesintileri Afgan annelerin ve çocukların ölümüne yol açıyor. Taliban'ın 2021'de iktidarı yeniden ele geçirmesinin ardından ülke, ekonomik çöküş ve insani felaketle karşı karşıya kalmıştı. Beş yıl geçmesine rağmen, Washington'ın taahhütleri kağıt üzerinde kaldı ve sahadaki gerçekler vahim bir tablo ortaya koyuyor.
Gelişmenin Arka Planı
Afganistan, 2021'de ABD ve NATO güçlerinin çekilmesiyle birlikte Taliban'ın hızla kontrolü ele geçirmesi sonucu derin bir siyasi ve ekonomik krize girdi. Ülke, uluslararası toplumun büyük bölümü tarafından tanınmadı ve milyarlarca dolarlık dış yardım durdu. Bu durum, sağlık sisteminin çökmesine, gıda güvensizliğinin artmasına ve milyonlarca insanın yoksulluğa sürüklenmesine neden oldu.
Washington yönetimi, 2022'de Afganistan'a insani yardım sağlamayı sürdüreceğini ve ülkenin istikrarı için çalışacağını defalarca dile getirdi. Ancak, ABD Dışişleri Bakanlığı ve USAID'in son raporları, fonların önemli ölçüde azaltıldığını gösteriyor. Özellikle anne ve çocuk sağlığı programları, bütçe kesintilerinden en çok etkilenen alanların başında geliyor. Bu programlar kapsamında sağlanan temel sağlık hizmetleri, aşılar ve beslenme desteği, kadınların ve çocukların hayatını kurtarıyordu. Ancak fonların kesilmesiyle birlikte, hastaneler kapanıyor, personel maaş alamıyor ve ilaç stokları tükeniyor.
Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, Afganistan'da beş yaş altı çocuk ölümleri son iki yılda yüzde 20 arttı. Her yıl yaklaşık 1,2 milyon anne ve çocuk, önlenebilir hastalıklar veya doğum komplikasyonları nedeniyle hayatını kaybediyor. BM Genel Sekreteri António Guterres, durumu "insani felaket" olarak nitelendirirken, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de acil fon çağrısında bulunuyor. Ancak ABD'nin insani yardım bütçesi, küresel öncelikler arasında geri plana itilmiş durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Afganistan'daki insani kriz, sadece ülke sınırlarıyla sınırlı kalmıyor; bölge ülkeleri ve küresel güvenlik dengelerini de etkiliyor. İran ve Pakistan, milyonlarca Afgan göçmene ev sahipliği yapıyor ve bu durum kendi ekonomilerine ciddi yük bindiriyor. Aynı zamanda, istikrarsızlık, terör örgütlerinin yeniden toparlanması için uygun bir zemin hazırlıyor. DEAŞ Horasan kolu (IŞİD-K) gibi gruplar, Afganistan'daki kaostan faydalanarak bölgede saldırılar düzenleyebiliyor.
ABD'nin etkisini azalttığı bir dönemde, Çin ve Rusya'nın Afganistan'la ilişkiler kurmaya çalıştığı gözlemleniyor. Çin, madencilik imtiyazları karşılığında Taliban hükümetine ekonomik yatırımlar önerirken, Rusya da bölgedeki güvenlik konularında Taliban'la temas halinde. Bu durum, Orta ve Güney Asya'da yeni bir jeopolitik rekabetin kapısını aralıyor. Uzmanlar, Washington'ın insani yardım kesintilerinin, bu rekabette ABD'yi zayıflattığını ve Afgan halkının gözünde güvenilirliğini daha da azalttığını belirtiyor.
Avrupa ülkeleri de ABD'nin bu politikasını eleştiriyor. Almanya, Fransa ve İngiltere, Afganistan'a yönelik insani desteğin artırılması çağrısında bulunuyor. Öte yandan, bazı Batılı ülkeler, Taliban'ın kadın haklarına yönelik kısıtlamalarını gerekçe göstererek doğrudan yardım sağlamaktan kaçınıyor; ancak bu durum, insani ihtiyaçların büyüklüğü karşısında yetersiz kalıyor. Uzmanlara göre, Batı'nın bu ikilemi, Afganistan'da derinleşen bir insani krize yol açıyor ve milyonlarca insanı ölüme terk ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afganistan'da tarihsel ve kültürel bağları olan önemli bir aktördür. ABD'nin çekilmesinin ardından Ankara, Kabil'deki diplomatik varlığını koruyarak istikrar çağrıları yapmıştı. Türkiye, 2022'de düzenlediği İstanbul Konferansı'nda Afganistan'a yönelik insani yardımın koordinasyonu için girişimler başlatmıştı. Ancak Washington'ın yardım kesintileri, Türkiye'nin insani diplomasi çabalarını da olumsuz etkiliyor. Afganistan'daki kriz, Türkiye'ye daha fazla göç baskısı oluşturabilir; bu da Türkiye'nin sınır güvenliği ve göç yönetimi politikalarını zorlayabilir. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık, terörle mücadele ve ticaret yolları açısından da Türkiye için riskler barındırıyor. Bu nedenle, Türkiye'nin uluslararası toplumla işbirliği yaparak insani yardımın artırılması ve Afganistan'da kalıcı istikrarın sağlanması yönündeki çabaları kritik önem taşıyor.