Kolombiya'da 2023 yılında düzenlenen başkanlık seçimlerinde tarihi bir zafer kazanan Abelardo de la Espriella, siyasi kariyerine tartışmalı bir avukat olarak başlamış ve kısa sürede ülkenin en güçlü isimlerinden biri haline gelmiştir. Seçilmesinin üzerinden henüz birkaç gün geçmişken, De la Espriella’nın kim olduğu, nasıl bu kadar hızlı yükseldiği ve Kolombiya’yı nasıl bir geleceğin beklediği merak konusu oldu.
Yeni Başkanın Siyasi Yükselişi ve Stratejisi
De la Espriella, siyasi sahneye çıkmadan önce Kolombiya’nın en tanınmış hukuk bürolarından birinin kurucusuydu. Ancak onu asıl üne kavuşturan, eski başkanlardan bazılarının yolsuzluk davalarında savunma avukatı olarak yaptığı çalışmalardı. Bu dönemde edindiği medya deneyimi ve halkla ilişkiler becerisi, onu siyasi arenada da başarılı kıldı. 11 ay önce kurduğu “Yurtsever Hareket” partisi, Arjantin ve El Salvador’da işe yaramış olan bir formülü benimsedi: milliyetçi söylem, suça karşı sert tedbirler ve geleneksel siyasete karşı derin bir küçümseme.
Seçim kampanyasında “Önce Kolombiya” sloganını kullanan De la Espriella, ülkenin karşı karşıya olduğu şiddet, yoksulluk ve yolsuzluk gibi temel sorunlara radikal çözümler vaat etti. Özellikle uyuşturucu kartellerine karşı askeri operasyonları yoğunlaştırma sözü, güvenlik endişesi taşıyan seçmenler arasında büyük yankı uyandırdı. Ayrıca, refah devleti uygulamalarını küçülteceğini ve özel sektörü teşvik edeceğini açıklaması, iş dünyasından destek görmesini sağladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Model Ülkelerin Deneyimi
De la Espriella’nın siyasi modeli, Arjantin’de Javier Milei ve El Salvador’da Nayib Bukele’nin başarısına dayanıyor. Her iki lider de geleneksel siyasi partilerin itibar kaybettiği bir dönemde, doğrudan halka hitap eden, medyayı etkin kullanan ve güçlü liderlik vurgusu yapan bir kampanya yürüttü. Bukele’nin çete şiddetine karşı aldığı sert önlemler ve Milei’nin ekonomideki radikal liberalleşme politikaları, Kolombiya seçmeninde de karşılık buldu. Ancak uzmanlar, bu modelin Kolombiya’nın kendine özgü koşullarına tam olarak uyarlanıp uyarlanamayacağını sorguluyor.
Özellikle Kolombiya’nın uzun süredir devam eden iç çatışmaları, farklı etnik gruplar ve bölgeler arasındaki gelir adaletsizliği, bu modelin başarısını zorlaştırabilir. Ayrıca, De la Espriella’nın yargı bağımsızlığı ve basın özgürlüğü konusundaki belirsiz tutumu, uluslararası toplumda endişe yaratıyor. Seçimlerin ardından yaptığı ilk konuşmada “Biz artık eski siyasete dönmeyeceğiz” diyerek, mevcut kurumları yeniden yapılandırma sinyali vermesi, demokratik dengeler açısından risk oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kolombiya’daki bu siyasi değişim, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, Latin Amerika’da yükselen popülist sağ dalganın bir parçası olarak değerlendirilebilir. Türkiye’nin Latin Amerika ile artan ticari ve diplomatik ilişkileri göz önüne alındığında, De la Espriella’nın izleyeceği dış politika, özellikle Venezuela ve Küba gibi ülkelerle olan ilişkilerde değişikliklere yol açabilir. Ayrıca, Kolombiya’nın güvenlik politikaları, uyuşturucu ticaretiyle mücadele kapsamında Türkiye’yi de ilgilendiren küresel bir boyut taşımaktadır. Yeni başkanın NATO ile ilişkileri ve Batı yanlısı duruşu, Türkiye’nin bölge stratejilerini doğrudan etkilemese de, dolaylı olarak denge arayışlarında referans alınabilecek bir örnek teşkil edebilir.