ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Brian Mast, Perşembe günü yaptığı açıklamada, küresel yapay zeka (YZ) liderliği yarışında Amerika Birleşik Devletleri'nin 'süper kahraman', Çin'in ise 'süper kötü' konumunda olduğu uyarısında bulundu. Mast'ın bu sözleri, Hazine Bakanı Scott Bessent'in iki gün önce yaptığı ve ABD'nin YZ konusundaki en büyük riskinin Çin olduğu yönündeki açıklamalarının hemen ardından geldi.
Gelişmenin arka planı
Brian Mast, ABD Temsilciler Meclisi'nde düzenlenen bir oturumda yaptığı konuşmada, yapay zeka teknolojilerinin küresel güç dengesini yeniden şekillendirdiğini ve bu alanda ABD'nin öncülüğünü kaybetmesi halinde bunun ulusal güvenlik açısından ciddi sonuçlar doğuracağını ifade etti. Mast, “Amerika bu yarışta süper kahramandır, Çin ise süper kötü. Eğer bu yarışı kaybedersek, ülkemiz ve müttefiklerimiz için tehlikeli bir gelecek bizi bekliyor” dedi.
Mast'ın açıklamaları, ABD Kongresi'nde Çin'in yapay zeka alanındaki ilerlemelerine yönelik artan endişeleri yansıtıyor. Son yıllarda Çin, yapay zeka araştırmalarına büyük yatırımlar yaparak ABD ile arasındaki farkı kapatmaya çalışıyor. Özellikle yüz tanıma, doğal dil işleme ve otonom sistemler gibi alanlarda Çinli şirketler önemli başarılar elde etti. ABD yönetimi, Çin'in askeri amaçlı yapay zeka uygulamaları geliştirmesinden de endişe duyuyor.
Hazine Bakanı Scott Bessent ise Salı günü yaptığı bir konuşmada, “ABD'nin yapay zeka konusundaki en büyük riski Çin'dir” diyerek, Washington'un bu alanda Pekin'e karşı daha agresif bir politika izlemesi gerektiğini savunmuştu. Bessent, yapay zeka teknolojilerinin hem ekonomik büyüme hem de ulusal güvenlik için kritik öneme sahip olduğunu vurgulamıştı.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-Çin arasındaki yapay zeka rekabeti, iki ülke arasındaki teknolojik ve jeopolitik gerilimin en önemli cephelerinden birini oluşturuyor. Bu rekabet, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda askeri ve istihbarat alanlarını da kapsıyor. ABD, Çin'in yapay zeka teknolojilerini askeri amaçlarla kullanmasını engellemek için ihracat kontrolleri ve yatırım kısıtlamaları gibi önlemler alıyor.
Çin ise bu baskılara rağmen yapay zeka alanında bağımsız bir ekosistem oluşturmaya çalışıyor. Pekin yönetimi, “Yapay Zeka Geliştirme Planı” ile 2030 yılına kadar dünyanın önde gelen yapay zeka merkezi olmayı hedefliyor. Bu plan kapsamında Çinli teknoloji devleri Baidu, Alibaba ve Tencent gibi şirketlere büyük teşvikler sağlanıyor.
Uzmanlar, yapay zeka yarışında öncülüğün kime geçeceğinin önümüzdeki on yıllarda küresel güç dengesini belirleyeceğini ifade ediyor. ABD'nin şu anda araştırma ve geliştirme, yatırım ve yetenek çekme konusunda avantajlı olduğu, ancak Çin'in büyük veri ve hükümet desteği açısından güçlü olduğu belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin yapay zeka rekabeti, Türkiye'nin teknoloji politikaları açısından dolaylı fırsatlar ve riskler barındırıyor. Türkiye, kendi milli yapay zeka stratejisini geliştirirken bu iki büyük güç arasındaki rekabetten etkilenebilir. ABD ve Çin'in teknoloji transferi kısıtlamaları, Türkiye'nin yapay zeka alanında dışa bağımlılığını artırabilir. Ancak Ankara, her iki ülkeyle de dengeli ilişkiler kurarak kendi teknolojik altyapısını güçlendirme fırsatı yakalayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin savunma sanayiinde yapay zeka uygulamalarına verdiği önem, bu rekabetin jeopolitik etkilerini daha da anlamlı kılmaktadır.