ABD'de çoğunluğu Demokrat Partili valiler tarafından yönetilen bir eyalet koalisyonu, İç Güvenlik Bakanlığı'na (DHS) karşı federal mahkemede dava açarak, afet yardım fonlarının eyaletlerin seçim yönetimi uygulamalarını değiştirmesi şartına bağlanmasını engellemeye çalışıyor. Perşembe günü New York, Kaliforniya, Colorado, Connecticut, Delaware, Hawaii, Illinois, Maryland, Massachusetts, Michigan, Minnesota, Nevada, New Jersey, New Mexico, Kuzey Karolina, Oregon, Pennsylvania, Rhode Island, Vermont, Virginia, Washington ve Wisconsin eyaletlerinin yanı sıra District of Columbia'nın da aralarında bulunduğu 22 eyalet ve bölge, DHS'nin afet fonlarını, Başkan Donald Trump'ın desteklediği seçim güvenliği önlemlerini kabul etmeyen eyaletlerden esirgemesinin anayasaya aykırı olduğunu savundu. Dava, federal mahkemeden DHS'nin bu uygulamayı durdurmasını talep ediyor.
Gelişmenin arka planı
Trump yönetimi, eyaletlerin afet yardımı alabilmesi için seçim süreçlerinde belirli değişiklikler yapmasını şart koşan bir genelge yayımlamıştı. Bu değişiklikler arasında, posta yoluyla oy kullanma işlemlerinin sıkılaştırılması, seçmen kimlik doğrulama süreçlerinin güçlendirilmesi ve oy pusulalarının sayımına ilişkin daha katı kurallar yer alıyor. Demokrat eyaletler, bu adımların seçmen katılımını engelleyeceğini ve özellikle azınlık gruplarının oy kullanma hakkını kısıtlayacağını ileri sürüyor. Dava dilekçesinde, DHS'nin bu politikasının, eyaletlerin anayasal yetkilerine müdahale ettiği ve federal hükümetin afet yardımı dağıtımında tarafsız olması gerektiği vurgulanıyor.
Afet fonları, kasırga, sel, orman yangını gibi doğal afetlerden etkilenen bölgelere yardım sağlamak için kullanılıyor. Trump yönetiminin bu fonları siyasi bir araç olarak kullanması, özellikle seçim yılında büyük tartışma yarattı. Demokratlar, fonların kesilmesinin, afet mağdurlarına yardım ulaştırılmasını geciktireceğini ve can güvenliğini tehlikeye atacağını belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu dava, ABD'de federal hükümet ile eyaletler arasındaki yetki çatışmasının en son örneği olarak öne çıkıyor. Seçim güvenliği konusu, Trump'ın 2020 seçimlerinde posta yoluyla oy kullanmaya karşı çıkmasıyla birlikte daha da siyasallaşmıştı. Cumhuriyetçi çoğunluktaki eyaletler, seçimlerdeki usulsüzlük iddialarını bahane ederek benzer kısıtlamalar getirirken, Demokratlar bu adımları oy hakkına saldırı olarak nitelendiriyor. Mahkemenin vereceği karar, sadece afet fonlarının dağıtımını değil, aynı zamanda gelecekteki seçim yasaları ve federal-eyalet ilişkileri açısından da emsal teşkil edebilir. Uluslararası alanda ise, ABD'nin en güçlü demokrasi olarak seçim güvenliği konusundaki bu tartışmaları, diğer ülkelerdeki benzer süreçlere de yansıyabilir. Özellikle artan dezenformasyon ve seçim müdahalesi endişeleri, bu tür davaların küresel bir boyut kazanmasına neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişme, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, federal yapı ile merkezi hükümet arasındaki yetki paylaşımı ve afet yönetimi konularındaki hassasiyetler açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye'de de benzer şekilde, afet yardımlarının siyasallaşmaması ve tarafsız dağıtılması gerekliliği sıkça vurgulanmaktadır. Ayrıca, ABD'deki seçim güvenliği tartışmaları, Türkiye'nin kendi seçim sistemine yönelik olası reform tartışmalarında dikkate alabileceği uluslararası bir referans noktasıdır. Ancak mevcut durumda Türkiye ile bu dava arasında doğrudan bir bağ bulunmamaktadır.