ABD ekonomisinin temel direği olan tüketici harcamaları, son aylarda artan enflasyon ve yüksek faiz oranlarına rağmen gücünü koruyor. Ancak bu direncin arkasında endişe verici bir gelişme var: Hanehalkı tasarruf oranı, Mart 2023 itibarıyla yüzde 4,6'ya gerileyerek pandemi sonrası dönemin en düşük seviyesini gördü. COVID-19 krizinde milyarlarca dolarlık teşvik paketleriyle şişen tasarruf hesapları, şimdi hızla eriyor. Peki bu durum bir krizin habercisi mi, yoksa normalleşme sürecinin doğal bir parçası mı?
Tasarruf oranı neden düşüyor?
ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırımları ve devam eden yüksek enflasyon, hanelerin bütçesini iki yönlü sıkıştırıyor. Bir yandan kredi kartı ve konut kredisi faizleri yükselirken, diğer yandan gıda ve enerji fiyatlarındaki artış harcamaları zorunlu olarak yukarı çekiyor. Moody's Analytics verilerine göre, ortalama bir Amerikan ailesi pandemi döneminde biriktirdiği fazla tasarrufun yaklaşık yüzde 65'ini tüketti. Kişisel tasarruf oranı, 2020 Nisan'da yüzde 33,8 ile rekor kırmıştı. O günden bu yana düzenli bir düşüş yaşanıyor.
Ancak bu durum tek başına alarm zillerini çaldırmıyor. Ekonomistler, tasarruf oranındaki düşüşün büyük ölçüde pandemi sonrası normalleşmenin bir yansıması olduğunu belirtiyor. İnsanlar seyahat, restoran ve eğlence gibi ertelenmiş taleplerini karşılıyor. Ayrıca işgücü piyasası hâlâ güçlü: İşsizlik oranı yüzde 3,5 ile tarihi düşük seviyelerde. Ücret artışları enflasyonu tam olarak karşılamasa da, tüketicilere nefes aldırıyor.
Küresel boyut: Resesyon endişeleri ve Fed'in yolu
ABD tüketicisinin durumu, küresel ekonomi için kilit bir gösterge. Dünyanın en büyük ekonomisinde tüketim kaynaklı bir yavaşlama, gelişmekte olan ülkelerden Almanya'ya kadar herkesi etkiler. Nitekim Uluslararası Para Fonu (IMF), Nisan ayı Dünya Ekonomik Görünüm raporunda ABD'nin 2023 yılı büyüme tahminini yüzde 1,6'dan yüzde 1,3'e indirdi. Ancak aynı raporda ABD için resesyon olasılığı yüzde 25 olarak korundu. Fed Başkanı Jerome Powell, son toplantısında faiz artırımına ara verme sinyali vermişti. Bu karar, tüketici harcamalarındaki yavaşlamayı ve bankacılık sektöründeki stresi dengeleme çabası olarak görülüyor.
Öte yandan, tasarruf oranındaki düşüşün yarattığı en büyük risk, tüketicilerin ani bir şok karşısında tamponsuz kalması. Özellikle düşük gelirli haneler, pandemi yardımlarının sona ermesiyle birlikte kırılgan hale geldi. New York Fed verilerine göre, kredi kartı borçları 2022'nin dördüncü çeyreğinde 56 milyar dolar artarak 986 milyar dolara ulaştı. Bu da tüketici borçluluk oranının yükseldiğine işaret ediyor. Ancak bankaların sermaye yapılarının güçlü olması, 2008 krizine benzer bir borç krizini şimdilik engelliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD tüketici talebindeki olası bir yavaşlama, Türkiye gibi ihracata dayalı büyüme modeli izleyen ülkeler için doğrudan risk oluşturur. Türkiye'nin ABD'ye ihracatı 2022'de 16,6 milyar dolara ulaştı; otomotiv, tekstil ve makine başlıca kalemler. Amerikalı tüketicilerin harcamalarını kısması, bu sektörlerde sipariş düşüşüne yol açabilir. Ayrıca Fed'in faiz politikası, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin para birimleri üzerinde baskı yaratıyor. Tasarruf oranındaki düşüşün panik yaratmaması sevindirici, ancak Türkiye'nin ihracat pazarlarını çeşitlendirme ve iç talebi canlandırma stratejilerini hızlandırması gerekiyor. Küresel resesyonun etkileri henüz kapımızda değil, ama tedbirli olmakta fayda var.