Almanya için Alternatif (AfD) partisi, 28-29 Haziran 2025'te Erfurt'ta düzenlenecek federal parti kongresi öncesinde önemli bir liderlik değişimine sahne oluyor. Partinin Thüringen eyalet teşkilatının etkili isimlerinden Stephan Möller, federal yönetim kurulu üyeliğine aday gösterildi. Bu adaylık, aşırı sağcı kanadın en güçlü figürü olarak görülen Björn Höcke'nin partideki nüfuzunu artırdığı yorumlarına yol açtı. Möller, daha önce bu görevi yürüten ve Thüringen kanadının güvenini kaybettiği belirtilen Stephan Brandner'in yerine geçecek.
Parti İçi Dengeler ve Höcke Faktörü
AfD'nin Thüringen eyalet örgütü, parti içinde en radikal olarak kabul edilen kanat olarak biliniyor. Björn Höcke, bu kanadın tartışmasız lideri konumunda. Höcke'nin kendisi doğrudan federal yönetime aday olmasa da, güvendiği isimlerden Möller'i aday göstererek parti yönetiminde söz sahibi olmayı hedefliyor. Bu hamle, AfD içinde uzun süredir devam eden ılımlılar ile aşırı sağcılar arasındaki güç mücadelesinin yeni bir aşaması olarak değerlendiriliyor.
Möller'in adaylığı, Brandner'in Thüringen teşkilatında yalnızlaşması sonucu geldi. Brandner, özellikle 2024 Avrupa Parlamentosu seçim kampanyasında sergilediği tutum ve parti içi muhalefet karşısındaki tavrı nedeniyle eleştirilmişti. Thüringenli delegelerin büyük bir kısmı, Brandenburg'da daha ılımlı bir profil çizen Brandner'in partiyi temsil etmekte yetersiz kaldığını düşünüyor. Bu gelişme, AfD'nin doğu eyaletlerindeki tabanında Höcke'nin sözünün geçtiğinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Kongrede Beklenen Tartışmalar
Erfurt kongresinde sadece yönetim seçimleri değil, aynı zamanda partinin programatik yönelimine dair önemli kararlar da alınması bekleniyor. Parti içi tartışmaların odağında, Almanya'nın Avrupa Birliği ile ilişkileri, göç politikası ve ekonomik milliyetçilik başlıkları yer alıyor. Özellikle Höcke kanadı, partinin daha radikal bir söylem benimsemesini ve AB'den çıkışı (Dexit) açıkça savunmasını talep ediyor. Buna karşın, daha pragmatik bir yaklaşım benimseyen kanat, AfD'nin daha geniş kitlelere ulaşabilmesi için radikal söylemlerden kaçınılması gerektiğini savunuyor.
Kongre öncesinde yapılan anketler, AfD'nin doğu eyaletlerindeki oy oranının %25-30 arasında seyrettiğini gösteriyor. Bu oran, partiyi bazı doğu eyaletlerinde en güçlü siyasi güç haline getiriyor. Ancak batı eyaletlerinde oy oranı %10'un altında kalıyor. Bu dengesiz dağılım, partinin ulusal çapta bir kitle partisi olmasının önünde engel teşkil ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AfD içindeki bu güç değişimi, Almanya'da yaşayan yaklaşık 3 milyon Türk kökenli nüfus için doğrudan sonuçlar doğurabilir. Höcke ve kanadı, İslam karşıtı ve göçmen karşıtı söylemleriyle biliniyor. Möller'in yönetime gelmesi halinde, partinin Türkiye ve İslam'a yönelik sert tutumunun daha da keskinleşmesi beklenebilir. Bu durum, Almanya-Türkiye ilişkilerinde gerginliğe yol açabilir. Ayrıca AfD'nin Avrupa şüphecisi söylemleri, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde Almanya'nın tutumunu daha da olumsuz etkileyebilir. Türk diplomasisi, bu gelişmeleri yakından izlemeli ve AfD'nin olası bir koalisyon ortağı haline gelmesi durumunda Almanya'nın Türkiye politikasında yaşanabilecek değişikliklere karşı hazırlıklı olmalıdır.