Afganistan'da Taliban'ın Ağustos 2021'de yeniden iktidara gelmesinin ardından, kız çocuklarının ve kadınların eğitim, çalışma ve kamusal hayata katılım hakları sistematik olarak kısıtlandı. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütlerinin raporlarına göre, ortaokul ve lise düzeyindeki kız öğrencilerin okula gitmesi yasaklanırken, üniversite eğitimi de fiilen durduruldu. Kadınların kamu sektöründe çalışması, park, spor salonu ve hamam gibi kamusal alanlara erişimi engellendi. Bu politikalar, bir nesil Afgan kızının hayallerini, kariyer planlarını ve sosyal varlığını adeta sildi.
Gelişmenin Arka Planı: Taliban'ın Kadın Politikaları
Taliban yönetimi, 1996-2001 arasındaki ilk iktidar döneminde uyguladığı katı şeriat yorumunu bu kez de hayata geçiriyor. Eylül 2021'de ilan edilen geçici hükümetin ilk icraatlarından biri, kız çocuklarının ortaokul ve liseye gitmesini yasaklamak oldu. Ardından Aralık 2022'de üniversitelerdeki kadın öğrencilere de kapılar kapatıldı. Kadınların uluslararası yardım kuruluşlarında çalışması da Mayıs 2023'te yasaklandı. Bu kararlar, ülke genelinde kadın istihdamını neredeyse sıfıra indirdi. BM Kadın Birimi'ne göre, milyonlarca kız çocuğu eğitim hakkından mahrum kalırken, yaklaşık 20 milyon kadın insani yardıma muhtaç durumda. Ekonomik kriz ve kıtlıkla boğuşan Afganistan'da kadınların aile geçimine katkısı da engellenmiş oldu.
Uluslararası toplumun Taliban'a yönelik yaptırımları ve tanımama politikası, bu insan hakları ihlallerini durdurmakta yetersiz kalıyor. Birçok ülke, Taliban'ın kadın politikalarını "insanlığa karşı suç" olarak nitelendirirken, diplomatik çözüm için ortak bir zemin bulunamıyor. Taliban yönetimi, kadın hakları konusunda iç muhalefeti şiddetle bastırıyor; kadın aktivistler ve gazeteciler sürekli tehdit altında.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Afganistan'daki kadın hakları krizi, yalnızca Afgan toplumunu değil, bölgesel istikrarı ve küresel insan hakları normlarını da etkiliyor. Pakistan ve İran gibi komşu ülkeler, mülteci akınları ve radikal ideolojinin yayılması riskiyle karşı karşıya. Özellikle Pakistan'da Afgan mülteci nüfusu 3 milyonu aşarken, kadın mültecilerin eğitim ve iş fırsatları da sınırlı. Orta Asya cumhuriyetleri, Afganistan'daki köktendinci yapının kendi topraklarına sızmasından endişe ediyor.
Küresel ölçekte, birçok hükümet ve insan hakları örgütü Taliban'ı tanımamakta ısrar ediyor. Ancak ABD'nin askeri çekilme sonrası bölgede nüfuz kaybı, Çin ve Rusya gibi güçlerin Afganistan ile ekonomik ilişkiler kurma arayışına girmesine yol açtı. Çin, maden kaynaklarına erişim karşılığında Taliban ile ticari diyalog yürütürken, uluslararası toplum insan hakları ile güvenlik kaygıları arasında sıkışmış durumda. BM Güvenlik Konseyi, Taliban'ın kadınlara yönelik politikalarını kınayan kararlar almasına rağmen, bunların uygulanması için somut bir mekanizma oluşturulamadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Afganistan'daki kadın hakları krizi, Türkiye'nin dış politikasında insan hakları ve mülteci boyutlarıyla önemli bir yer tutuyor. Türkiye, tarihsel olarak Afganistan'da eğitim ve kalkınma projelerine destek vermiş, kız çocuklarının okullaşması için okullar inşa etmişti. Mevcut durum, bu yatırımların geri dönüşünü tehdit ediyor. Ayrıca, Taliban yönetiminin meşruiyet kazanması halinde Türkiye'nin bölgedeki nüfuzu ve NATO müttefikleriyle ilişkileri etkilenebilir. Mülteci akını riski, Türkiye'nin halihazırda Suriyeli mültecilerle yüklü olan göç politikasını daha da zorlaştırabilir. Ankara, BM ve İİT çerçevesinde Taliban'la diyalogda insan hakları vurgusu yaparken, uluslararası toplumun bu konuda ortak bir tutum geliştirmesi hayati görünüyor.