New York'ta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde konuşan ABD merkezli yapay zeka şirketlerinin liderleri, yapay zekanın insan kontrolü altında tutulması için küresel işbirliğinin zorunlu olduğu uyarısında bulundu. OpenAI Üst Yöneticisi Sam Altman ve Anthropic Üst Yöneticisi Dario Amodei, 18 Kasım 2025 tarihinde düzenlenen oturumda, yapay zeka teknolojilerinin hızla gelişmesi karşısında uluslararası düzenlemelerin acilen hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
Güvenlik Konseyi'nde Tarihi Oturum
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, yapay zekanın küresel güvenlik üzerindeki etkilerini tartışmak üzere ilk kez bu düzeyde bir toplantı düzenledi. ABD'nin girişimiyle toplanan oturuma, BM üyesi ülkelerin temsilcileri ve teknoloji dünyasının önde gelen isimleri katıldı. Sam Altman, yapay zekanın potansiyel risklerine dikkat çekerek, "Yapay zeka sistemleri giderek daha güçlü hale geliyor ve bu sistemlerin insanlığın ortak yararına hizmet etmesi için uluslararası işbirliği şart" dedi. Altman, özellikle yapay zekanın askeri amaçlarla kullanımı ve otonom silah sistemlerinin yaygınlaşmasının ciddi tehditler oluşturabileceğini belirtti.
Anthropic Üst Yöneticisi Dario Amodei ise, yapay zekanın kontrolsüz gelişiminin "insanlık için varoluşsal bir risk" taşıdığını ifade etti. Amodei, "Uluslararası toplum, yapay zekanın güvenli gelişimini sağlamak için ortak standartlar belirlemeli. Aksi takdirde, geri dönüşü olmayan sonuçlarla karşılaşabiliriz" uyarısında bulundu. Her iki lider de, yapay zekanın faydalarının adil bir şekilde dağıtılması ve gelişmekte olan ülkelerin bu teknolojiden geri kalmaması gerektiğini vurguladı.
BM Güvenlik Konseyi üyeleri, yapay zeka yönetişimi konusunda uluslararası bir çerçeve oluşturulması için çağrıda bulundu. ABD Büyükelçisi, "Yapay zeka, 21. yüzyılın en önemli teknolojik gelişmesi ancak riskleri de beraberinde getiriyor. BM çatısı altında ortak akılla hareket etmeliyiz" dedi. Toplantıda, yapay zekanın barış ve güvenlik üzerindeki etkilerine ilişkin bir rapor hazırlanması ve gelecek yıl içinde bir çalışma grubu kurulması kararlaştırıldı.
Küresel Yapay Zeka Yönetişimi Arayışları
Yapay zeka teknolojileri, son yıllarda hızla gelişerek ekonomik, sosyal ve askeri alanlarda devrim yaratıyor. Ancak bu gelişim, beraberinde etik sorunlar, gizlilik ihlalleri ve güvenlik tehditlerini de getiriyor. ABD, Çin ve Avrupa Birliği gibi aktörler, yapay zeka düzenlemeleri konusunda farklı yaklaşımlar benimsiyor. ABD, inovasyonu teşvik ederken güvenlik önlemlerini artırmayı hedefliyor; AB ise daha katı düzenlemelerle yapay zekanın risklerini sınırlamaya çalışıyor. Çin ise yapay zeka alanında küresel liderlik iddiasıyla kendi standartlarını ihraç etmeye çalışıyor.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, yapay zekanın küresel yönetişimi için kapsayıcı bir diyalog çağrısı yaparak, "Yapay zeka, sınır tanımıyor. Bu nedenle çözüm de sınır tanımamalı" ifadelerini kullandı. Guterres, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında dijital uçurumun kapatılması gerektiğini de sözlerine ekledi.
Uzmanlar, yapay zekanın askeri kullanımı konusunda endişelerini dile getiriyor. Otonom silah sistemleri, siber saldırılar ve dezenformasyon kampanyaları, uluslararası güvenliği tehdit eden başlıca riskler arasında gösteriliyor. Bu nedenle, BM bünyesinde bağlayıcı bir anlaşma sağlanması zor görünse de, en azından ortak ilkeler etrafında uzlaşma sağlanması hedefleniyor.
Türkiye, yapay zeka alanında son yıllarda önemli adımlar atarak, ulusal yapay zeka stratejisini oluşturdu. Türkiye'nin de BM toplantısında temsil edilmesi, küresel yönetişim çabalarına katkı sağlama potansiyelini gösteriyor. Ancak, Türkiye'nin yapay zeka ekosistemi henüz gelişme aşamasında ve uluslararası işbirliği, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme açısından kritik önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yapay zeka yönetişiminde küresel işbirliği arayışı, Türkiye için hem fırsat hem de riskler barındırıyor. Türkiye, genç nüfusu ve gelişen teknoloji altyapısıyla yapay zeka alanında potansiyel taşıyor ancak Ar-Ge yatırımları ve nitelikli işgücü konusunda eksiklikler bulunuyor. Uluslararası standartların belirlenmesi sürecine aktif katılım, Türkiye'nin teknoloji bağımsızlığını güçlendirebilir ve küresel rekabette avantaj sağlayabilir. Öte yandan, yapay zeka düzenlemelerinde ABD ve AB arasındaki farklılıklar, Türkiye'nin hangi modeli benimseyeceği konusunda stratejik bir karar vermesini gerektiriyor. Ayrıca, yapay zekanın askeri kullanımına yönelik riskler, Türkiye'nin savunma sanayii ve güvenlik politikalarını doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle, BM çatısı altındaki müzakerelerde etkin rol almak, Türkiye'nin ulusal çıkarlarını koruması açısından hayati önem taşıyor.