ABD Başkanı Donald Trump, yeniden başlayan çatışmalar ve devam eden Amerikan hava saldırıları ortamında İran'a kara birlikleri gönderme olasılığını net bir şekilde reddetmeyerek dikkatleri bu senaryoya çevirdi. Geçmişte Trump'ın İran konusunda çelişkili açıklamalar yaptığı bilinirken, uzmanlar böyle bir müdahalenin lojistik ve stratejik açıdan mümkün olup olmadığını sorguluyor. İran, coğrafi büyüklüğü, dağlık arazisi ve Tahran'ın savunma kapasitesiyle ABD için Afganistan veya Irak'tan çok daha zorlu bir hedef olarak öne çıkıyor.
Kara harekatı senaryoları ve askeri gerçekler
ABD'nin İran'a yönelik olası bir kara harekatı, üç ana senaryo üzerinden tartışılıyor: sınırlı bir tampon bölge işgali, stratejik tesisleri ele geçirmeye yönelik operasyonlar veya rejim değişikliğini hedef alan geniş çaplı bir işgal. Ancak Pentagon kaynaklarına göre, İran'ın 500 bin kişilik düzenli ordusu, 200 bin kişilik Devrim Muhafızları ve geniş bir milis ağı bulunuyor. Ayrıca İran'ın balistik füzeleri ve insansız hava araçları (İHA) sayesinde körfezdeki ABD üslerine misilleme yapma kabiliyeti var.
Trump yönetimi şu ana kadar ağırlıklı olarak hava saldırılarına ve İran'a yönelik maksimum baskı politikasına dayanan bir strateji izledi. Ancak son dönemde artan çatışmalar, kara harekatı ihtimalini yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar, ABD'nin İran'a kara müdahalesinin muazzam bir lojistik operasyon gerektireceğini ve en az 150 bin ila 500 bin askeri personelin konuşlandırılmasıyla mümkün olabileceğini belirtiyor. Bu, ABD'nin Irak'ı işgal ettiği 2003 yılındaki gücünün üzerinde bir seferberlik anlamına geliyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Böyle bir operasyon, sadece İran'la sınırlı kalmayacak, tüm Ortadoğu'yu etkileyecektir. İran'ın vekil güçleri olan Hizbullah, Husiler ve Irak'taki milis gruplar, ABD ve müttefiklerine karşı saldırılarını artıracaktır. Bu durum, İsrail'in güvenliğini doğrudan tehdit ederken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerini de yeni bir savaşın içine çekebilir. Ayrıca, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması halinde dünya petrol arzının yüzde 20'si tehlikeye girecek, bu da küresel enerji krizine yol açabilecektir. Rusya ve Çin'in ise bu duruma kayıtsız kalmayacağı, BM Güvenlik Konseyi'nde krizi derinleştirecek adımlar atabileceği tahmin ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin İran'a olası bir kara müdahalesi, Türkiye için ciddi güvenlik riskleri ve ekonomik sonuçlar doğurur. Türkiye, İran ile kara sınırı paylaşıyor ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi yıllık yaklaşık 10 milyar dolar seviyesinde. Bir işgal durumunda sınır güvenliği tehlikeye girecek, mülteci akınları yaşanabilecek ve enerji ithalatında kesintiler olabilecektir. Ankara, böyle bir senaryoda NATO'nun içinde yer almakla birlikte, İran'la çatışmaya sürüklenmek istemeyecektir. Türkiye'nin, diplomatik girişimlerle gerilimi düşürmeye çalışması ve bölgesel istikrarı korumak için Rusya ile işbirliği yapması beklenir. Sonuç olarak, ABD'nin İran'ı işgali Türkiye'nin dış politikasında zorlu bir denge sınavına neden olur.