Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'in yeniden seçilmesi neredeyse kesinleşmiş durumda. 2018'de göreve geldiğinden bu yana ülkesini dönüştürme vaadiyle yola çıkan Ahmed, ekonomik reformlar, barış süreçleri ve diplomatik açılımlarla adından söz ettirdi. Ancak Tigray Savaşı'nın yaraları, artan enflasyon, dış borç yükü ve etnik gruplar arasındaki gerginlik, Etiyopya'nın geleceğini belirsiz kılıyor. Seçim sonucu ne olursa olsun, ülkenin karşı karşıya olduğu yapısal sorunlar, Ahmed'in vizyonunu gerçekleştirmesinin önündeki en büyük engel olarak görülüyor.
Gelişmenin Arka Planı: Abiy Ahmed'in Yükselişi ve Reformları
Abiy Ahmed, 2018'de Başbakan olduğunda, Etiyopya'yı demokrasiye taşıyacak bir reformcu olarak selamlanmıştı. Siyasi mahkumları serbest bıraktı, basın özgürlüğünü artırdı ve Eritre ile tarihi bir barış anlaşması imzaladı. Bu adımlar ona 2019'da Nobel Barış Ödülü'nü kazandırdı. Ancak iç cephede, etnik temelli siyaset ve merkezi yönetim ile bölgeler arasındaki gerilimler sürüyordu. 2020'de patlak veren Tigray Savaşı, bu gerilimlerin vahşi bir yüzleşmeye dönüştüğü bir dönüm noktası oldu. İki yıldan uzun süren çatışmalar, on binlerce insanın ölümüne ve insani krize yol açtı. Kasım 2022'de imzalanan Pretoria Anlaşması ile savaş resmen sona ermiş olsa da, Tigray bölgesinde yeniden yapılanma ve güven henüz tesis edilebilmiş değil.
Ekonomik cephede ise Etiyopya, yüksek enflasyon, kronik döviz kıtlığı ve artan dış borçlarla boğuşuyor. Ülke, 2023'te temerrüde düşme riskiyle karşı karşıya kaldı ve IMF ile yeni bir kredi anlaşması için müzakereler devam ediyor. Ahmed'in özelleştirme ve serbest piyasa reformları, yabancı yatırımı çekmeyi hedefliyor ancak siyasi istikrarsızlık ve altyapı yetersizlikleri bu çabaları zorlaştırıyor. Ayrıca, ülkenin en büyük döviz kaynağı olan ihracat gelirleri, küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmalardan etkileniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Kızıldeniz'de Yeni Bir Güç Mücadelesi
Etiyopya, Afrika Boynuzu'nda stratejik bir konuma sahip. Abiy Ahmed'in vizyonu, ülkeyi bölgesel bir güç haline getirmeyi ve Kızıldeniz'e erişim sağlamayı içeriyor. Bu bağlamda, 2024'te Somaliland ile imzalanan anlaşma kapsamında bir deniz üssü ve liman kurulması planlanıyor. Bu hamle, Somali ile gerilimi tırmandırdı ve Mısır gibi bölgesel aktörlerin tepkisini çekti. Mısır, Etiyopya'nın Nil Nehri üzerinde inşa ettiği Büyük Etiyopya Rönesans Barajı nedeniyle zaten Ankara'yla gerilimli ilişkilere sahip. Baraj, Mısır'ın su kaynakları üzerinde tehdit oluştururken, Etiyopya enerji ihtiyacını karşılamak ve elektrik ihracatıyla gelir elde etmek için barajı hayati görüyor. Bu su krizi, bölgesel istikrarı tehdit eden bir unsur olarak öne çıkıyor.
Küresel düzeyde, Etiyopya'nın istikrarı, terörle mücadele, insani yardım ve ticaret yolları açısından önem taşıyor. Çin ve Birleşik Arap Emirlikleri, ülkeye yönelik yatırımlarını artırırken, Batılı ülkeler insan hakları endişeleri nedeniyle yardımları sınırlamış durumda. Türkiye ise Etiyopya'da önemli bir yatırımcı ve askeri işbirliği ortağı konumunda. Türk Havayolları'nın Addis Ababa'ya seferleri, iki ülke arasındaki bağları güçlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Etiyopya ile tarihsel bağlara ve artan ticari ilişkilere sahip. Türk şirketleri inşaat, tekstil ve enerji sektörlerinde faaliyet gösteriyor. Ayrıca Türkiye, Etiyopya ordusuna insansız hava araçları (İHA) tedarik ederek savunma işbirliğini derinleştirmiş durumda. Abiy Ahmed'in yeniden seçilmesi, bu ilişkilerin devamlılığı açısından olumlu görülse de, Etiyopya'daki istikrarsızlık Türk yatırımlarını ve bölgesel güvenliği riske atabilir. Özellikle Kızıldeniz'deki yeni deniz üssü planları, Türkiye'nin Somali ve Sudan ile olan ilişkilerini de etkileyebilir. Bölgedeki güç dengeleri değişirken, Türkiye'nin Etiyopya ile ilişkilerini stratejik bir çerçevede yürütmesi, hem ekonomik çıkarlar hem de bölgesel istikrar için kritik önem taşıyor.