ABD'de bir federal yargıç, eski Başkan Donald Trump'ın postayla oy kullanma kurallarını sıkılaştırma girişimini ikinci kez engelledi. Karar, 8 Kasım'daki kritik ara seçimler için oy pusulalarının eyaletlere gönderilmesine sadece günler kala açıklandı. Nevada Bölge Yargıcı Miranda Du, eyaletteki seçim yasalarının değiştirilmesinin seçmen haklarını ihlal edeceği gerekçesiyle yürütmeyi durdurma kararı verdi. Bu gelişme, başkanlık seçimlerinin ardından yaşanan tartışmalı sürecin ardından ABD'de seçim güvenliği ve postayla oy kullanma konusundaki siyasi gerilimi bir kez daha gündeme getirdi.
Gelişmenin arka planı
Trump yönetimi, seçim sahtekarlığı iddialarını gerekçe göstererek postayla gönderilen oy pusulalarının sayımını zorlaştıracak kurallar getirmeye çalışıyordu. Nevada eyaletinde önerilen değişiklik, oy pusulalarının alınma süresini kısaltmayı ve imza doğrulama süreçlerini sıkılaştırmayı öngörüyordu. Ancak Yargıç Du, bu değişikliklerin özellikle azınlık grupları ve düşük gelirli seçmenler üzerinde orantısız bir etki yaratacağını belirterek, mevcut sistemin korunmasına hükmetti.
Yargıcın kararı, Demokratlar ve sivil toplum örgütleri tarafından memnuniyetle karşılandı. Seçim hakları savunucuları, postayla oy kullanmanın özellikle pandemi sonrası dönemde seçmen katılımını artırdığını ve bu tür kısıtlamaların demokratik süreci baltalayacağını ifade ediyor. Cumhuriyetçiler ise kararı 'seçim güvenliğine darbe' olarak nitelendirdi ve temyize gideceklerini duyurdu. Ancak uzmanlar, davanın Yüksek Mahkeme'ye taşınması halinde bile sürecin ara seçimlere yetişmeyebileceği görüşünde.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu karar sadece Nevada'yı değil, ABD genelinde postayla oy kullanma uygulamalarını da yakından ilgilendiriyor. 2020 başkanlık seçimlerinde postayla oy kullanma oranı rekor seviyeye ulaşmış, Trump'ın 'seçim hilesi' iddiaları ülke genelinde tartışmalara yol açmıştı. Bu kez karar, ara seçimler öncesinde seçim güvenliği konusundaki siyasi kutuplaşmayı yeniden alevlendirdi. ABD'de seçimlerin federal değil eyalet düzeyinde yönetilmesi, bu tür davaların her eyalette farklı sonuçlanmasına neden oluyor. Bu durum, ülkenin dört bir yanında seçim kurallarının tutarsızlaşmasına ve seçmenlerin kafasının karışmasına yol açıyor.
Uluslararası gözlemciler, ABD'deki bu süreci, demokratik kurumların dayanıklılığı açısından yakından izliyor. Özellikle Avrupa ve Latin Amerika'daki seçim gözlem misyonları, postayla oy kullanma gibi uygulamaların geniş kitlelerce kabul görmesinin, seçimlere olan güveni artırabileceğini ancak siyasi amaçlarla manipüle edilmesinin ciddi riskler taşıdığını vurguluyor. Uzmanlar, ABD'de yaşanan bu tartışmanın, dünya genelinde dijital oylama ve postayla oy kullanma yöntemlerinin geleceğini de etkileyebileceği görüşünde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişme, Türkiye'nin seçim güvenliği ve demokratik standartlar konusundaki tartışmalarına dolaylı da olsa ışık tutuyor. Türkiye'de de zaman zaman gündeme gelen erken oylama veya postayla oy kullanma yöntemleri, siyasi partiler arasında tartışma konusu oluyor. ABD örneği, bu yöntemlerin hukuki altyapısı iyi kurulmadığında siyasi kutuplaşmaya yol açabileceğini gösteriyor. Türkiye'de Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) ve anayasal yapının, bu tür tartışmaları toplumsal mutabakatla çözebilecek kapasitede olması, ülkenin demokratik istikrarı açısından önem taşıyor. Ancak Türkiye'nin mevcut seçim sistemi, doğrudan postayla oy kullanmaya geçiş için henüz olgunlaşmamış görünüyor; bu nedenle ABD'deki gelişmeler, Türkiye'deki siyasi aktörlere seçim reformlarının nasıl ele alınmaması gerektiği konusunda bir ders niteliği taşıyor.