ABD Kongresi'nde Cumhuriyetçi bir milletvekili, İsrail'in 1967 yılında Amerikan istihbarat gemisi USS Liberty'ye düzenlediği ve 34 denizcinin ölümüne, 174 kişinin de yaralanmasına yol açan saldırıya ilişkin yeni bir soruşturma başlatılması çağrısında bulundu. Florida Temsilcisi Anna Paulina Luna, konuyla ilgili bir karar tasarısı sunarak, olayın üzerinden 57 yıl geçmesine rağmen adaletin henüz tam olarak sağlanmadığını ve saldırının arkasındaki nedenlerin hâlâ netlik kazanmadığını ifade etti.
Gelişmenin arka planı: USS Liberty olayı
USS Liberty, 8 Haziran 1967 tarihinde Altı Gün Savaşı sırasında Doğu Akdeniz'de uluslararası sularda seyrederken İsrail hava kuvvetleri ve donanması tarafından saldırıya uğradı. İsrail, saldırının geminin kimliğinin yanlış tespit edilmesi sonucu bir hata olduğunu öne sürerken, ABD'li yetkililer ve sağ kurtulan denizciler, saldırının kasıtlı olduğu yönünde iddiaları dile getirmiştir. Olay sonrası ABD yönetimi, İsrail ile ilişkilerin bozulmaması adına kapsamlı bir soruşturma yapılmamasını tercih etmiş, ancak konu yıllardır ABD-İsrail ilişkilerinde bir kriz noktası olarak varlığını sürdürmektedir.
Luna'nın girişimi, özellikle Cumhuriyetçi Parti içinde İsrail'e yönelik eleştirilerin arttığı bir döneme denk geliyor. Bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri, İsrail'in Filistin politikalarına karşı daha sert bir tutum benimserken, USS Liberty olayı bu eleştirilerin odağında yer alıyor. Tasarı, Saldırıda hayatını kaybedenlerin aileleri ve gazilerin taleplerini yeniden gündeme getiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: ABD-İsrail ilişkilerinde yeni bir kırılma mı?
USS Liberty saldırısının yeniden soruşturulması çağrısı, sadece tarihi bir hesaplaşma değil, aynı zamanda ABD-İsrail stratejik ortaklığının geleceğine dair de önemli sinyaller veriyor. Son yıllarda özellikle İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim politikaları ve Gazze'ye yönelik askeri operasyonları, ABD Kongresi'nde İsrail'e yönelik eleştirileri artırdı. Demokratların bir kısmı İsrail'e yapılan askeri yardımı sorgularken, Cumhuriyetçilerin bir kanadı da İsrail'in ABD çıkarlarını her zaman önceliklendirmediğini savunuyor. Luna'nın girişimi, bu bağlamda İsrail'e yönelik şeffaflık taleplerini artırabilir.
Geçmişte birçok kez gündeme gelen USS Liberty soruşturması, ABD Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon tarafından sürekli olarak ertelenmişti. Olayın yeniden soruşturulması halinde, ABD-İsrail arasındaki resmi tarih anlatısı sorgulanabilir ve iki ülke arasında diplomatik bir krize yol açabilir. Öte yandan, İsrail yönetimi konuyu kapalı bir dosya olarak görmeye devam ediyor ve herhangi bir soruşturmayı gereksiz buluyor. Bu nedenle Luna'nın çağrısının ne kadar somut bir sonuç doğuracağı belirsizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Her ne kadar USS Liberty olayı doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, ABD-İsrail ilişkilerindeki bu tür kırılmalar bölgesel denklemleri etkileyebilir. Türkiye, Doğu Akdeniz'deki enerji ve güvenlik politikaları kapsamında ABD ve İsrail ile karmaşık ilişkiler yürütüyor. ABD'de İsrail'e yönelik artan eleştiriler, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek bağlamında Ankara için diplomatik bir fırsat penceresi açabilir. Ayrıca, ABD'nin bölgedeki müttefikleri arasında güven bunalımı yaşanması, Türkiye'nin kendi savunma ve dış politika stratejilerinde daha bağımsız hareket etmesini kolaylaştırabilir. Ancak bu gelişmelerin kısa vadede somut bir değişime yol açması beklenmiyor.