Geçtiğimiz hafta, Küresel Güney'in görsel kültürü üzerine bir ders hazırlığı yaparken, Google'ın yapay zeka aracı Gemini'nin çift yönlü bir halüsinasyonuna tanık oldum. İngilizce ve Çince veri setleri arasında tarihsel bir olayı çapraz referanslarken, İngilizce yapay zekanın otoriter bir tonda yanıt verdiğini ancak kaynakları uydurduğunu gördüm. Çince versiyonda ise farklı bir sapma söz konusuydu: veriler doğruydu ancak bağlam eksikti. Bu deneyim, Hong Kong'un benzersiz çift dilli yapısının yapay zeka çağında neden sadece kültürel bir miras değil, aynı zamanda teknolojik bir gereklilik olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Gelişmenin arka planı: Yapay zekada dil kör noktaları
Hong Kong, İngilizce ve Kantoncunun resmi statüde olduğu, Çin anakarasından farklı bir dilsel ekosisteme sahip. Bu çeşitlilik, yapay zeka modellerinin eğitildiği veri setlerinde de kendini gösteriyor. Gemini örneğinde olduğu gibi, İngilizce eğitilmiş modeller genellikle Batı perspektifini merkeze alırken, Çince modeller ise resmi tarih anlatısına bağlı kalıyor. Hong Kong, her iki dilin de günlük yaşamda aktif olarak kullanıldığı bir merkez olarak, bu eksiklikleri giderebilecek eşsiz bir konumda.
Kent, yıllardır hem İngilizce hem de Çince yayın yapan medya, akademik kurumlar ve hukuk sistemi sayesinde paralel veri setleri oluşturdu. Örneğin, ceza davalarında İngilizce ve Çince tanık ifadeleri aynı ağırlıkta değerlendiriliyor. Böyle bir ortamda yetişen yapay zeka, farklı dilsel perspektifleri dengeleme konusunda daha az yanlı davranıyor. Ancak son yıllarda Hong Kong'un özerkliğinin azalması, bu çift dilli dengenin korunmasını zorlaştırıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Dil çeşitliliğinin teknolojiyle imtihanı
Yapay zekadaki dilsel teklicilik, sadece Hong Kong'un değil, tüm küresel yapay zeka ekosisteminin sorunu. Büyük dil modelleri (LLM) İngilizce veriyle aşırı temsil edildiğinde, diğer dilleri ikincilleştiriyor ve kültürel çeşitliliği zayıflatıyor. Hong Kong, Kantonca ve İngilizce arasında köprü olarak bu soruna bir çözüm sunabilir: Kantonca, Mandarin'den farklı olarak, Güneydoğu Asya diasporasında da konuşuluyor ve bu bölgesel bağlamda stratejik önem taşıyor.
Teknoloji devleri, yapay zeka modellerini Hong Kong'da test ediyor çünkü burası, her iki dilde de yüksek kaliteli veriye erişimin hala mümkün olduğu nadir yerlerden biri. Ancak Çin anakarasının sıkı sansür politikaları, bu veri zenginliğini tehdit ediyor. Hong Kong'un çift dilli yapısı, tüm otoriter rejimlerin karşısında duran bir demokrasi direnişi olarak da okunabilir: Dilsel çoğulculuk, aynı zamanda düşünsel çoğulculuğun da ön koşulu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong'un dilsel çeşitliliğinden çıkarılacak dersler, Türkiye'nin yapay zeka stratejisi için değerli. Türkiye, hem Türkçe hem de Kürtçe, Arapça gibi bölgesel dilleri kapsayan çok dilli bir yapıya sahip. Yapay zeka sistemlerinin bu dillerdeki veri eksikliği, yanlış yönelimlere yol açabilir. Türkiye, Hong Kong benzeri bir ‘çift dilli veri merkezi’ olarak konumlanarak, Orta Doğu ve Avrasya için daha doğru yapay zeka modelleri geliştirilmesine katkıda bulunabilir. Aksi takdirde, Türkçe yapay zeka araçları Batı veya Çin merkezli veri setlerinin gölgesinde kalma riski taşıyor.