ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Salı günü Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başkanı ve bir duruşma avukatına yaptırım uygulandığını duyurdu. Bu adım, Trump yönetimi ile mahkeme ve uluslararası insan hakları örgütleri arasındaki gerilimi tırmandıran bir dizi eylemin en son halkası oldu. Rubio'nun açıklamasına göre, UCM Başkanı Tomoko Akane ve Duruşma Dairesi Başkanı Bertram Schmitt, ABD'nin yaptırım listesine eklendi. Karar, mahkemenin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında tutuklama emri çıkarmasının ardından geldi.
Yaptırım kararının arka planı
Trump yönetimi, UCM'nin Amerikan vatandaşları veya müttefiklerine yönelik soruşturmalarını 'tehdit' olarak değerlendiriyor. Özellikle mahkemenin Gazze'deki savaşla ilgili olarak İsrail'in tutumunu incelemesi, Washington'un tepkisini çekti. Rubio yaptığı yazılı açıklamada, 'UCM'nin meşruiyetini kötüye kullanarak Amerikan karşıtı kararlar alması kabul edilemez' ifadelerini kullandı. Yaptırımlar kapsamında, belirlenen kişilerin ABD'deki mal varlıkları dondurulacak ve ABD vatandaşlarıyla herhangi bir işlem yapmaları yasaklanacak. Ayrıca, söz konusu kişilere ABD'ye giriş yasağı da getirilecek.
UCM, bu karara sert tepki gösterdi. Mahkeme sözcüsü Fadi El Abdallah, yaptırımların uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve mahkemenin bağımsız yargı yetkisini engellemeye yönelik olduğunu belirtti. El Abdallah, 'UCM, tüm devletlerin egemenliğine saygı göstererek adaleti sağlamaya devam edecektir' dedi. Öte yandan, insan hakları örgütleri de kararı kınadı. Uluslararası Af Örgütü, 'ABD'nin bu adımı, uluslararası hukukun üstünlüğünü ve savaş suçlarının cezalandırılmasını baltalamaktadır' açıklamasında bulundu.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu yaptırımlar, ABD ile Avrupa Birliği arasında da yeni bir gerilim kaynağı oluşturdu. ABD'nin müttefiki olan birçok Avrupalı ülke, UCM'yi desteklediklerini açıkladı. Fransa Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, 'Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin bağımsızlığını savunuyoruz ve bu tür yaptırımları kabul etmiyoruz' dedi. Almanya, İngiltere ve Hollanda da benzer açıklamalarda bulundu. Bu durum, Transatlantik ilişkilerdeki mevcut sürtüşmeyi daha da derinleştiriyor.
UCM, 2002 yılında Roma Statüsü ile kuruldu ve şu ana kadar 124 ülke statüye taraftır. Ancak ABD, Çin, Rusya, İsrail ve İran gibi ülkeler mahkemeye taraf değil. ABD, daha önce de 2019 yılında UCM yetkililerine yaptırımlar uygulamış, ancak 2021'de Biden yönetimi bu yaptırımları kaldırmıştı. Trump'ın yeniden göreve gelmesiyle birlikte yaptırımların yeniden devreye sokulduğu görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin UCM'ye yönelik bu yaptırım kararı, Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmese de, önemli bölgesel ve küresel sonuçlar doğurabilir. Türkiye, UCM'ye taraf olmayan ülkeler arasında yer alıyor ve daha önce mahkemenin yetkilerini eleştirmişti. Ancak bu gelişme, uluslararası hukukun işleyişine duyulan güveni sarsabilir ve küresel adalet arayışındaki belirsizliği artırabilir. Ayrıca, ABD ile AB arasındaki gerilim, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde denge arayışını etkileyebilir. Türkiye'nin, uluslararası hukukun üstünlüğüne saygılı bir tutum sergilemesi ve bölgesel istikrarın korunmasına katkı sağlayacak adımlar atması beklenir.