ABD'nin DEAŞ'a karşı en önemli müttefiki olan Suriyeli Kürtler, terör örgütünün yenilgiye uğratılmasının ardından kendilerini koruyan orduyu feshederek geleceklerini eski bir El Kaide savaşçısına bağlıyor. Bu karar, Suriye'nin kuzeydoğusundaki dengeleri kökten değiştirebilecek kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Kürt yönetimi, yıllardır süren çatışmaların ardından Şam'daki yeni hükümetle bütünleşme yolunda daha önce hayal bile edilemeyecek bir adım atıyor.
Kürtlerin Ordusundan Vazgeçişi
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) bünyesinde yer alan ve bölgeyi DEAŞ'tan temizleyen Kürt savaşçılar, bu hafta yaptıkları açıklamayla silahlı güçlerini dağıtma kararı aldıklarını duyurdu. Bu karar, Suriye'nin kuzeydoğusunda yıllardır otonom bir yönetim kuran Kürtlerin, Şam'daki yeni yönetimle uzlaşma çabasının bir parçası olarak yorumlanıyor. Ancak bu süreçte en büyük endişe, bölgede yeniden canlanabilecek DEAŞ tehdidi ve Kürtlerin kazanımlarının akıbeti.
Kürt yetkililer, orduyu feshetme kararının kolay alınmadığını, bunun bir "fedakarlık" olduğunu belirtiyor. Yıllarca DEAŞ'a karşı savaşan ve binlerce kayıp veren Kürt güçleri, şimdi silahlarını bırakarak siyasi mücadeleye odaklanmayı tercih ediyor. Bu kararın arkasında, Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından Suriye'de yeni bir siyasi denklem oluştuğu ve Kürtlerin bu denklemde yer alma arayışı olduğu belirtiliyor.
Ancak uzmanlar, bu adımın risklerine de dikkat çekiyor. Özellikle bölgede hâlâ aktif olan DEAŞ hücreleri ve Türkiye'nin sınır ötesi operasyonları göz önüne alındığında, Kürtlerin güvenliklerini garanti altına almadan silahsızlanması ciddi bir güvenlik zafiyeti yaratabilir. Ayrıca, orduyu feshetme kararının nasıl uygulanacağı ve silahların ne olacağı konusunda henüz net bir plan bulunmuyor.
Yeni Dönem: Eski Cihatçıya Güven
Kürtlerin geleceğini bağladığı isim ise, Suriye'nin yeni fiili lideri olarak öne çıkan Hay'at Tahrir eş-Şam'ın (HTŞ) lideri Ahmed eş-Şara, bilinen adıyla Ebu Muhammed el-Culani. El Kaide'nin eski bir üyesi olan Culani, bugün Suriye'deki geçici hükümetin başında bulunuyor. Kürtlerin bu isimle uzlaşma yoluna gitmesi, bölgedeki pek çok aktör tarafından şaşkınlıkla karşılanıyor.
Ancak Kürt yetkililer, Culani'nin geçmişinin artık önemli olmadığını, asıl hedefin Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve DEAŞ'ın yeniden dirilmesinin engellenmesi olduğunu savunuyor. Bu çerçevede, Şam ile yapılan görüşmelerde Kürtlerin kültürel hakları ve bölgesel yönetim yapısının tanınması gibi taleplerinin masada olduğu belirtiliyor.
Buna karşın, Culani liderliğindeki HTŞ'nin Kürtlere ne kadar güvence vereceği belirsizliğini koruyor. HTŞ'nin muhafazakâr İslamcı ideolojisi ile Kürtlerin laik ve demokratik değerleri arasında ciddi farklar bulunuyor. Ayrıca, HTŞ içinde Kürtlere karşı düşmanca tavır sergileyen grupların olduğu da biliniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin güney sınırında önemli bir değişimi işaret ediyor. Ankara, uzun süredir PKK'nın uzantısı olarak gördüğü YPG'yi terör örgütü olarak değerlendiriyordu. Kürt ordusunun dağıtılması ve Şam ile bütünleşme çabası, Türkiye'nin sınır güvenliği endişelerini bir ölçüde hafifletebilir. Ancak Ankara'nın, HTŞ'nin geçmişi ve ideolojik duruşu konusunda çekinceleri bulunuyor. Türkiye, Suriye'de kalıcı bir istikrarın tesisi için Şam'daki yeni yönetimin PKK ve DEAŞ gibi örgütlere karşı net bir tavır almasını bekliyor. Ayrıca, Kürtlerin silahsızlanmasının PKK'nın dağ kadrolarını etkileyip etkilemeyeceği ve Suriye'deki güç dengesinin nasıl şekilleneceği Ankara'nın yakın takibinde olan konular arasında.