ABD Temsilciler Meclisi üyesi, İsrail’e yönelik yeni bir yardım paketi içeren yasa teklifini hazırlamadan önce İsrailli yetkililere danıştığını itiraf etti. Bu açıklama, Amerikan dış politikasında onlarca yıldır süregelen İsrail’e koşulsuz desteğin sorgulanmasına yol açarken, söz konusu yardımların boyutunu da yeniden gündeme getirdi. İsrail, kuruluşundan bu yana ABD’den en fazla dış yardım alan ülke konumunda.
Yardımların Tarihsel Boyutu
Dış İlişkiler Konseyi’nin verilerine göre İsrail, kurulduğu 1948 yılından bu yana enflasyona göre düzeltilmiş rakamlarla 300 milyar doların üzerinde ekonomik ve askeri yardım aldı. Bu yardımlar, ABD’nin yıllık dış yardım bütçesinin önemli bir kısmını oluşturuyor. 1976’dan beri İsrail, ABD’den en fazla yıllık dış yardım alan ülke olarak kayıtlara geçti. 2019’da imzalanan mutabakat zaptı kapsamında ABD, 2028’e kadar İsrail’e yılda 3,8 milyar dolar askeri yardım sağlamayı taahhüt etti.
ABD’li temsilcinin söz konusu açıklaması, bu yardımların ne kadarının İsrail’in talepleri doğrultusunda şekillendiği sorusunu akıllara getirdi. Zira yardım paketlerinin içeriği, genellikle ABD yönetimi ve Kongre tarafından hazırlanıyor. Ancak bu açıklama, İsrail’in yardım sürecinde doğrudan söz sahibi olduğunu ortaya koyuyor.
Bölgesel ve Küresel Tepkiler
Bu gelişme, özellikle Orta Doğu’da ABD’nin tarafsızlığına yönelik şüpheleri artırdı. Filistin yönetimi, ABD’nin İsrail’e verdiği koşulsuz desteğin bölgede barış çabalarını baltaladığını savunuyor. Arap Birliği ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada, ABD’nin bu tutumunun uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve İsrail’in işgal politikalarını teşvik ettiğini belirtti. Avrupa Birliği’nden de benzer eleştiriler gelirken, bazı AB ülkeleri İsrail’e yapılan yardımların şeffaflığının artırılması çağrısında bulundu.
Öte yandan ABD içinde de yardımların sorgulanmaya başladığı görülüyor. Kongre’de İsrail’e yönelik yardımların insan hakları koşullarına bağlanması yönünde artan bir baskı var. Ancak söz konusu yasa teklifinin, İsrail’e danışılarak hazırlanmış olması, bu baskıların ne ölçüde etkili olacağı konusunda soru işaretleri doğuruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’nin İsrail’e danışarak yardım teklifi hazırlaması, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bölge ülkeleri için endişe verici bir gelişme. Bu durum, ABD’nin Orta Doğu politikasında İsrail’in çıkarlarını merkeze aldığını ve bölgesel dengeleri gözetmediğini gösteriyor. Türkiye, özellikle Doğu Akdeniz ve Filistin meselesinde ABD’nin İsrail yanlısı tutumunun, bölgesel barış ve istikrarı olumsuz etkilediğini savunuyor. Ayrıca bu gelişme, Türkiye’nin ABD ile olan ikili ilişkilerinde bir güven sorununa işaret ediyor; zira ABD’nin bölge ülkeleriyle istişare etmeden tek taraflı adımlar atması, Türk dış politikasının bağımsızlığını ve hareket alanını kısıtlıyor. Küresel ölçekte ise bu tür uygulamalar, uluslararası yardım sisteminin adilliğini sorgulatıyor.